Uygulama, doğal alanların korunması amacıyla ücretlendirme yapılmasının yanı sıra, “Doğaya erişim herkes için eşit olmalı” ve “Ekolojik alanlar ticari kaygılarla yönetilmemeli” değerlendirmelerini de gündeme taşıdı.

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde İkiyaka Dağları içerisinde yer alan Cilo Sat Buzul Gölleri, yüksek rakımı, buzul gölleri ve yaz mevsiminde dahi erimeyen kar örtüsüyle bölgenin en dikkat çekici doğal alanları arasında bulunuyor.

Yaklaşık 3 bin 400 metre rakımda bulunan göller, özellikle yaz aylarında doğa tutkunlarının, fotoğrafçıların ve bölgeyi görmek isteyen ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri haline geliyor.

Ancak bölgeye ilişkin yeni uygulama, doğal güzelliklerin korunması kadar doğaya erişimin niteliği ve herkes için eşit olup olmayacağı tartışmasını da beraberinde getirdi.

Cilo Sat Dağları

Cilo Sat Buzul Gölleri’ne giriş artık ücretli

Cumhurbaşkanlığı kararıyla milli park statüsüne alınan İkiyaka Dağları içerisindeki Sat Buzul Gölleri’nde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından giriş ücretlendirmesine geçildi.

Yeni uygulamaya göre bölgeye gelen ziyaretçilerden kişi başına 35 TL giriş ücreti alınacak. Araçlarla giriş yapmak isteyen ziyaretçiler için ise araç türüne göre farklı tarifeler uygulanacak.

Belirlenen ücretler şöyle:

  • Yaya: 35 TL
  • Motosiklet: 90 TL
  • Otomobil: 105 TL
  • Karavan: 210 TL
  • Minibüs: 315 TL
  • Otobüs: 1.000 TL

Böylece özellikle kalabalık gruplar halinde bölgeyi ziyaret etmek isteyenler açısından toplam maliyet daha da yükselmiş olacak.

“Doğa herkesindir” tartışması

Ücretlendirme kararının ardından gündeme gelen en önemli başlıklardan biri ise doğal alanlara erişimin ekonomik duruma göre değişip değişmemesi oldu.

Cilo Sat Buzul Gölleri gibi doğal ve kamusal niteliği bulunan alanların korunması gerektiği konusunda genel bir görüş bulunurken, koruma amacıyla alınan önlemlerin vatandaşın doğaya erişimini zorlaştırmaması gerektiği de savunuluyor.

Özellikle ekonomik imkanları sınırlı vatandaşlar açısından düşünüldüğünde, giriş ücretlerinin yanı sıra ulaşım, yakıt ve diğer giderlerin de hesaba katılması gerekiyor.

Bu nedenle tartışma yalnızca “35 TL ücret fazla mı, az mı?” sorusuyla sınırlı kalmıyor. Asıl soru, doğal güzelliklerin korunması adına uygulanan ücretlendirme sisteminin toplumun bütün kesimlerinin doğadan yararlanmasını nasıl etkileyeceği noktasında yoğunlaşıyor.

Anayasa’daki çevre hakkı yeniden gündemde

Cilo Sat Buzul Gölleri’ndeki uygulama, Türkiye’de vatandaşların çevreye ve doğal alanlara erişimi konusunda Anayasa’da yer alan çevre hakkını da yeniden gündeme getiriyor.

Anayasa’nın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilirken, çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve çevre kirlenmesinin önlenmesinin devletin ve vatandaşların sorumluluğunda olduğu ifade ediliyor.

Bu açıdan bakıldığında doğal alanların korunması kadar, bu alanların toplum tarafından erişilebilir ve sürdürülebilir biçimde kullanılabilmesi de önem taşıyor.

Cilo Sat gibi hassas ekosistemlerde ziyaretçi yoğunluğunun kontrol altına alınması, çevrenin korunması ve doğal yapının gelecek kuşaklara aktarılması amacı taşıyabilir. Ancak bu uygulamaların vatandaşın doğayla bağını tamamen ekonomik bir erişim modeline dönüştürmemesi gerektiği yönündeki değerlendirmeler de dikkat çekiyor.

Ticari kaygı mı, doğayı koruma amacı mı?

Doğal alanlarda ücretlendirme uygulamalarına yönelik tartışmaların bir diğer boyutunu ise ticari kaygılar oluşturuyor.

Doğa koruma alanlarında belirli bir ücret alınmasının bakım, güvenlik, temizlik ve koruma faaliyetlerinin finansmanında kullanılması mümkün olsa da, doğal alanların zaman içerisinde gelir elde edilen ticari alanlara dönüşmesi endişesi ortaya çıkabiliyor.

Özellikle Cilo Sat Buzul Gölleri gibi ekolojik açıdan hassas bölgelerde önceliğin ticari gelir değil, doğal yapının korunması olması gerektiği vurgulanıyor.

Bu nedenle vatandaşların akıllarındaki temel soru, toplanan giriş ücretlerinin nereye aktarılacağı ve bölgenin korunması için nasıl kullanılacağı oluyor.

“Ücret alınacaksa karşılığında ne yapılacak?”

Bölgeye girişlerin ücretli hale gelmesiyle birlikte yalnızca ücret tarifesinin değil, elde edilen gelirin kullanımının da kamuoyuna açık olması beklentisi ortaya çıkıyor.

Ziyaretçiler açısından bakıldığında;

  • Doğal alanın temizliği nasıl sağlanacak?
  • Çöp ve atıkların kontrolü nasıl yapılacak?
  • Bölgedeki doğal yaşam nasıl korunacak?
  • Ziyaretçi yoğunluğu nasıl denetlenecek?
  • Güvenlik ve acil müdahale imkanları artırılacak mı?
  • Elde edilen gelir doğrudan bölgenin korunmasına aktarılacak mı?

gibi sorular önem kazanıyor.

Çünkü doğal alanlara giriş için ücret alınması tek başına koruma anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, ücret karşılığında elde edilen kaynağın doğal alanın korunmasına dönüştürülmesi ve bunun şeffaf biçimde ortaya konulması.

Gece konaklamaya izin verilmeyecek

Yeni uygulamayla birlikte Cilo Sat Buzul Gölleri'nde ziyaret saatleri de sınırlandırıldı.

Hakkari’de Otomobil ile Minibüs Çarpıştı, 3 Yaralı
Hakkari’de Otomobil ile Minibüs Çarpıştı, 3 Yaralı
İçeriği Görüntüle

Bölgeye girişlerin 08.00'de başlayacağı, ziyaretçilerin ise 19.00'a kadar alandan ayrılması gerektiği belirtildi.

Buna göre bölgede gece konaklamaya izin verilmeyecek.

Uygulamanın özellikle geceleri oluşabilecek kontrolsüz insan hareketliliğinin, çevre kirliliğinin ve doğal yaşam üzerindeki baskının azaltılması amacı taşıdığı değerlendiriliyor.

Kano ve rafting faaliyetleri de yasak

Cilo Sat Buzul Gölleri'nde ziyaret saatlerinin yanı sıra bazı sportif faaliyetlere de sınırlama getirildi.

Bölgede kano ve rafting gibi bazı sportif faaliyetlerin yapılmasına izin verilmeyeceği öğrenildi.

Doğal alanların hassas yapısı dikkate alındığında sportif faaliyetlerin sınırlandırılması, ekosistemin korunması açısından değerlendirilebilirken, bölgenin turizm potansiyelinin nasıl kullanılacağı da ayrı bir tartışma konusu olarak öne çıkıyor.

Cilo Sat’ın geleceği nasıl olacak?

Cilo Sat Buzul Gölleri, yalnızca Hakkâri'nin değil, Türkiye'nin önemli yüksek rakımlı doğal alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarının ortasında dahi buz ve kar örtüsünün görülebildiği göller, bölgenin iklim ve coğrafi özelliklerini gözler önüne seriyor.

Ancak artan ziyaretçi sayısı, beraberinde çevre kirliliği, kontrolsüz kullanım ve doğal yapının bozulması gibi riskleri de beraberinde getirebilir.

Bu nedenle Cilo Sat'ın korunması konusunda denetimlerin artırılması ve ziyaretçi sayısının kontrol altında tutulması önem taşıyor.

Bununla birlikte koruma politikalarının doğayı toplumdan uzaklaştıran değil, toplumu doğayla bilinçli ve sorumlu biçimde buluşturan bir anlayışla yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.

Asıl mesele ücret değil, doğaya erişimin nasıl yönetileceği

Cilo Sat Buzul Gölleri'nde başlayan ücretli giriş uygulaması, önümüzdeki dönemde yalnızca ücret tarifesi üzerinden değil, doğal alanların yönetim anlayışı üzerinden de tartışılacağa benziyor.

Bir yandan binlerce yıllık doğal oluşumların korunması, ziyaretçi yoğunluğunun kontrol edilmesi ve ekolojik tahribatın önüne geçilmesi gerekiyor.

Diğer yandan ise doğanın yalnızca ekonomik imkanları bulunan insanların ulaşabileceği bir alana dönüşmemesi, toplumun farklı kesimlerinin doğal güzelliklerden yararlanabilmesi ve çevre hakkının herkes açısından korunması önem taşıyor.

Muhabir: SELİM TEKİN