DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çözüm sürecinde gelinen noktayı değerlendirirken, Türkiye’nin en köklü sorunlarından biri için “son aşamaya gelindiğini” söyledi. Bakırhan, “Son aşamaya geldik. Dinlemeler yapıldı. Örgüt de zaten 5-6 adım atarak mevcut çağrıya nasıl yaklaştığını ortaya koydu. Şu anda yapılacak tek şey, partilerin raporlarını toplayıp gerçekten kapsayıcı, onurlu bir dönüşü sağlayan ve bir daha silahın, çatışmanın olmayacağı bir sürecin altyapısını oluşturacak yasaların çıkmasını sağlamak. Yani onurlu bir dönüş sağlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Ekol TV’de gündemi değerlendiren Bakırhan, devam eden sürece ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Yasal düzenleme ihtiyacının altını çizen Bakırhan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“PKK ve sonuçlarını ortadan kaldıracak bir yasa olması gerekiyor. En başında ayrıştırıcı bir yaklaşımla ‘şunlar, bunlar şu kadar, diğerleri bu kadar’ şeklinde bir ayrım yapmak bence doğru değil. Belki Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden ortaya çıkmış bir örgüt; şimdi kendisini feshediyor. 40 yıllık sonuçları var. İçeride olan, sürgünde olan, yargılanan, silahı bırakan… Bütüncül bir yaklaşımla meseleye yaklaşmak gerekiyor. Yani sonuçlarını ortadan kaldıran bir düzenlemeye ihtiyaç var.
50 yıllık bir silahlı örgütte kimin eline silah alıp almadığını nereden bileceğiz? Bunu nasıl ölçeceğiz? Bunu önerenlere aslında sormak lazım. Zaten herkes eline silah almış, katılmış da; kim kullandı, kim kullanmadı nasıl ayırt edeceğiz? İkincisi; bir örgüt kendisini feshediyorsa ‘yönetici, orta kademe, alt kademe’ gibi ayrımların ne anlamı kalır? Nasıl tartışılır, nasıl formüle edilir bilmiyorum ama sonuçta bunlar örgütün yöneticileridir.”
“100 yıllık bir mesele halloluyor”
Bakırhan, Türkiye’nin tarihsel bir eşiğe geldiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Dolayısıyla 100 yıllık bir mesele halloluyor. Her birimiz acı yaşadık, emin olun gözyaşlarımızı biriktirdik. Bu ülkenin her karışı aslında bu sorundan etkilendi. Fiziksel olarak etkilenmeyenler de ekonomik olarak etkilendi. Yani bu meselenin dünya kadar boyutu var. Mesele budur.
Bu meselenin çözümünde bence, geçmişimizi elbette bir yerde tutarak ama daha çok geleceği düşünerek; gençlerimizin geleceğini, ülkemizin geleceğini düşünerek; çatışmasız, silahsız, kavgasız, insanların yaşamını yitirmediği bir Türkiye’yi gerçekleştirme döneminde bu tür ayrıntılara takılmamak gerekiyor. Bunlar tartışılır, bunlara bir çare bulunabilir.
Ama beni heyecanlandıran bu sürecin kendisidir. Evet, silah olmayacak, çatışma olmayacak. Kürt’ün anası da rahat uyuyacak, Türk’ün anası da, Arap’ın da… Türkiye’de yaşayan bütün inanç ve milliyetlerden insanların aileleri rahat yaşayacak. Çocuğunu askere gönderen bir annenin, her telefon çaldığında ne hissettiğini onlara sormak gerekiyor.”
“Bir daha silahın olmayacağı bir sürecin altyapısı oluşturulmalı”
Komisyon çalışmalarına ilişkin de konuşan Bakırhan, partilerin rapor hazırlama sürecini şu sözlerle anlattı:
“Şimdi şöyle; aslında en başından beri oradaki tartışmalardan çıkardığımız şey şu: Her komisyonda bulunan her parti kendi raporunu hazırlayacak. Meclis Başkanı, ortaklaşılan maddeleri partilerin ortak düşünceleri olarak sunacak. Diğer öneriler ise her partinin kendi raporunda yer alacak. Bu konuda atılması gereken adımlar için de, yani yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği için, raporlar Meclis’e gönderilecek. Mecliste ilgili komisyonlar ve ilgili bakanlıklar kendi payına düşenlerle ilgili gerekli düzenlemeleri yapar.
Aslında son aşamaya geldik. Dinlemeler yapıldı. Örgüt de zaten 5-6 adım atarak mevcut çağrıya nasıl yaklaştığını ortaya koydu. Şu anda yapılacak tek şey, partilerin raporlarını toplayıp gerçekten kapsayıcı, onurlu bir dönüşü sağlayan ve bir daha silahın, çatışmanın olmayacağı bir sürecin altyapısını oluşturacak yasaların çıkmasını sağlamak. Yani onurlu bir dönüş sağlamak gerekiyor. Amaç odaklı ve bütüncül, umut hakkı dahil olmak üzere... Yani bir meseleyi tartışıyoruz. Bir meseleyi çözmeye koyulduğumuz bu süreçte ‘İçinde şu yararlanır, bu yararlanmaz, bu yararlanamaz’ gibi tartışmalar bence toplumda algı oluşturmaya dönük yaklaşımlar.”
CHP’ye Eleştiri: “Sorumluluğu olan bir meseledir”
İmralı’ya giden heyette CHP’nin yer almamasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Bakırhan:
“Cumhuriyet Halk Partisi orada olmalı ve sormalıydı. Varsa eleştirileri yapmalılardı. Ben, tabii Cumhuriyet Halk Partisi'ne çok şaşırdım. Çünkü yönetime iddiası olan, şansı olan bir siyasi parti… 100 yıllık bir mesele; Cumhuriyet’in hemen kuruluşuyla başlayan ve aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin de sorumluluğu olan bir meseledir. Türkiye’nin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu meseleye doğrudan dahil olması, yol açan, ön açan, katkı sunan, kapsayıcı bir yaklaşımla hareket etmesi gerektiğini düşündüğüm için çok şaşırdım. Bunlar ileride telafi edilebilir…”
“Bahçeli’nin çıkışı devrimsel bir çıkıştır”
Siyasi partilere “eleştiri yerine çözüm” çağrısında bulunan Bakırhan:
“Kimse çözüme ilişkin bir program ortaya koymuyor… Bence Sayın Bahçeli’nin çıkışı devrimsel bir çıkıştır. Bunu siyaset olarak söylemiyorum; biz asla böyle siyaset yapmayız. Çok önemliydi. Sayın Bahçeli’nin çıkışı ve Öcalan’ın ona vermiş olduğu yanıt bence kıymetlidir. Türkiye buradan yükselmelidir.”
“Türkiye, Suriye’de kesinlikle kapsayıcı olmalı”
Bakırhan, bölgesel politikaya ilişkin değerlendirmelerinde şunları söyledi:
“Barzaniler için, Sayın Talabani için, Sayın Barzani için geçmişte söylenenleri hatırlarsınız… Şimdi ilişkiler başka bir noktada.
Türkiye, Suriye’de kesinlikle kapsayıcı olmalı. Biz Türkiye’de yaşayan Kürtler olarak diyoruz ki: ‘Bizim akrabalarımız, kardeşlerimiz, aynı aşiretimiz…’ Onların hakkını savunmak Türkiye’nin görevi olmalı.”
Konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“Kürtler, Türkler için asla tehdit değildir. Türkiye için asla tehdit değildir.”




