Haliç kıyılarını 17’nci yüzyıldan itibaren süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla bilinen yapı, Osmanlı döneminde “Aynalıkavak Sarayı” veya “Tersane Sarayı” olarak anılan yapı grubunun günümüze ulaşabilen tek örneği olarak öne çıkıyor.
Tarihsel kaynaklara göre, bölgenin Bizans döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme alanı olarak kullanıldığı belirtiliyor. İstanbul’un 1453’te Osmanlılar tarafından fethinin ardından ise bölge, Osmanlı sultanlarının ilgisini çekmeye devam etti.
“TERSANE HASBAHÇESİ” OLARAK ANILDI"
Fatih Sultan Mehmed döneminde (1444-1481) İstanbul’un fethinden sonra, bölgede kurulan Osmanlı Tersanesi nedeniyle alan “Tersane Hasbahçesi” adıyla anılmaya başlandı. Bu geniş koruluk, zamanla padişahların dinlenme ve vakit geçirme alanı haline geldi.
İLK YAPILAŞMA FATİH DÖNEMİNE DAYANIYOR
Hasbahçe’deki ilk yapılaşmanın Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar uzandığı belirtilirken, burada kesin olarak inşa edildiği bilinen ilk kasrın ise I. Ahmed dönemine (1603-1617) ait olduğu ifade ediliyor.
“TERSANE SARAYI”NDAN AYNALIKAVAK’A
Tarihsel süreç içerisinde farklı padişahlar tarafından eklenen kasırlarla gelişen yapı topluluğu, “Tersane Sarayı” olarak anılırken, 17’nci yüzyıldan itibaren “Aynalıkavak Sarayı” adıyla da bilinmeye başladı. Günümüzde ise bu tarihi yapı Aynalıkavak Kasrı olarak varlığını sürdürüyor.




