Sosyal güvenlik sisteminde son dönemde yaşanan hareketlilik emeklilik hayali kuran milyonlarca çalışanın gündemindeki en önemli konulardan biri haline geldi. Özellikle yaş şartına takılan vatandaşların gözü kademeli emeklilik ile ilgili düzenlemelerde bulunurken prim gün sayısı eksik olan sigortalılar açısından zaman daralıyor. Sosyal güvenlik alanında çalışmalarını sürdüren uzmanlar yeni yılla birlikte uygulanacak olan katsayı değişikliklerinin maliyetleri ciddi oranda artıracağını vurguluyor.
Gelecek yılın başında asgari ücrete yapılması planlanan artışın hizmet borçlanması kalemlerini doğrudan etkileyeceği öngörülüyor. Sene sonu yaklaşırken planlama yapmayan sigortalıların ocak ayından itibaren çok daha yüksek tutarlarla karşı karşıya kalacağı ifade ediliyor. Bu durum borçlanma yapmayı düşünen vatandaşlar için aralık ayı bitmeden adım atmanın ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Asgari Ücret Zammı Borçlanma Miktarlarını Doğrudan Etkileyecek
Doğum ve askerlik borçlanması gibi işlemler tamamen brüt asgari ücret üzerinden hesaplandığı için yapılacak her zam ödenmesi gereken tutarı artırıyor. Sosyal güvenlik uzmanı Dilek Ete tarafından paylaşılan detaylara göre ocak ayında asgari ücrete yapılması öngörülen %30,0 oranındaki artış borçlanma yapacak kişilerin cebini yakacak. Güncel tutarlardan yararlanmak isteyen vatandaşların işlemlerini yılın son günlerine bırakmadan tamamlaması gerektiği belirtiliyor.
Somut veriler üzerinden bir değerlendirme yapıldığında rakamlardaki artışın boyutu çok daha net görülebiliyor. Örneğin 1 çocuk sahibi olan ve 2 yıllık borçlanma yani 720 gün prim kazanmak isteyen kadın bir çalışanın mevcut şartlarda ödeyeceği miktar yaklaşık 360000 TL seviyesinde bulunuyor. Yılbaşında %30,0 oranında bir zam gerçekleştiğinde aynı işlem için ödenmesi gereken tutar 460000 TL seviyesine ulaşıyor. A aradaki 100000 TL tutarındaki devasa fark tamamen zamanlama nedeniyle çalışanların cebinden çıkmış oluyor.
Ödenen Primlerin İade Edilme İmkanı Bulunuyor
Eksik günlerini tamamlamak adına borçlanma başvurusu yapacak vatandaşların zihninde ödemelerin boşa gitme riski konusunda çeşitli endişeler yer alabiliyor. Ancak sosyal güvenlik mevzuatı bu konuda sigortalılara önemli güvenceler sunuyor. Borçlanma ödemesi yapıldıktan sonra emeklilik koşullarının sağlanamaması ya da vatandaşın bu haktan kendi isteğiyle vazgeçmesi halinde yatırılan paranın iadesi mümkün oluyor.
İlgili şartlar gerçekleşmediğinde Kuruma sunulacak tek bir dilekçe ile ödenen tüm meblağ kesintisiz şekilde geri alınabiliyor. Bu hukuki güvence çalışanların borçlanma kararı verirken tereddüt yaşamasının önüne geçiyor. Dolayısıyla aralık ayı geçmeden başvuru yapmak hem maliyeti düşürmek hem de hak kaybı yaşamamak adına büyük bir avantaj sağlıyor.
Kademeli Emeklilik Sistemi Kurum İçin Gelir Kapısı Oluşturacak
Kamuoyunda kademeli emeklilik yasasının hayata geçmesi durumunda Sosyal Güvenlik Kurumunun büyük bir mali yük altına gireceği yönünde çeşitli kaygılar dile getiriliyor. Yapılan detaylı analizler ise durumun tam tersi bir tablo ortaya koyduğunu gösteriyor. Emeklilik hakkını elde eden vatandaşların büyük bir bölümü aktif çalışma hayatının içinde kalmaya devam ediyor.
İstihdamda kalmayı sürdüren emekli çalışanlar için işverenler tarafından %32,25 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi ödemesi gerçekleştiriliyor. Toplanan bu primler doğrudan Hazineye aktarılırken emekli aylıklarına herhangi bir ek artış olarak yansımıyor. Bu mekanizma sayesinde devlet için son derece düzenli ve sürdürülebilir bir gelir kaynağı oluşturulmuş oluyor.
Masadaki Yeni Modelde Yaş Şartı Öne Çekilecek
Kademeli emeklilik düzenlemesinin içeriğine dair uzmanların beklentileri prim günü şartında köklü bir indirime gidilmeyeceğini gösteriyor. 8 Eylül 1999 tarihinden sonra sigortalı olarak iş hayatına başlayan kişiler için uygulanan 7000 prim günü şartının aynen korunması bekleniyor. Ana düzenleme ekseninin ise yaş sınırının kademeli olarak geriye çekilmesi üzerine kurgulanacağı tahmin ediliyor.
Diğer taraftan 4500 gün prim ve 25 yıllık sigortalılık süresine dayanan kısmi emeklilik seçeneğinde yaş esnemesi yapılma ihtimali oldukça zayıf görülüyor. 1999 öncesi ve sonrası sigortalı olanlar arasında ortaya çıkan 17 ila 20 yıllık yaş farkının çalışma barışını zedelediği yönündeki görüşler ağırlık kazanıyor. Bakanlık yetkilileri ile çalışan temsilcilerinin sürdürdüğü temasların bu eşitsizliği giderme noktasında olumlu sonuçlar vereceği temenni ediliyor.





