Zamla Terbiye Edilmiş Bir Milletin Hikâyesi

Abone Ol

Rahmetli Aziz Nesin yaşasaydı, belki de
bugünlerde şöyle başlardı yazısına:
"Bu millet zam yemeden doymuyor
kardeşim!"
Eskiden insanlar ekmek derdine düşerdi,
şimdi zam derdine düşüyor. Ama n e güzel
bir gelişme var k i artık zamlar milletimizi
üzmüyor. Hatta öyle bir noktaya geldik ki;
zam yapılmadığı günlerde bir huzursuzluk
baş gösteriyor:
"Bugün niye zam gelmedi acaba? Bir terslik
mi var?"
Millet olarak bağışıklık kazandık. Tıpkı
çocukken geçirilen hastalıklar gibi... Önce
ateş yapıyor, sonra alışıyorsun. Elektriğe
zam, suya zam, kiraya zam, pazara zam...
Bir süre sonra insanın bünyesi güçleniyor.
Artık zamlar bize işlemiyor. Hatta indirim
olunca panik başlıyor:
"Acaba ekonomiye bir şey mi oldu?"
İndirim bizim genetiğimize uygun değil.
Çünkü biz mücadeleci bir milletiz. Zorlukla
besleniriz. Kolaylık bize göre değil.
Zaten düşünsenize.. Bu kadar zam boşuna
mı yapılıyor? Devlet dediğin vatandaşını
düşünmez mi? Elbette düşünür. Ama b u
dünyayı değil... Öbür dünyayı düşünür.
Yani bu zamlar aslında birer yatırım.
Sabredene büyük mükâfat var. Aç kaldıkça
sevap birikiyor. Yoksulluk bir nevi manevi
zenginliktir.
Şimdi size soruyorum sevgili okur:
Sizce iktidar istese asgari ücreti yoksulluk
sınırının üstüne çıkaramaz mı?
Elbette çıkarır.
Ama demek k i bir bildikleri var.
Devlet, vatandaşını düşünmez mi?
İstemez mi herkes Recep Tayyip Erdoğan
gibi akşamları manda yoğurdu, Medine
hurması, kestane balı ve yulaf ezmesiyle
beslenip sağlıklı olsun?
Olmaz.
Çünkü herkes sağlıklı olursa b u kadar sabrı
kim gösterecek?
Bu kadar metaneti kim sergileyecek?
Bu kadar "şükür" duygusunu kim
yaşayacak?
Bir toplum düşünün k i aç kalmayı bile bir
ideolojiye dönüştürmüş.
Bir millet düşünün k i sofradaki eksikliği
kader, kaderi de başarı sayıyor.
Bizim milletimizin üstün zekâsı burada
devreye giriyor işte. Öyle bir zekâ k i bu...
Her seçimde aynı sonucu çıkarabiliyor. Bu
istikrar kolay elde edilmiyor.
Düşünsenize, başka bir toplum olsa çoktan
sorgular, itiraz eder, değiştirir... Ama biz
öyle miyiz?
Hayır.
Biz deriz ki:
"Yeter ki biz a ç kalalım, Tayyip kazansın...
Gerisi Allah kerim."
Bu, öyle sıradan bir bağlılık değil. Bu,
metafizik bir sadakat.
Ekonomik değil, neredeyse tasavvufi bir
durum.
Zamlar artıyor, hayat pahalanıyor, alım
gücü düşüyor...
Ama bizim inancımız yükseliyor.
Belki de mesele zaten buydu:
Cebimiz boşaldıkça aklımız da boşalıyor.
Kim bilir...
Belki de gerçekten zam iyidir