VAN HABER

YKS ve LGS’de Gizli Tehlikeler: Hormonlu Notlar, Sosyal Medya ve Aile Baskısı

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Kızıltaş, sınav sürecinde öğrencileri bekleyen risklere dikkat çekerek aile baskısı, sosyal medya kullanımı ve “hormonlu notlar” konusunda kapsamlı uyarılarda bulundu. Kızıltaş, “geç kaldım” kaygısının öğrencileri yanlış yönlendirdiğini belirtti.

Abone Ol

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi ve yaklaşık 19 yıldır eğitim alanında çalışan Doç. Dr. Yusuf Kızıltaş, yaklaşan YKS ve LGS öncesinde öğrenci ve velilere yönelik değerlendirmelerde bulundu. Sınav sürecinin yalnızca akademik değil, psikolojik açıdan da yönetilmesi gereken bir dönem olduğunu vurgulayan Kızıltaş, özellikle son haftalarda yapılan hataların başarıyı doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.

“Geç Kaldım” Kaygısı Öğrencileri Yanıltıyor

Sınava kısa süre kala öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan birinin “geç kaldım” kaygısı olduğunu belirten Kızıltaş, bu dönemde yeni konu öğrenme çabasının yerine tekrar ve pratik yapılması gerektiğini söyledi.

Kızıltaş, “Ulusal sınavlar öncesinde ebeveynlere ve adaylara önemli uyarılarda bulunmamız gerekiyor. Bu süreçte bazı adaylar ‘Geç kaldım’ kaygısıyla ya da konuları yetiştirme telaşıyla hataya düşebiliyor. Burada bizim tavsiyemiz artık yeni konular öğrenmekten ya da gereksiz bilgileri depolamaktan ziyade daha önce çalışılmış konular üzerinde pratik yapılmasıdır” şeklinde konuştu.

Sürecin en verimli yönteminin soru çözümü olduğunu hatırlatan Kızıltaş, “Bol soru çözmeleri ve deneme sınavlarına ağırlık vermeleri çok önemli. Deneme çözmek çocukların eksiklerini görmesini sağlar. Soru çözdükçe analiz yapma imkânı bulurlar. Özellikle eksik oldukları konularda soru çözmeleri ciddi anlamda pratik kazandıracaktır” ifadelerini kullandı.

Aile Baskısı Kaygıyı Derinleştiriyor

Sınav sürecinde ailelerin yaklaşımının kritik olduğunu belirten Kızıltaş, ebeveynlerin çocuklar üzerinde baskı kurmasının sınav performansını olumsuz etkilediğini söyledi.

Kızıltaş, “Sene boyunca zaten bu süreç büyük ölçüde ebeveyn kontrolünde yürütüldü. Ancak sınava az bir süre kala baskının azaltılması ve çocuğun biraz daha özgür bırakılması büyük önem taşıyor. Aşırı baskı çocukları yanlış yönlendirebilir ve sınav kaygısını artırabilir” diye konuştu.

Ailelerin beklenti düzeyinin de öğrenciler üzerinde etkili olduğuna dikkat çeken Kızıltaş, bu dönemde destekleyici bir yaklaşımın daha sağlıklı sonuçlar doğurduğunu aktardı.

Sosyal Medya ve Dijital Platformlar Çift Taraflı Etki Oluşturuyor

Öğrencilerin sınav hazırlık sürecinde sosyal medya ve dijital platformları yoğun şekilde kullandığını dile getiren Kızıltaş, “Adaylar soru çözümleri, güncel gelişmeler ve sınav takibi için sosyal medya, YouTube, Telegram ve WhatsApp gruplarını kullanabiliyor. Bu platformların elbette faydalı yönleri var” bilgisini vererek bu durumun hem fırsat hem de risk içerdiğini söyledi.

Ancak kontrolsüz kullanımın ciddi sorunlara yol açabileceğini anlatan Kızıltaş, “Çocukların bu ortamlara fazla gömülmesi ciddi zaman kaybına, dikkat dağınıklığına ve teknoloji bağımlılığına yol açabiliyor. Ders amacıyla başlayan kullanım zamanla oyunlara ve sosyal medyada oyalanmaya dönüşebiliyor” sözlerini sarf etti.

“Hormonlu Notlar” YKS’de Belirleyici Olabiliyor

Kamuoyunda sıkça tartışılan “hormonlu notlar” konusuna da değinen Kızıltaş, özellikle YKS’de okul puanının belirleyici rol oynadığını söyleyerek, “Elbette LGS sürecinde, yani liseye giriş sınavlarında diploma notu sadece bazı liselere girişlerde önemli; fakat YKS’de %100 etkili oluyor” şeklinde aktardı.

Not sistemine ilişkin mevcut yapının değişmesinin zor olduğunu ifade eden Kızıltaş, “Burada elbette ki bu saatten sonra biz okullardaki not konusunda bir müdahalede bulunamayız ve bu ebeveynlerin de yapabileceği bir şey değil artık. Çocukların da yapabileceği bir şey değil. Ama şunu hatırlatmamız lazım: YKS’de yine hormonlu notların kaderi tayin etme noktasında belirleyici olduğunu göreceğiz. Hormonlu notlar maalesef şişirilmiş notlar. Maalesef çocukların YKS yerleştirme sonuçlarını yine olumsuz etkileyecek” değerlendirmesinde bulundu.

Ailelerin Hedef Baskısı Çocukları Zorluyor

Bazı ailelerin kendi gerçekleştiremedikleri hedeflerini çocukları üzerinden tamamlamaya çalışmasının önemli bir sorun olduğunun altını çizen Kızıltaş, “Bazı anne veya babanın içerisinde tıp fakültesi, hukuk, mühendislik gibi bölümleri okuyamamak bir ukde olarak kalmıştır. Çocuğuna ille de tıp fakültesini veya diğer bölümleri kazanması yönünde bir baskıda bulunabilir. Kendilerinin yarım kalan hayallerini veya gerçekleştiremedikleri hedeflerini çocuklar üzerinde baskı yaparak onlar üzerinde gerçekleştirmeye çalışması ciddi bir sorundur” ifadesiyle bunun öğrenciler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

Bu yaklaşımın öğrenciyi olumsuz etkilediğini vurgulayan Kızıltaş, “Bu kaygıyı artırıyor. Çocuğun sınav sürecini sabote edebilir, çocuktan beklenen verimi de etkileyebilir” dedi.

Akran Baskısı ve Deneme Sonuçları Moral Bozuyor

Öğrencilerin çevresel etkilerden de etkilendiğini söyleyen Kızıltaş, “Çeşitli arkadaşların deneme sınav sonuçlarına baktıkları zaman hem LGS hem de YKS için söylüyoruz, akranlarının sonuçları bazı öğrencilerin modunu düşürebilir” yorumuyla özellikle deneme sınavı sonuçlarının kıyaslama aracı hâline gelmesinin olumsuz sonuçlar doğurduğunu kaydetti.

Ayrıca yarış ortamının öğrenciyi zorladığına da değinen Kızıltaş, “Akranları arasında konu işleme noktasında, yeni konuları öğrenme noktasında bir yarış olabilir. Bu çocuğun kontrolden çıkmasına neden olabilir” uyarısında bulundu.

Rehber Öğretmenlere ve Ailelere Önemli Görevler

Bu süreçte okul rehber öğretmenleri ve psikolojik danışmanlara büyük görev düştüğünü ifade eden Kızıltaş, ailelerin de süreci dikkatle yönetmesi gerektiğini söyledi.

“Tercihler Öğrencinin Mutluluğuna Göre Yapılmalı”

Yerleştirme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kızıltaş, öğrencilerin kendi hedeflerine uygun tercihler yapmasının önemine vurgu yaptı.

Kızıltaş, “Çocukların gerçekten kendilerini mutlu hissedecekleri ve gerçekten hedef olarak belirledikleri bölümlere yerleşmelerine destek olunmalıdır. Tabii ki geleceği olan bölümler noktasında çocuklar yönlendirilmelidir. Ebeveyn baskısı ile bölümler tercih ettirilmemelidir” diye konuştu.