Van’ın Sokaklarında Sessizce Kaybolan Canlarımız

Abone Ol

Bir şehir düşünün…

Sabahları çocuk sesleriyle uyanan, akşamları gençlerin hayalleriyle yaşayan bir şehir. Bir şehir düşünün ki geleceğini emanet ettiği evlatlarını göz göre göre kaybediyor. Üstelik bu kayboluş ne bir savaşın ne de bir doğal afetin sonucu. Bu kayboluş sessiz, yavaş ve çoğu zaman fark edilmeden yaşanıyor.

Bugün Van’ın birçok mahallesinde, birçok sokağında, birçok evinde derin bir acı yaşanıyor. Kimi zaman bir annenin geceleri sessizce döktüğü gözyaşında, kimi zaman bir babanın çaresizlikten suskunlaşan bakışlarında, kimi zaman da geleceğini çoktan kaybetmiş genç bir insanın boşluğa bakan gözlerinde…

Uyuşturucu yalnızca kullanan kişiyi zehirlemiyor. Bir aileyi dağıtıyor, bir evi karartıyor, bir mahallenin huzurunu çalıyor ve bir şehrin geleceğini elinden alıyor.

Ne yazık ki bu karanlık yola giren gençlerin hikâyeleri çoğu zaman benzer sonlarla bitiyor.

Bazıları sağlıklarını kaybediyor. Bazıları cezaevine uzanan yolların içine sürükleniyor. Bazıları ise hayattayken kayboluyor, ailesinin gözleri önünde yavaş yavaş yok oluyor.

Ve bir de görünmeyen mağdurlar var: aileler...

Bir annenin geceler boyu uyuyamadığını, bir babanın çaresizlik içinde çırpındığını, kardeşlerin korku ve utanç içinde büyüdüğünü görmeden bağımlılığın gerçek yüzünü anlamak mümkün değildir.

Bağımlılık yalnızca bireyin sorunu olarak kalmıyor, bütün ailenin hastalığına dönüşüyor.

Üstelik yardım arayan aileler çoğu zaman yeni engellerle karşılaşıyor.

Van'da bağımlılıkla mücadele denildiğinde akla gelen ilk kurumlardan biri Amatem'dir. Şüphesiz burada görev yapan sağlık çalışanları çok kıymetli bir hizmet vermektedir. Ancak birçok aile için Amatem'e ulaşmak bile başlı başına bir mücadeleye dönüşmektedir. Merkezin şehir merkezine uzak konumu, ulaşım güçlükleri ve bağımlılığın doğası gereği düzenli takip gerektiren süreçler düşünüldüğünde, pek çok aile daha ilk aşamada umutsuzluğa kapılmaktadır.

Bunun yanında bağımlılık tedavisinin yalnızca hastane koridorlarında yürütülemeyeceği de artık açıkça görülmektedir. İnsanların tedaviye ulaşmadan önce danışabilecekleri, destek alabilecekleri, damgalanmadan yardım isteyebilecekleri ara mekanizmalara ihtiyaç vardır.

Yeşilay ise uzun yıllardır bağımlılıkla ilgili çalışmalar yürütmektedir. Ancak Van'da yaşanan tabloya baktığımızda, toplumun beklentisinin çok daha fazlası olduğu görülmektedir. Bir binanın içinde verilen hizmetler, randevulu görüşmeler ve belirli faaliyetler elbette değerlidir ancak sokakta kaybedilen gençleri yalnızca bina içindeki çalışmalarla kazanmak mümkün değildir.

Bağımlılık mahallelerde büyüyorsa mücadele de mahallelerde verilmelidir. Bundan dolayı yerel yönetimlere de çok iş düşmektedir.

Gençlerin bulunduğu alanlarda, riskli bölgelerde, okullarda, kahvehanelerde, spor sahalarında ve sokaklarda daha görünür, daha aktif ve daha yoğun çalışmalar yapılmalıdır. Ailelerin ayağına giden ekipler oluşturulmalı, mahalle temelli danışmanlık ve destek merkezleri kurulmalıdır.

Çünkü bugün birçok anne-baba yardım istemek ile susmak arasında sıkışıp kalmaktadır.

Oysa bağımlılık ahlaki bir zayıflık değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur.

Bir insan kalp rahatsızlığı yaşadığında nasıl çekinmeden hastaneye gidiyorsa, bağımlılıkla mücadele eden bir genç de aynı rahatlıkla destek alabilmelidir. Ancak bunun için yalnızca tedavi merkezleri değil; güven veren, ulaşılabilir ve toplumun içine yayılmış destek mekanizmaları gerekmektedir.

Sağlık kuruluşlarından belediyelere, sağlık kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin bu konuda daha güçlü bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

Çünkü mesele yalnızca birkaç gencin meselesi değildir.

Bu mesele şehrin canları ve geleceği meselesidir.

Bugün görmezden geldiğimiz her genç, yarın kaybettiğimiz bir umut olacaktır.

Bugün sessiz kaldığımız her sorun, yarın hepimizin kapısını çalacaktır.

Bir genci kurtarmak yalnızca bir hayatı kurtarmak değildir bir aileyi, bir geleceği ve bir şehrin umudunu kurtarmaktır.

Van'ın sokaklarında sessizce kaybolan çocuklarımız için hâlâ umut var.

Ama o umudu büyütmek için artık konuşmaktan çok harekete geçmemiz gerekiyor.