Türkiye’de çocuk işçiliği ciddi bir toplumsal sorun olarak devam ediyor. Resmi kayıtlara göre yaklaşık 720 bin çocuk işçi bulunuyor. Ancak bu sayı sadece buz dağını görünen kısmı. Çünkü hizmet sektöründe, sokaklarda çalışan pek çok çocuk resmi kayıtlarda yok. Kayıt dışı çocuk işçiliği, özellikle Van gibi ekonomik sıkıntıların yaşandığı illerde daha çok görülüyor. Kayıt dışı çocuk işçiliğinin en çok göründüğü sektörlerden biri ise ekmek fırınları.
Van’da sabahın erken saatlerinde fırınların önünden geçtiğinizde ya da gün içinde kucağında dizilmiş ekmeklerle bu çocuklarla karşılaşmanız mümkün. Çoğu okul çağında, oyun oynaması gereken çağda ve ailesinin yanında olması gereken yaşta.
Ailelerinin rızasını aldığımız fakat isimlerini paylaşamayacağımız fırında çalışan bir çocuk işçi, sabahın erken saatlerinde işe geldiğini ve gün boyu elinde ekmekle dükkan dükkan dolaştığını söyledi. Aldığı ücretin verdiği emeğe değmediğini söyleyen çocuk işçi akşam eve gittiğinde bel ve bacak ağrısından uyuyamadığını anlattı: “11 yaşındayım. Maddi durumumuz iyi olmadığı için okulu bırakmak zorunda kaldım. İki yıldır fırında çalışıyorum. Ailemin maddi durumu iyi olmadığı için eve ben bakıyorum. Bu yaşta bel ağrılarımın olması beni de üzüyor. Çocukluğumuzu yaşayamadık, sokaklarda oyun oynamamız gerekirken çalışıyoruz”
“Kendimi onların içinde bir köle gibi hissediyorum”
Bir diğer çocuk işçi ise iş yerinde çok fazla mobbinge maruz kaldığını, bu durumun onu çok üzdüğünü vurgulayarak, “Sabahın erken saatinde uyanıp işe geliyorum. Gelir gelmez küfür hakaret duyuyorum. Beni en çok yoran işittiğim hakaretler. Onların gülüp eğlendiği şeyler beni üzüyor. Bana farklı farklı lakaplar takıyorlar. Gün boyu ekmek taşıdığımız için yoruluyoruz. Biraz dinlenmek istediğimizde ise bağırıp çağırıyorlar. Kendimi onların içinde bir köle gibi hissediyorum. Maddi durumumuz keşke iyi olsaydı. Keşke ailem geçinebilseydi ben çalışmasaydım.” diye konuştu.
“Yoksulluk bitmeden çocuk işçiliği bitmez”
Konuya dair değerlendirmede bulunan Eğitim-Sen Van Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Lokman Babat, çocuk işçiliğinin nedenlerine dikkat çekti. Babat, yerel yönetimlerin kısıtlı çalışmaları veya sendikaların imkânları dahilinde yaptığı faaliyetlerin yeterli olmadığını belirterek şunları söyledi: “Devletin çocuk işçiliğini önlemek için politika geliştirmesi ve bunu bütün kurumlarıyla uygulaması gerekir. En etkili politika yoksulluğu bitirmektir. Çünkü yoksulluğun olduğu her toplumda çocuk işçiliği kaçınılmaz bir sonuçtur. Çocuk işçiliğini bitirmenin yolu, örgün eğitimin daha etkili uygulanması ve gelir dağılımında adaletin sağlandığı ekonomik politikalarla mümkündür.”
Babat, Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların krizden çok gelir dağılımındaki adaletsizlikten kaynaklandığını da vurgulayarak, “Bir sendikacı olarak durumu kendi penceremizden, gelirin adil dağıtılmadığı bir sistem olarak tanımlayabiliriz. Sermaye sahiplerinin servetlerine servet kattığı, ülkedeki milyarderlerin sayısının arttığı bir dönemde ekonomik krizden değil, gelir dağılımında adaletsizlikten söz edebiliriz.” şeklinde konuştu.