Van Kalesi eteklerinde yer alan ve Mimar Sinan tarafından yapılan Hüsrev Paşa Camii’nin giriş bölümündeki “son cemaat yeri”, İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından kafe olarak işletilmeye başlandı. Tarihi ve dini yapının ticari işletmeye dönüştürülmesi, uzmanlar ve bazı vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılandı.
Urartu Krallığı’na başkentlik yapmış Van Kalesi, M.Ö. 9. yüzyıldan Osmanlı dönemine kadar çok katmanlı bir yerleşim dokusuna sahip. Bölgede kaya mezarları, sur kalıntıları ve Osmanlı döneminden kalma dini yapılar bulunuyor. Hüsrev Paşa Camii ise 16. yüzyılda Osmanlı veziri Köse Hüsrev Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış, cami, medrese ve türbe bölümleriyle klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Tarihi cami mimarisinde cemaatin namaz öncesi toplandığı ve yapıyla ilk temasını kurduğu “son cemaat yeri”nin masa ve sandalyelerle kafe alanına dönüştürülmesi, hem mimari bütünlüğü hem de kamusal alanın kullanımı açısından eleştiriliyor.
Alan 1. derece arkeolojik sit alanı statüsünde bulunuyor ve mevzuata göre kullanım değişikliklerinin Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları’nın onayına tabi olması gerekiyor. Ancak tahsise ve kafe işletmesine ilişkin hangi kurul kararlarının alındığı veya hukuki dayanaklar konusunda net bir açıklama yapılmadı.
Arkeologlar ve kültürel miras uzmanları, sit alanlarında kontrolsüz ticari faaliyetlerin tarihi dokuyu uzun vadede zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Van Kalesi’nin yalnızca bir turizm alanı değil, çok katmanlı kültürel bir peyzaj alanı olduğuna dikkat çekiliyor.