Van’da Urartular döneminden kalma 2800 yıllık Şamran Kanalı, bugün hem tarihî hem de ekolojik açıdan kritik bir çöküş sürecine girmiş durumda. Bir zamanlar Van Ovası’nı besleyen, tarımı ayakta tutan ve bölgeye yaşam veren bu su sistemi, bugün suyun kesilmesi, kirlilik, tahribat ve bakım eksikliği nedeniyle işlevini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Bölge halkı göç ederken, uzmanlar ise yalnızca bir kanalın değil, bütün bir yaşam döngüsünün çöktüğüne dikkat çekiyor.
Tarihi Kanal Bugün Kuruyor
Şamran Kanalı’nda su akışı neredeyse tamamen durmuş durumda. Kanal yatağı toprakla dolmuş, çevresinde çöpler birikmiş ve doğal yaşam büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Bir zamanlar Van Ovası’nı besleyen bu sistem, bugün susuzluk nedeniyle işlevsiz hale gelmiş durumda.
Kırk Değirmenler ve Şamran Kanalı Derneği Başkanı Erdem Güngör, kanalın yalnızca bir su hattı değil, bir yaşam zinciri olduğunu belirterek, “Tarihte insan eliyle yapılmış ilk sulama ve içme kanalıdır. Edremit’in büyük bir mahallesinin muhtarıyla görüştüm. Dedi ki, ‘Başkanım biz 350 haneliydik. Şu anda susuzluktan dolayı göç başladı, büyük şehirlere gidiyoruz.’” şeklinde konuştu.
Güngör ayrıca beklentilerin tersine döndüğünü ifade ederek, “Doğalgaz geldi. Biz sevindik, insanlar tersine göç yapacak diye düşündük. Doğalgaz geldi ama su gitti.” bilgisini verdi.
Ekosistem Çökmüş Durumda
Kanalın doğayla birlikte yok olduğunu belirten Güngör, su ekosisteminin tamamen ortadan kalktığını söyleyerek, “O suyun içinde yaşayan balık, kaplumbağa ve kurbağa gibi canlılar vardı. Şu anda hepsi çok ciddi zarar gördü. Suyun içinde neredeyse hiçbir canlı kalmadı.” yorumunu yaptı.
"Tarım Durdu, 12 Bin Hektar Alan Susuz"
Güngör, suyun kesilmesinin tarım üzerindeki etkisini aktararak, “Şu anda Şamran Kanalı’nda hiç su yok. Yaklaşık 12.000 hektar arazi sulanamıyor. İnsanlar tarım yapamıyor.” bu durumun kırsal yaşamı doğrudan etkilediği ve göçü hızlandırdığını söyledi.
Su Yönlendirmeleri Sistemi Bozdu
1988 ve 2012 yıllarındaki müdahalelerin doğal akışı değiştirdiğini belirten Güngör, “Gürpınar’da Başkulak su kaynağı var. Bu su kaynağı zincirleme bir şekilde Kırk Değirmenler’e ve Şamran Kanalı’na doğal yatağında akıyordu.” diyerek sistemin geçmişte zincirleme bir yapıda olduğunu söyledi.
Güngör, ancak daha sonra suyun yönü değiştirildiğini anlatarak, “Başkulak su kaynağından alınan su doğrudan şehre içme suyu olarak verildi.” diyerek bu suyun önündeki tehlikelere dikkat çekti.
Zincirin Parçaları Tek Tek Kopuyor
Güngör, sistemin birbirine bağlı bir bütün olduğunu vurgulayarak, “Kırk Değirmenler, Şamran Kanalı, Eski Van şehri ve Van Gölü zincirleme bir sistemdir. Bu zincirin bir halkası zarar gördüğünde tüm sistem etkileniyor.” sözleriyle bu zincirin önemli parçalarından biri olan Kırk Değirmenler de ciddi zarar görmüş olduğunu belirtti.
Kırk Değirmenler De Yok Oluyor
Güngör, tarihi değirmenlerin büyük kısmının işlevsiz hale geldiği ifade ederek, “Normalde 40 değirmendi. Günümüzde 13 yapı içinde 28 değirmen kaldı. Sadece bir tanesi aktif, onun da suyu yok.” dedi.
Dünyada Eşi Yok Denilen Sistem
Güngör, Şamran Kanalı’nın benzersiz bir mühendislik yapısı olduğunu savunarak, “Dünyada aynı su arkı üzerinde 40 değirmenin ayrı ayrı arklarla beslendiği başka bir örnek yoktur.” ifadesiyle kanalın önemine değindi.
Ayrıca Urartu Kralı Minua dönemine ait kitabeleri hatırlatan Güngör, “Bu kanalı Tanrı Haldi’nin izniyle yaptım. Kim bu kanalı korur ve yaşatırsa kutsanacaktır.” ifadesiyle sistemin Eski Van Şehri’ne kadar uzandığını vurguladı.
Kanal Kirlilik Ve Tahribatla Karşı Karşıya
Kanalın içine toprak dolduğu ve doğal akışın engellendiğine değinen Güngör, “Kanalın içine toprak dolmuştur, rüzgârla taşınan toprak birikmiştir. Akarsulara ve kanallara atılan plastik ve evsel atıklar ciddi bir problem oluşturuyor.” diyerek en büyük sorunlardan birinin de çevre kirliliği olduğunu belirtti.
Kültürel Miras Ve Doğal Yaşam Yok Oluyor
Bölgede yalnızca su değil, tarihî ve doğal yapı da kayboluyor diyen Güngör, “Kırk Değirmenler ve Şamran Kanalı çok ciddi zarar gördü.” hatırlatmasını yaparak, “500–600 yıllık bahçeler kurumuştur. 300 yıllık dut ve ceviz ağaçları kurumuştur.” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara’da Gündeme Geldi Ama Yerinde Sorun Devam Ediyor
Güngör, konunun ulusal düzeyde konuşulduğunu ancak yerelde çözüm olmadığına dikkat çekerek, “Ankara’da bu konuyu gündeme taşıdık. Hatta ilk defa Tarım ve Orman Bakanı Dünya Su Günü’nde Şamran Kanalı’ndan bahsetti.” şeklinde dile getirdi.
Ayrıca Güngör’ün çözüm için, “Suyun tekrar doğal yatağına verilmesini istiyoruz. Su tek bir kaynağa verilmemelidir. Alternatif kaynaklar oluşturulmalıdır.” çağrısını yaptı.
“Her Yer Pislik İçinde”
Bölge halkı da durumdan şikâyetçi olduğunu aktararak, “Burada bakım yok, çalışma yok. Kokusundan geçilmiyor. Her yer pislik içinde. Her yer kurumuş, hayvanlarda doğada zarar görüyor.” vurgusunu yaptı.