Van Barosu avukatlarından Mariye Bildirici Borazan, son yıllarda kamuoyunda sıkça gündeme gelen nafaka tartışmalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Nafaka konusunda toplumda ciddi bilgi kirliliği bulunduğunu ifade eden Borazan, özellikle “süresiz nafaka” tartışmalarının hukuki gerçeklerden uzak şekilde ele alındığını belirterek, mevcut uygulamanın ve yasal düzenlemelerin doğru anlaşılması gerektiğini vurguladı.
“Nafaka Kamuoyunda Yanlış Tanıtılıyor”
Nafaka konusunun sosyal medya, internet siteleri, televizyon programları ve diziler aracılığıyla sıkça gündeme taşındığını hatırlatan Borazan, “Nafaka konusunun kamuoyuna nasıl yansıdığını değerlendirmek gerekiyor. Sosyal medya hesaplarında, internet sitelerinde, dizilerde ve televizyon programlarında nafaka sıkça tartışılıyor. Ancak bu tartışmaların önemli bir kısmı hukuki gerçeklerden uzak, daha çok magazinsel örnekler üzerinden yürütülüyor. Bu nedenle nafaka kavramı kamuoyunda çoğu zaman yanlış anlaşılıyor” diyerek bu tartışmaların çoğu zaman hukuki zeminden uzaklaştığını söyledi.
“Süresiz Nafaka Algısı Gerçeği Yansıtmıyor”
Kamuoyunda “süresiz nafaka” olarak bilinen uygulamanın çoğu zaman eksik veya yanlış anlatıldığını ifade eden Borazan, nafakanın türlerine dikkat çekti.
Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakasının birbirinden farklı olduğunu anlatan Borazan, “Tedbir nafakası boşanma davası süresince verilen geçici bir nafakadır ve zaten süresiz olması mümkün değildir. Yoksulluk nafakası ise boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek olan tarafa verilen nafakadır” diye konuştu.
Yoksulluk nafakasının belirli şartlar altında kaldırılabileceğini vurgulayan Borazan, “Sanki nafaka bir kez bağlandıktan sonra sonsuza kadar devam edecekmiş ve buna hiçbir şekilde müdahale edilemeyecekmiş gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa böyle bir durum söz konusu değil. Nafaka yükümlüsü, ekonomik koşulların değişmesi veya nafaka alan kişinin ekonomik durumunun iyileşmesi halinde mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılmasını ya da kaldırılmasını talep edebilir” ifadelerini kullandı.
“Erkeklerin De Nafaka Talep Etme Hakkı Var”
Toplumda nafakanın yalnızca kadınlara tanınmış bir hak olduğu yönündeki algının da doğru olmadığının altını çizen Borazan, “Bir diğer yanlış algı ise nafakanın yalnızca kadınlara tanınmış bir hak olduğu düşüncesidir. Hukuken erkeklerin de nafaka talep etme hakkı vardır. Ancak ülkemizdeki sosyoekonomik koşullar ve toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle uygulamada nafaka talep edenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır” ifadesiyle hukuken erkeklerin de nafaka talep etme hakkına sahip olduğunu hatırlattı.
“Nafakanın Amacı Lüks Yaşam Sağlamak Değildir”
Nafakanın temel amacının boşanma sonrası yoksulluğa düşecek kişinin korunması olduğunu ifade eden Borazan, “Günümüzde verilen nafaka miktarlarına baktığımızda çoğu zaman birkaç bin liralık ödemelerden söz ediyoruz. Toplumun büyük çoğunluğu açısından durum farklıdır. Türkiye’de nafaka alanların ve ödeyenlerin önemli bir bölümü asgari ücret seviyesinde ya da buna yakın gelirlerle yaşamaktadır. Dolayısıyla birkaç bin liralık nafakaların nafaka alan kişiyi zenginleştirdiğini veya nafaka ödeyen kişiyi yoksullaştırdığını söylemek gerçekçi değildir.” yorumuyla kamuoyunda gündeme gelen yüksek nafaka örneklerinin toplumun genelini yansıtmadığını kaydetti.
“Evlilik İçindeki Emek Göz Ardı Edilmemeli”
Nafaka tartışmalarının değerlendirilmesinde evlilik içindeki iş bölümünün dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Borazan, “Evlilik süresince ücretsiz emek veren, kariyerinden vazgeçen veya çalışma hayatına ara vermek zorunda kalan bir kişinin boşanma sonrasında ekonomik olarak zor durumda kalması son derece olağan bir durumdur. Bu nedenle yoksulluk nafakası yalnızca hukuki değil aynı zamanda sosyal bir ihtiyaçtan doğmaktadır” değerlendirmesiyle kadınların çoğu zaman çocuk bakımı, ev işleri ve aile içindeki bakım sorumluluklarını da üstlendiğinin bilgisini verdi.
“Ekonomik Şiddet Boşanma Sonrasında Da Etkisini Sürdürüyor”
Ekonomik şiddet kavramına da dikkat çeken Borazan, “Ekonomik şiddet, gelir elde eden kişinin eşini ekonomik kaynaklardan mahrum bırakması, onun ekonomik bağımsızlığını engellemesi veya yaşam standartlarını düşürecek şekilde davranmasıdır. Bugün hâlâ birçok kadın, evlilik süresince ekonomik karar mekanizmalarının dışında tutulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için eşinden aldığı sınırlı harçlıklarla yaşamını sürdürmektedir” vurgusuyla birçok kadının evlilik süresince ekonomik kaynaklara erişimde sorun yaşadığına değindi.
“Önce Eşitsizlikler Giderilmeli”
Nafaka tartışmalarının yalnızca süre meselesine indirgenmemesi gerektiğini belirten Borazan, “Öncelikle kadınların istihdam olanaklarının artırılması, çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, ekonomik bağımsızlığın güçlendirilmesi ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması gerekmektedir. Mevcut ekonomik ve toplumsal koşullar değişmeden yalnızca süresiz nafakanın kaldırılması veya katı süre sınırları getirilmesi tek başına adalet sağlamayacaktır” anlatımıyla kadınların istihdama katılımını artıracak ve ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek politikaların öncelikli olması gerektiğini dile getirdi.
“Nafaka Bir Lütuf Değil, Yasal Haktır”
Açıklamasının sonunda nafakanın hukuki bir hak olduğuna vurgu yapan Borazan, “Nafaka bir lütuf değil, hukukun tanıdığı bir haktır. Aynı zamanda yasal bir yükümlülüktür. Bu nedenle nafaka tartışmalarının magazinsel örneklerden değil, hukuki gerçeklerden, toplumsal koşullardan ve ekonomik eşitsizliklerden hareketle yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum” söylemiyle tartışmaların hukuk, toplumsal gerçekler ve ekonomik koşullar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini aktardı.