VAN HABER

Van’da Kürtçe dil kursları ayakta kalma mücadelesi veriyor

Van’da faaliyet yürüten Kürtçe dil kursları ve atölyeleri, artan ilgiye rağmen müfredat, materyal ve kurumsal destek eksikliği nedeniyle ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Abone Ol

Van’da Kürtçe öğrenmek isteyenlerin sayısı her geçen yıl artarken, kentte faaliyet yürüten Kürtçe dil kursları ve atölyeleri ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya. Sivil toplum kuruluşlarının gönüllü çabalarıyla sürdürülen bu çalışmalar, hem maddi yetersizlikler hem de kamusal destek eksikliği nedeniyle sınırlı bir alana sıkışmış durumda. Kürtçe Kurs Akademy Başkanı Abdurrahim Orhan, Kürtçenin Türkiye’de yaklaşık 30 milyon insanın anadili olduğunu hatırlatarak, bu nüfus dikkate alındığında Kürtçenin resmî dil ve eğitim dili olması gerektiğini savundu. Orhan, Van’da nüfusun büyük çoğunluğunun anadili Kürtçe olmasına rağmen, yurttaşlara bu dil için kamusal alanda yeterli imkân sunulmadığını belirterek, “Bu haklar tanınmadığı için büyük bir boşluk oluşuyor. Bu boşluğun Kürtçe kurslarıyla doldurulması mümkün değil. Zaten var olan kursların sayısı da çok az" dedi.

Van’da Kürtçe dil atölyeleri yürüten Nûbihar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Kadaș ise çalışmaların ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu söyleyerek, “Atölye dersi verecek öğretmen bulmakta zorlanıyoruz. Çünkü maddi olarak bu işi sürdürebilecek imkânımız yok” diye konuştu.

“Gönüllü çabalarla ayakta duruyor”

Orhan, Van’daki Kürtçe kurslarının büyük ölçüde sivil toplum kuruluşlarının gönüllü emeğiyle sürdürüldüğünü, bunun da ciddi zorluklar yarattığını anlattı. Kürtçeye yönelik olumsuz toplumsal atmosferin, bireysel taleplerin de düşük kalmasına neden olduğunu ifade eden Orhan, Kürtçenin ekonomik hayatta, basın-yayın organlarında, eğitim kurumlarında ve resmî dairelerde yeterince kullanılmamasının, dilin yaşam alanını daralttığını vurguladı.

“Kurs değil, kültürel çalışma”

Nûbihar Derneği’nde yürütülen çalışmaların “kurs”tan ziyade “dil atölyesi” olarak tanımlandığını vurgulayan Kadaș, dil eğitiminin yanı sıra Kürt edebiyatı ve klasik metinler üzerine çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Ahmedi Xani, Melayê Cizîrî gibi isimlerin divanları üzerine çalışmalar yapıyoruz. Seminerler düzenliyoruz. Bu çalışmalar tamamen gönüllülük esasına dayanıyor” dedi.

“Üniversitelerin desteğine ihtiyaç var”

Eğitim müfredatının sınırlı sayıdaki Kürtçe öğretim kitapları ve eğitmenlerin hazırladığı içeriklerle oluşturulduğunu söyleyen Orhan, bu noktada Kürtçe lisans ve yüksek lisans bölümleri bulunan üniversitelerin desteğine ihtiyaç duyulduğunu aktardı. Kurslara katılanların profilinin oldukça çeşitli olduğunu ifade eden Orhan, gençler, kadınlar, üniversite öğrencileri ve çocukların kurslara ilgi gösterdiğini söyledi: Kurslara katılanların profili oldukça çeşitli. Gençler, kadınlar, üniversite öğrencileri ve çocuklar Kürtçe kurslarına ilgi gösteriyor. Ancak Kürtçe’nin gündelik hayatta yeterince karşılık bulmaması bazı katılımcıların motivasyonunu düşürüyor ve kurslara devamlılığı zorlaştırıyor. Destek yok, söylem var"

“Destek yok, söylem var”

Kürtçe’ye ilginin artması için siyasi partilerin politika geliştirmesi gerektiğini dile getiren Orhan, siyasi liderler ile sanat, spor ve bilim dünyasındaki tanınmış isimlerin Kürtçe konuşmayı teşvik etmesinin önemli bir etki yaratacağını söyledi.Yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının desteğinin ise neredeyse yok denecek kadar az olduğunu belirten Orhan, Kürt seçmenin yoğun olduğu belediyelerde dahi Kürtçe’ye yönelik hizmetlerin son derece sınırlı kaldığını belirtti.

“Olumsuz atmosfer talebi de düşürüyor

Kürtçe kurslarının önündeki en önemli engellerden birinin Kürtlere ve Kürtçe’ye yönelik olumsuz toplumsal atmosfer olduğunu söyleyen Orhan, bu durumun bireysel talepleri de doğrudan etkilediğini vurguladı: "Kürtçe ekonomik hayatta ve basın-yayın organlarında yeterince kullanılmıyor. Eğitim kurumlarında ve resmî dairelerde kabul görmemesi, dilin yaşam alanını ciddi biçimde sınırlıyor"