VEDAŞ’ın son yıllarda uygulamaya koyduğu direk üstü sayaç sistemi, kayıp-kaçakla mücadele gerekçesiyle başlatıldı. Ancak Van’da bu uygulama ciddi bir toplumsal tepkiye yol açtı. Sayaçların vatandaşın ulaşamayacağı noktalara taşınması, tüketim denetimini neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Bu nedenle halk, faturalarda şeffaflık olmadığını belirtiyor ve yüksek bedellerin kontrol edilememesi nedeniyle kendilerini mağdur ve aşağılanmış hissediyor.
Van Milletvekili Gülderen Varlı, uygulamanın teknik bir düzenleme olmaktan çıkıp, halkı cezalandıran bir yaklaşıma dönüştüğünü ifade ederek, kayıp-kaçak söyleminin özellikle bölgedeki Kürt yurttaşları hedef alan ayrımcı bir politik dile evrildiğini söyledi.
“Bu bir zulüm politikasıdır”
Van halkının kendi tüketimlerini kontrol edemediğini ve fatura şeffaflığının tamamen ortadan kalktığını vurgulayan Varlı, durumun yalnızca elektrik tüketimi açısından değil, genel hizmet algısı kapsamında da belirsizlik yarattığını söyledi. Varlı, birçok yerde sayaçların jandarma eşliğinde direklere çıkarıldığını ve kolluk güçlerinin bu uygulamaya alet edildiğini ifade ederek, “Halkı kollukla korkutarak bu uygulamayı dayatmak, Van’da ve diğer bölge illerinde sistematik bir yöntem hâline gelmiştir. Sayaçların direklere taşınması teknik gerekçelerle açıklansa da gerçek çok açık: Halkın kamusal hakları elinden alınmış ve tüketim üzerindeki kontrol tamamen ortadan kalkmıştır” diye konuştu.
“Korunan Yurttaş Değil, Şirketlerin Çıkarı”
Varlı, direklere çıkarılan sayaçlarla korunanın rant ve sermaye olduğunu belirterek, “Burada korunan yurttaş değil; kamu hizmetine çöken özel şirketlerin çıkarlarıdır. Oysa enerji hizmeti, eşit yurttaşlık ilkesine göre sunulmak zorundadır” dedi.
Ayrıca, elektrik dağıtımında ayrımcı uygulamalara son verilmesi gerektiğinin de altını çizen Varlı, “Van dahil tüm bölge illerinde direk üstü sayaç uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Halkın denetim hakkı, şeffaflık hakkı ve eşit hizmet hakkı güvence altına alınmalıdır” şeklinde konuştu.
“Halkın tepkisinin temelinde onur, eşitlik ve adalet duygusu var”
Vanlıların sayaçların direklere alınmasını hakaret ve mağduriyet olarak tanımladığını söyleyen Varlı, Van halkının bu konuda haklı olduğunu ve bu durumun halkın onurunu zedeleyen, denetim hakkını elinden alan ayrımcı bir uygulama olduğunu sözlerine ekledi. Varlı, enerji alanındaki özelleştirme politikalarının yarattığı yıkımı Van halkının her gün yaşadığını söyleyerek, “TEDAŞ ve DEDAŞ gibi şirketler kamu hizmeti sunmak yerine, tahsilat baskısıyla hareket eden ticari aktörlere dönüşmüş durumdadır. Özellikle Van ve bölge illerinde kaçak elektrik bahanesiyle sayaçların direklere taşınması, yoksullaştırma ve yalnızlaştırma politikalarının devamıdır” şeklinde konuştu.
“Denetimsizlik mağduriyeti büyütüyor”
Direk üstü sayaç uygulamalarının kaldırılması gerektiğini vurgulayan Varlı, bakanlığın gerekli denetimleri yapması gerektiğinin önemine dikkat çekti: “Denetimsizlikler var olan sorun ve mağduriyetleri artırmaktadır. Kar gütmeyen bir sistemle halkın kamusal hakkı olan elektrik hakkı adaletli dağıtılmalı ve kamulaştırılmalıdır. Kayıp-kaçak bedellerinin keyfi olarak vatandaşın faturasına yansıtılması doğru ve etik değildir. Van’da sayaçların direklere taşınması ne denetimi artırmış ne de kayıp-kaçak sorununu çözmüştür; tam tersine temel hakları kısıtlamış, şeffaf olmayan uygulamaları artırmış ve halkın güvenini zedelemiştir.”
“Kayıp-kaçak bahanesi, vatandaşın cezalandırılmasına dönüştürülmüştür“
Van’da kayıp-kaçak oranının asıl nedeninin yıllardır yenilenmeyen trafo, hat ve direkler olduğunu vurgulayan Varlı, “Altyapının eksik olması ve bakım-onarım çalışmalarının yetersiz olması, yaşanan elektrik kesintilerinden Van’daki ev aletleri ve işletmelerin ciddi biçimde zarar görmesine yol açtı. Kayıp-kaçak bahanesi, vatandaşın cezalandırılmasına dönüştürülmüştür” dedi.
“Bu daha önce yaşanan örneklerden sadece biri”
Varlı, geçtiğimiz hafta kendilerine ulaşan bir vakayı hatırlatarak, sorunun boyutunun göründüğünden daha büyük olduğunu belirtti: “20 Kasım 2025’te Başkale’nin Ekecek Mahallesi’nde VEDAŞ ekipleri köye giremediği için faturalar uzaktan yazılmış; boş hanelere dahi 30 bin liranın üzerinde cezalar kesilmişti. Bununla da kalınmadı, tüm köyün elektriği kesildi. Aradığımızda, ‘Ceza kesilenler gelsin, bir kısmını ödesin, elektriği açalım’ minvalinde bir yanıt verildi. Biz görüştükten birkaç saat sonra elektrik açıldı ama bu haksızlık ne ilk ne de son. Kimse bu kamusal hak gaspını denetlemiyor.”