SİYASET

Van’da 8 Mart etkinliğinde Öcalan’ın mesajı okundu

Abdullah Öcalan’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı, Van’daki etkinlikte Van İl DBP Eş Genel Başkanı Gönül Uzunay tarafından Kürtçe, TJA aktivisti Felek Erdem tarafından ise Türkçe olarak okundu.

Abone Ol

Olumsuz hava koşulları nedeniyle açık alanda yapılması planlanan program Villa Park Düğün Salonu’na alındı.

Van’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen etkinliğin yeri, olumsuz hava koşulları nedeniyle değiştirildi. Açık alanda yapılması planlanan program, hava şartları nedeniyle Kültür Sokak’ta bulunan Villa Park Düğün Salonu’na alındı.

Kadınlar saat 12.00’de başlayan etkinlik için salonda bir araya geldi. Programda konuşmalar ve müzik dinletileri yer aldı.

Etkinliğe, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Van Milletvekili Gülderen Varlı, kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal, DEM Parti Van İl Örgütü Eş Başkanı Gülen Kurt ve çok sayıda kadın katıldı.

Van’daki etkinlikte Van İl DBP Eş Genel Başkanı Gönül Uzunay tarafından Kürtçe, TJA aktivisti Felek Erdem tarafından ise Türkçe olarak okundu.

ÖCALAN'IN 8 MART MESAJI ŞÖYLE

  1. yüzyılı, kadın yüzyılı yapma mücadelenizi selamlıyorum!

27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve akabinde geliştirilen Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, kadın özgürlüğünü sosyalizmin temel konusu olarak işlediği gibi, güncel çözümünü de bütün toplumsal sorunların çözümünün zemini haline getirmiştir. Kadın devrimi meselesi bütün meselelerin ötesindedir. Birinci sıraya kadın özgürlüğünü alıyorum.

Kadın özgürlük sorunu, günümüzün en can alıcı, merkezi sorunudur. Demokratik topluma ulaşmanın, sosyalist olmanın temel koşulu kadın ile kurulan demokratik, eşit ve özgür ilişkidir. Gerek demokratik modernite paradigması ve gerekse de jineoloji ile geliştirdiğimiz kavramsal ve kuramsal çerçeve temelinde bu konuda önemli bir başlangıç yapılmıştır. Ancak bunun pratik politikası, yani inşası temel sorumluluk ve görev olarak önümüzde durmaktadır.

Kadın açısından tarih, şimdi ve gelecek ilişkiselliğinin doğru kurulması önemlidir. İnsanlık tarihinde ana-kadının inşa gücüyle toplumsal yaşam mümkün olmuştur. Kadının inşa gücü insanın toplumsallaşmasına yol açmıştır. Bu noktada en önemli husus insanlık inşasının kadın tarafından ve komünal temelde gerçekleşmesidir. Bu husus oldukça önemlidir ve dolayısıyla günümüz ve geleceğimiz kadın özgürlüğüyle bağlantılıdır. Kadının köleleştirilmesinin bilince çıkarılması şimdi ve gelecekte özgür kadının inşası açısından önemlidir. Bununla birlikte toplumsal sorunun nasıl başladığı da iyi anlaşılmalıdır.

Kadının anacıl toplumu komünal temelde nasıl inşa ettiği; ardından kastık katil olan avcı erkeğin anacıl toplumu nasıl yardığı ve böylece hem kadının hem de toplumun kölelik tarihinin nasıl başladığı bilince çıkarılmadan özgür kadın yaratılmaz, demokratik toplum inşa edilemez. Anacıl toplum kadın toplumudur. Kastık katil tarafından anacıl toplumun yarılması ve adına devletli uygarlık dediğimiz kentli, sınıflı ve devletli sürecin başlaması kadının köleleşmesinin ifadesidir. Buna karşın demokratik komünalist uygarlık ve demokratik modernite anlayışıyla, anacıl toplumda kaybedilen tüm değerleri yeni toplumun, uygarlığın ve modernitenin temeli haline getirmek esas çıkış noktamızdır.

Bundan hareketle doğru bir sosyalizm tartışması, buna sosyalizmin güncellenmesi de diyebiliriz; reel sosyalizmin aşılmasının da doğru yoludur. Reel sosyalist teoride toplumsal sorunların doğru konulmayışı, anacıl toplumun doğru formüle edilmemesi buna dayalı olarak gelişen devletçi uygarlığın da doğru çözümlenememesine neden olmuştur. Dolayısıyla Manifesto’daki eleştiri ve ona geliştirilen çözüm oldukça değerlidir.

Geliştirdiğimiz demokratik modernitenin üçlü sacayağı olan kadın özgürlüğü, ekolojik ve anti-kapitalist demokratik sosyalist toplum inşa edildiği oranda doğru sosyalist çıkıştan bahsedilebilir. Dünya sosyalist hareketi ve anti-kapitalist hareketler için de ancak bu temelde yeni bir Manifesto geliştirilebilir; yeni bir demokratik toplum sosyalizmini ve bunun doğru örgüt ve mücadele anlayışını oluşturabilirler.

Marx’ın ve Marksistlerin kapitalizmi artı-değer, meta ve metalaşma üzerinden çözümlemeleri son iki yüz yıllık deneyimde sınırlı bir kapitalizm tahliline kapı aralamış, ancak uzun vadede sosyalizmin pratikteki başarısızlığına neden olmuştur. Sistemin kadını kullanma şekline “metaların kraliçesi” tanımını geliştirdik. Kapitalist sistemde kadın gerçek anlamda metaların kraliçesi haline getirilerek sistemin üretici unsuru kılınmıştır.

Dolayısıyla meta yerine metaların kraliçesi haline getirilen kadının konumunun çözümlenmesi kapitalizmin anlaşılması için en doğrusu olacaktır. Sosyalizm teorisi de ancak bundan sonra gerçekçi bir biçimde yapılabilir.

Herhangi bir metayı değil, kraliçe meta olarak kadını çözümlemek gerekir. Kadın üzerinden kurulan sistemi tanımlamak için kadının metalaşmasını aydınlatmak gereklidir. Çünkü kadının metalaştırılması ve giderek metaların kraliçesi haline getirilmesi toplumsal sorunun başlangıcıdır.

Metaların kraliçesi en değerli meta demektir. İhtiyaç duyulduğunda bir aşk, sevgi veya arzu nesnesi; ihtiyaç kalmadığında vahşice katledilen bir varlıktır. Katillerin çoğunlukla “kara sevdalı” aşıkları, babaları, erkek kardeşleri olması da trajedinin bir başka boyutunu gösterir. Adına “kadın cinayetleri” denilen bu cinayetler silsilesi esasta bir kadın soykırımıdır.

Kadınların bu zihniyeti iyi tanımaları, anlamaları ve buna göre bir yaşam gerçekliğine ulaşmaları, mevcut erkek egemenlikli yaşamı aşmaları gerekir.

Önceki savunmalarımla bağlantılı Manifesto’da bunun teorik çözümlemesi girişimimiz olmuştur. Esas olarak konuyu sosyal bilimin temel sorunu haline getirmek gerekir. Doğru bir sosyoloji kadın sorununu esas almak durumundadır. Hatta doğru bir sosyalizm tamamen kadın sorunsallığından yola çıkmak zorundadır.

Şimdiye kadar özellikle erkek egemen tarih kadının varlığını, sorunsalını görmezden gelmiş; kadını bütün tarihsel içerikten soyutlamıştır. Mitolojide, felsefede, dinlerde, bilimde ve toplumsal kurumlarda kadın görünmez kılınmıştır.

Bu durumu “jineoloji” ile aşmak istedik. Bir kadın kurtuluş ideolojisi olarak jineoloji akademik dünyada ve dünya basınında yoğun olarak tartışıldı ve katkılarla zenginleştirildi. Bu konuda epey mesafe alındığından söz edilebilir. Kesinlikle doğru bir başlangıç yapılmıştır. Ancak bunu sadece doğru bir başlangıç olarak görmek gerekir. Başlangıçtaki doğru adımın somutlaşması ve derinleştirilmesi bundan sonraki pratik politikayla yapılabilecektir.

Özgür yaşam için komün inşası vazgeçilmezdir.

Şüphesiz sorunu teorik olarak ortaya koymak çok değerli ve gereklidir. Ancak teorik doğruların pratik çözümünün de doğru esaslarda gerçekleştirilmesi özgür ve onurlu yaşamın olmazsa olmazıdır. Teorinin pratikleşmesi de komünleşmedir. Özgür ve onurlu yaşam ancak yaşamın her alanında komünler inşa etmekten geçmektedir. Kadın ve dolayısıyla toplumun gerçek özgür yaşamı, kadının inşacılığına, öncülük ettiği komünleşmeye bağlıdır. Kadın komünlerinden tutalım toplumun ekonomi, sağlık, eğitim, dil, kültür, ekoloji vb. yaşamın tüm boyutlarında kadının inşacılığı olmazsa olmazdır. Kadın insanlığın ilk toplumsallaşma sürecinde anacıl komünal toplumu inşa ettiği gibi, bunun güncellenmesi olan yeni komünleşmeyi de günümüzde gerçekleştirebilir. Dolayısıyla komünal inşa esas olarak kadının sorumluluğu olmak durumundadır.

Manifestonun temel felsefesi böylesi bir yaklaşımı esas almaktadır. Demokratik Uygarlık Paradigması’nda jineoloji ve ona dayalı çözüm yolları doğru şekilde ortaya konulmuştur. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yeni sosyalist çıkış olan demokratik toplum sosyalizminin ve yeni enternasyonalin oluşumunda kadının sorunsallığını ve özgürlüğünü esas almak başarı için gereklidir. Her ülkenin somutuna göre program ve örgüt inşasının çıkış noktası olması hayatidir.

Kendi koşullarımızda halkımız için sürdürdüğümüz varlık ve özgürlük mücadelesinde, diğer bir deyişle demokratik modernite anlayışımızda bunu temel bir köşe taşı, üçlü bir sacayağı olarak güncelleştirmiş bulunuyoruz. Bu konuda verilen büyük mücadele ve ortaya çıkan pratik oldukça değerli ve tarihseldir. Kesinlikle devrimsel çalışmamızın, çabalarımızın en önemli özgürlük değeri özgür kadındır. Muazzam bir kadın kitlesi oluşmuştur. Bu diğer klasik yaşamın tersine bir durumdur. Kadınlar, eski komünal toplumun özünü yenilemeliler. Ana-tanrıça kültürünü geliştirmeliler. Kadınlar, öz iradeleriyle kendilerini geliştirmeliler.

Genç kadınlarla çalışma yürüttüm. Benim için her zaman cesaret sebebidir. Kadın temel yaşam kaynağıdır. Jin Jiyan Azadî diyoruz. Barışın gerçek inşacıları kadınlardır. Barış ve demokrasiyi kadınlar getirebilirler. Yeni yaşamı kadınlar komünleşmeyle kurabilir. Kadın artık metaların kraliçesi değil, özgürlüğün tanrıçası olarak, güncellenmiş ve gerçekleşmeye doğru yüz tutan özgürlüksel yaşamla karşı karşıyadır. Metaların kraliçesi olarak harcanan binlerce yıllardan sonra, özgür yaşamın tanrıçası olarak gelişmek çok soylu, değerli bir gerçekleşmedir.

Önümüzdeki dönemde bu tarihi soylu gerçekleşme her şeyin temeli olarak inşa edilmek durumundadır. Tam da burada “Jin Jiyan Azadî” felsefesini anmak gerekmektedir. Bu felsefenin temelinde yer alan çıkışımızı daha da somutlaştırmak, yaşanılır kılmak tüm kutsiyetlerin, özgürlüksel siyasi çıkışların, hatta tüm güncel sorunların çözümünün temelini oluşturmaktadır. Bu konuda alınan mesafeye oldukça değer vermek gerekir. Önümüzdeki yüzyılın kadın için bir özgürleşme yüzyılı olması yolunda elimizden gelen tüm çabayı sergilememiz gerektiği açıktır. Hiçbir zorluk on binlerce yıl öncesine dayanan tecavüz kültürüne karşı mücadele etmek kadar değerli olamaz.

Kadın sorunsallığı etrafında bir sosyalizmi geliştirmek gerekir. Ve bu sosyoloji, kadın etrafındaki toplumsallığı incelemekle başlamalıdır. Demokratik Toplum Sosyalizmini, buna dayalı yaşamın güncel hali olarak özgür tanrıça mücadelesini selamlıyorum. Bu kutsal yürüyüşün her geçen gün daha da başarıyla gelişme sağlayacağına inanıyorum.

Bu düşüncelerle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, Özgür Kadın Mücadelesini selamlıyor ve bu mücadelede yer alan tüm kadınlara başarılar diliyorum.