VAN HABER

Van Sokaklarında Büyüyen Sessiz Tehlike

Türkiye’de çocuk işçiliği yıllardan beridir yaygın bir sorun. Milyonlarca çocuk eğitim ve oyun çağında çalışmaya zorlanıyor. Bu durum, hem çoçukların bireysel sağlığını hem de toplumun geleceğini tehdit ediyor. Peki, uzun saatler çalışmak çocuklarda hangi kronik sağlık sorunlarına yol açıyor? Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri neler olabilir?”

Abone Ol

Van’da yaz aylarında sokaklarda su ve peçete satan, sabahın erken saatlerinde kollarında ekmek kasalarıyla fırınlara çalışan çocuklar, çocuk işçiliğinin Van'da ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye genelinde uzun yıllardır süregelen bu sorun, Van’da da görünür ve kalıcı bir tabloya dönüşmüş durumda.

Çocuk işçiliği en çok hizmet sektörü ve sokakta yoğunlaşıyor. Bu alanlarda çalışan çocuklar, uzun ve düzensiz çalışma saatleri, ağır iş yükü ve sağlıksız koşullarla karşı karşıya kalıyor. Yetersiz beslenme ve düzensiz uyku, gelişim çağındaki çocuklarda büyüme geriliği ve bağışıklık sistemi sorunlarına yol açabiliyor. Sokakta çalışan çocuklar ise enfeksiyon riski, hava kirliliği ve kazalara daha açık hale geliyor.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Başkanı Figen Çolakoğlu'da Türkiye’de çocuk işçiliğinin hala yaygın bir sorun olduğunu belirterek, çocukların hem bedensel hem de ruhsal sağlıklarının tehdit altında olduğuna dikkat çekti.

“Okul Çağında Çalışmaya Zorlanıyorlar”

Eğitim ve oyun çağında olmaları gereken çocukların iş gücü piyasasına sürüldüğünü söyleyen Çolakoğlu, bunun çocukların bilgi, becerilerini engellediğini ifade etti. Çolakoğlu, çocuk bedeninin yetişkinlerden farklı olarak büyüme ve gelişme aşamasında olduğuna işaret ederek, “En çok ihtiyaç duydukları şey sağlıklı uyku ve beslenme. Ancak erken kalkma ve geç saatlere kadar çalışma, büyümeyi geciktiren bir faktöre dönüşüyor. Başta kas ve iskelet sistemi olmak üzere pek çok hastalıkla yüz yüze kalıyorlar” dedi.

“Sokakta ve Hizmet Sektöründe Risk Artıyor”

Türkiye’de çocukların en çok hizmet sektöründe ve sokakta çalıştığını hatırlatan Çolakoğlu, sokakta çalışan çocukların enfeksiyon riskine, hizmet sektöründe çalışanların ise ağır iş yükü ve uzun saatlere maruz kaldığını kaydetti. Bu koşulların sağlıklı beslenme ve düzenli uyku imkanlarını ortadan kaldırdığını, gelişim bozuklukları ve hastalık riskini artırdığını vurguladı.

Çolakoğlu, çocuk işçiliğinin yalnızca fiziksel değil, ruhsal açıdan da kalıcı izler bıraktığının altını çizerek, "Çalışma ortamındaki şiddet, sömürü ve tehlikeli koşullar travma sonrası stres bozukluğu riskini artırıyor. Çocukluğunu yaşayamayan ve eğitimden uzak kalan çocuklar ilerleyen yaşlarda majör depresyon ve özgüven kaybı yaşayabiliyor. Çocukların “çocuk” değil “iş gücü” gibi hissetmesi sağlıksız kimlik algısına yol açabiliyor. Erken yaşta baskı altında kalan çocuklarda öfke kontrol sorunları, agresif davranışlar ya da tam tersi boyun eğici kişilik gelişimi görülebiliyor. Eğitimden kopma ve gelecek kaygısı: Okuldan uzak kalan çocuklar yetişkinlikte sosyal dışlanma ve ekonomik yetersizliklerle karşılaşıyor. Çalışma baskısı, ilerleyen yaşlarda sağlıklı ilişki kurma güçlüklerine neden olabiliyor" cümlelerini kullandı.

“Toplumun Geleceği Zayıflıyor”

Çolakoğlu, çocuk işçiliğinin bireysel olduğu kadar toplumsal açıdan da büyük bir tehdit olduğuna dikkat çekti: “Çocuk işçiliği, nesiller boyu süren bir yoksulluk ve travma döngüsüne dönüşüyor. Bu durum yalnızca bugünün değil, geleceğin toplumunu da zayıflatıyor”