Van Barosu Kadın Hakları Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Van Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamayı Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Hülya Çelik Sönmez okudu. Sönmez, 25 Kasım’ın sembolü haline gelen Mirabel kardeşlerin direnişinden aldıkları mücadele mirasını bugüne taşıdıklarını söyledi.
“Van’da Sadece Nisan Ayında Üç Şüpheli Kadın Ölümü Tespit Edildi”
Açıklamada Türkiye genelinde 2025 yılı boyunca yaşanan kadın cinayetlerine ilişkin veriler paylaşıldı. Bianet’in derlediği bilgilere göre 1 Ocak–21 Kasım 2025 tarihleri arasında en az 262 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü söylendi. Van’da ise yalnızca Nisan ayında tespit edilen üç şüpheli kadın ölümü bulunduğu, yıl boyunca onlarca şiddet vakasının da merkez kayıtlarında yer aldığı ifade edildi. Van Barosu Kadın Hakları Merkezi, kentte yaşanan her şüpheli ölümün peşine düşmeye devam edeceklerini vurguladı.
“Yasalar Teoride Var, Uygulamada Kadınları Korumuyor”
Çelik, mevcut yasal düzenlemelerin kağıt üzerinde güçlü görünse de pratikte kadını korumakta yetersiz kaldığını belirterek, son yıllarda şiddetin arttığına dikkat çekti. Kadın cinayetlerinin 2010’dan 2024’e yüzde 74 oranında yükseldiğini ifade eden Çelik, bu artışın özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği 2021 sonrası daha belirgin hale geldiği dile getirildi.
Rojin Kabaiş Soruşturması Yeniden Hatırlatıldı
Açıklamada, şiddetin bireysel değil yapısal bir sorun olduğu vurgulanarak yaşamını şüpheli şekilde yitiren Rojin Kabaiş dosyası da gündeme getirildi. Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmanın aradan bir yıl geçmesine rağmen hâlâ sonuçlandırılamadığı belirtilerek cezasızlığın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiği kaydedildi.
“Devlet Mekanizmaları Sorumluluk Üstlenmeli”
Van Barosu Kadın Hakları Merkezi, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için etkili soruşturmaların yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, kadınların güvenliğini zedeleyen düzenlemelerin geri çekilmesini ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen eşitsiz hükümlere dair yeni düzenlemelerin yapılmasını talep etti. Açıklamada, devletin tüm birimlerinin kadınların, çocukların ve dezavantajlı grupların yaşam hakkını korumakla yükümlü olduğu vurgulandı.
“Kazanımların Geri Gidişine İzin Vermeyeceğiz”
Açıklama, kadınların mücadele ile elde ettiği hakların korunacağı mesajıyla sona erdi. Kadın Hakları Merkezi, kadınların yaşam hakkının ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini de belirtti.