Van Barosu tarafından yapılan açıklamada, demokratik bir hukuk devletinin temelinin insan onurunu korumak ve işkenceyi kesin biçimde reddetmek olduğu vurgulandı. Açıklamada, Şemdinli’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanan iki kişinin maruz kaldığı iddia edilen ağır işkence, darp ve cinsel saldırı vakalarının ciddi bir insan hakları ihlali olduğu ifade edildi.
“Sistematik Vahşet” İddiası
Baro açıklamasında, gözaltı sürecinden cezaevi aşamasına kadar devam ettiği öne sürülen uygulamaların “sistematik vahşet” niteliği taşıdığı belirtildi. İddiaların resmi sağlık raporları ve epikriz belgeleriyle doğrulandığı ifade edildi.
“İşkence Münferit Değil, İnsanlık Suçudur”
Açıklamada işkencenin münferit bir disiplin suçu olmadığı, zamanaşımına tabi olmayan ağır bir insanlık suçu olduğu vurgulandı. Kolluk ve cezaevi personelinin hukukun üstünde hareket edemeyeceği, her türlü kötü muamelenin kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Savunma Hakkı ve Görüşme Engeli İddiası
Baro, avukatların müvekkilleriyle görüşmesinin “hastaneye sevk” gibi gerekçelerle engellendiğini öne sürerek bunun savunma hakkının ihlali anlamına geldiğini belirtti.
“Cezasızlık Suça Ortaklıktır”
Açıklamada, iddia edilen olaylarda sorumluluğu bulunan kişiler kadar, bu süreçte ihmal gösteren veya gerçeğin gizlenmesine katkı sunduğu öne sürülen yetkililerin de sorumluluk taşıdığı ifade edildi.
Yetkililere Çağrı ve Takip Vurgusu
Van Barosu, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı’nı göreve çağırarak olayların derhal ve etkin şekilde soruşturulmasını istedi. Açıklamada, sürecin sonuna kadar takip edileceği ve faillerin cezalandırılması için hukuki mücadelenin sürdürüleceği vurgulandı.