Tuzla Gelen Kader Bugün 6 Mayıs...

Abone Ol

Kimileri için baharın en güzel günü…
Kimileri için kaderle küçük bir pazarlık…
Kimileri içinse sadece fazla tuzun, büyük hayallere mal olduğu tarih...

Bir yöre düşünün… Takvimler mayısı gösteriyor, baharın en romantik, en “kaderim nerede?” dedirten günlerinden biri. Gençler arasında ise tatlı bir telaş: “Acaba rüyamda kimi göreceğim?”

Ama bu iş öyle kolay değil. Öyle yatayım da rüyamda birini göreyim yok. Bunun bir prosedürü, bir ciddiyeti, hatta sessizlik yemini bile var.

Gençler toplanıyor. Ama öyle sohbet muhabbet yok. Ağızlar kilitli. Sanki gizli bir örgüt toplantısı. Konuşmak yasak, gülmek yasak, “ne yapıyoruz biz?” diye sormak bile yasak. Sessizce yedi ev dolaşılıyor. Her evden bir bakliyat alınıyor. Ev sahibi de konuşmuyor. Kapıyı açıyor, bir bakıyor torbaya… Eksik neyse koyuyor. Sanki herkes bu gizli operasyonun yıllardır eğitimini almış.

Toplanan bakliyatlar bir araya geliyor. Ardından yine çıt yok. Oturuluyor, öğütülüyor, karıştırılıyor. Ve işin en kritik kısmı: bolca tuz. Öyle bir tuz ki, insanın sadece susaması değil, hayatı sorgulaması da garanti.

Akşam oluyor. Herkes ciddi. Kaşık kaşık bu karışımdan yeniyor. Son kaşık… İşte kaderin düğüm noktası. O son kaşık dilin altına konuyor ve su içmeden uyunuyor. Amaç belli: Rüyada “o kişi”yi görmek.

Her şey planlandığı gibi ilerlerken sahneye beklenmedik bir oyuncu giriyor: küçük kardeş.

Kendisi bu işin ne kadar “hayati” olduğunu pek kavrayamamış belli ki. Ablalar ne yapıyorsa aynısını yapıyor. Karışım mı? Yiyor. Tuz mu? Abartıyor. Son kaşık mı? Dil altına, hem de hakkını vererek.

Ve gece…

Bir anda sessizliği yaran bir öksürük sesi.

Ama öyle hafif bir öksürük değil. Bildiğiniz “ben galiba bu dünyadan gidiyorum” öksürüğü. Ev halkı panikte. Anne su yetiştiriyor, sırtlar sıvazlanıyor, herkes telaş içinde.

Fakat bu kaosun ortasında bambaşka bir dram yaşanıyor.

Büyük abla.

Onun derdi bambaşka. Gözlerini açar açmaz gerçekle yüzleşiyor: Ritüel bozuldu.

Ne demek bu?

Bir yıl daha beklemek demek.

Rüyada görülecek “kısmet”in en az on iki ay ertelenmesi demek.

Evde biri boğulma tehlikesi geçirirken onun zihninde tek bir düşünce dönüyor: “Ya şimdi ben kimi görecektim?”

İşte hayat böyle bir şey. Kimimiz nefes almaya çalışırken, kimimiz kader planlaması yapıyor.

Ve evet, bu bir şehir efsanesi değil. Bizzat yaşanmış, gerçek bir hikâye. Tuz biraz fazla kaçınca sadece susuzluk değil, kader de yarım kalabiliyor.

Sevgilerimle...

☕Bu hafta çayınızı bir tık daha demli, yanına da bol suyla için. Ritüel yapmıyorsanız bile, susuz kalmaya hiç gerek yok!

? Bir cümlelik durak:
Ya aslında gördüğümüz rüyalar değil de, inanmayı seçtiklerimiz kaderimizi belirliyorsa?