VAN HABER

Silahların Gölgesinde Toplumsal Barış: Çözüm Yolu Nerede?

Aşiretler arası husumetler kaynaklı saldırılar ve cinayetler artarak bölge güvenliğini tehdit ediyor. Kadim Aşiretler Federasyonu kültürel devamlılık vurgusu yaparken, siyasiler ise artan olayların nedenini adalet sistemindeki aksaklıklara ve bilinçli aşiret dernekleşmeleri üzerinden körüklenen toplumsal rekabete bağlıyor.

Abone Ol

Köklü bir yapı olarak varlığını sürdüren aşiretler, geçmişte toplumsal dayanışmanın önemli bir parçası olarak görülüyordu. Ancak gelinen noktada, aşiretler arası husumetler bölgede ciddi bir güvenlik sorununa dönüşmüş durumda.

Son günlerde yaşanan iki ayrı olay, bu tablonun vahametini bir kez daha gözler önüne serdi. Van’ın Gürpınar ilçesinde meydana gelen saldırıda, biri anne ve iki oğlu uzun namlulu silahlarla vurularak hayatını kaybetti. Öte yandan, yine geçtiğimiz günlerde Erciş ilçesinde gerçekleşen silahlı saldırıda ise iki kişi yaşamını yitirdi. Üstelik daha sonra bu iki kişinin yanlış kişiler olduğu ortaya çıktı.

Bunlar ve son zamanlarda fazlasıyla artan benzeri olayların, aşiretler ya da aileler arası husumetlerden kaynaklandığı biliniyor. Yaşanan bu tür saldırılar, yalnızca can kayıplarına yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda bölgede toplumsal barışı ve güven ortamını da derinden sarsıyor.

Bölgedeki aşiretlerin birçoğu, yakın zamanda birer derneğe dönüştü. Bu dönüşümde bölgede görev yapan valilerin de önemli bir rolü oldu. Dernekleşen aşiretler daha sonra bir federasyon çatısı altında bir araya geldi: “Kadim Aşiretler Federasyonu”

ASLAN: “AŞİRETLER OLMASI GEREKEN ŞEYLERDİR”

Kadim Aşiretler Federasyonu (KAF) çatısı altında, Van ve bölgesindeki 23 aşiret yer alıyor. Federasyon, aşiretlerin devamlılığını sağlaması gerektiğini savunuyor. Görüştüğümüz KAF Genel Başkanı Rasim Aslan da bunun sebebini şöyle dile getiriyor: “Son 40 yılda kültürümüze çok büyük darbeler vuruldu. Aşiretlerin gelenekleri, görenekleri, kültürleri birileri tarafından bozduruldu. Maalesef bizim halkımızın da bu yöndeki fikirleri ve kültürleri değişti. Ondan dolayı bana göre aşiretler olması gereken şeylerdir.”

“SAĞDUYULU OLMAK LAZIM”

Aslan, son günlerde aşiretler ya da aileler arasındaki husumetlerden kaynaklı işlenen cinayetlere ilişkin ise, “Gençlerimizi de aşiret ağlarımızı da bilgilendiriyoruz. Keşke bunlar olmasa. Bu bize üzüntü veriyor. Çünkü giden genç de bizden gidiyor. Cezaevine giren de bizden gidiyor. Burada daha sağduyulu olmak lazım. Gençlerimiz bu hareketleri yapmaması gerekiyor. Büyüklerimizin bunları toplayıp en azından geleneğimizi, göreneğimizi, kültürümüzü öğretmesi lazım. Bununla ilgili bizim de bir çalışmamız var. Aşiret ağalarımızla görüşeceğiz” diyor.

Bölgede son dönemde yaşanan cinayetler, aşiretler arasındaki husumetler, toplumsal barış ve aşiret mensubu köy korucularına ilişkin, kentteki siyasetçilerin görüşüne başvurduk. AK Parti Van İl Başkanı Abdulahat Arvas ile görüşme talebimize geri dönüş sağlanmadı ancak DEM Parti Van İl Eş Başkanı Veysi Dilekçi ve Saadet Partisi Van İl Başkanı Özay İlhan, sorularımızı yanıtladı.

DİLEKÇİ: “AŞİRET DERNEKLERİ, BİLİNÇLİ OLUŞTURULUYOR”

Dilekçi’ye göre, aşiretler arası bir kavgadan bahsetmek mümkün değil ve çoğunlukla iki birey arasında yaşanan bir meselenin aşiretsel boyuta taşınmasına yönelik bir gayret var. Dilekçi, bölgede uygulanan politikaların, insanlardaki güvensizlik halinin ve toplumsal mutsuzluğun bu tür vakaları artırdığını belirterek, “Geldiğimiz çağda aşiretçiliğin ve feodalitenin bir anlamı kalmadığı bu dönemde, bilinçli olarak aşiret derneklerin oluşturulması ve bunun eliyle aşiretçiliğin körüklendirilmesinin yarattığı bir şeydir. Yoksa durduk yere böyle bir durumu yaratmak söz konusu değil. Her gün oluşturulan aşiret dernekleri, toplumu birbiriyle yarıştırma anlayışı, bir güç göstergesine dönüştürme çabası çok kaygı verici bir durumdur. Halkımızın bu tür oyunlara gelmemelerini istiyoruz” diyor.

İLHAN: “ADALETİ KURUMLAR SAĞLAMAZSA, BİREYLER SAĞLAMAYA KALKAR”

Saadet Partisi Van İl Başkanı Özay İlhan ise, “Bu ülkenin belli kendine göre kuralları, kaideleri var. Ha burada eğer devletin adaletinde bir aksama varsa ve bunlar oluyorsa Adalet Bakanlığı'nın da, İçişleri Bakanlığı'nın da kendini gözden geçirmesi gerekir. Eğer adalet kurumları adaleti sağlamazsa bireyler bu kez kendi adaletini sağlamayı kalkar ki, bu vahim bir durumdur. Bugün geldiğimiz nokta da bu anlamda ortadadır” diyor.

DİLEKÇİ: “KORUCULUK SİSTEMİNİN LAĞVEDİLMESİ GEREKİYOR”

Yeni çözüm süreci ve PKK’nin silah bırakmasıyla birlikte, çoğunluğu aşiret mensubu olan korucuların durumunun ne olacağı da merak konusu. Her ne kadar korucular, bekçi olmayı talep etse de bununla ilgili atılmış yasal bir adım henüz yok. DEM Parti İl Eş Başkanı Veysi Dilekçi ise, koruculuk sisteminin ilk günden beridir yanlış olduğunu ve artık sistemin tamamen lağvedilmesi gerektiğini savunuyor: “Koruculuk sistemi hiç bir şekilde bu coğrafyaya ve bu halkın gerçekliğine uygun bir sistem değildir. Lağvedilmesi gerekiyor. Artık bir gereği de önemi de kalmadı. Bu nedenle bu koruculuk sistemi, neye dönüştürülürse dönüştürülsün bir anlamı olmayacaktır. Dün faydası olmadığı gibi, önümüzdeki süreçte de faydası olmayacaktır.”

İLHAN: “RASTGELE BİR KADROYA VERİLMELERİ VAHİM BİR HATA OLUR”

Saadet Parti Van İl Başkanı Özay İlhan ise korucuların artık silahlı bir göreve değil, alternatif görevlere getirilmesi gerektiğini savunuyor: “Artık şu silah ve silah muhabbetinin tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Zaten yeterince kolluk kuvveti bu ülkenin var. Farklı alanlarda değerlendirilebilir. Sağlık kuruluşlarında, hastanelerde, farklı noktalarda değerlendirilebilir. Mağdur edilmeden bir çözüm yolu sunulabilir diye kanaat ediyorum. Rastgele bir kadroya verileceğini zannetmiyorum. Böyle bir şey vahim bir hata olur.”

ASLAN: “DEVLETİMİZİN ORTADA BIRAKMASI DOĞRU OLMAZ”

Dilekçi’nin ve İlhan’ın aksine, KAF Genel Başkanı Rasim Aslan ise, “Bu bölgede ülkemizin bekası için mücadele veren de o aşiret köy korucularıdır. Bunlar hem jandarma ile birlikte hem emniyet ile birlikte üzerine düşen bütün görevlerini yerine getirmişlerdir. Eksiksiz olarak yapmışlardır. Yapması da gerekiyordu. Yani o günden bu güne kadar çok bedel de ödeniyor. Tabii ki devletimizin onları orada bırakması doğru olmaz yani. Artık bunu jandarmanın bir noktasında mı değerlendirirler, emniyetin bir noktasında mı değerlendirirler? Bu kan davalarına baktığımız zaman hiç kimse üzerindeki taşıma silahla bunu yapmamıştır. Başka silahlardır, hep kaçak silahlardır. Hep dışarıdan alınan silahlardır” diyor.