DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın 16 aydır sonuçlandırılmamasına tepki gösterdi. Sayyiğit, babası Nizamettin Kabaiş’in Van Bölge Haber’a yaptığı açıklamada, “Ben susunca dosya da susuyor” sözlerinin yalnızca bireysel bir acıyı değil, kadın cinayetlerinde süregelen yapısal sorunları ortaya koyduğunu söyledi. Sayyiğit, “Bu sözler, bir babanın derin acısını ve çaresizliğini yansıtıyor. Aynı zamanda bu coğrafyada kadınların maruz kaldığı sistematik cezasızlığın ve patriyarkal şiddetin en çarpıcı göstergelerinden biri” dedi.
"Dosyada ciddi ihmaller var”
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğrenciyken kayboldu. 15 Ekim 2024’te Van Gölü’nde cansız bedeni bulundu. O tarihten bu yana geçen 16 ayda soruşturmanın ilerlemediğini belirten Sayyiğit, dosyada ciddi ihmaller bulunduğunu aktardı. Sayyiğit, sürecin adete çıkmaza sürüklendiğini vurgulayarak, “Delillerin karartıldığı iddiaları, kamera kayıtlarının silinmesi, yurt yönetiminin ihmallerinin soruşturulmaması ve üniversite görevlilerinin sorumluluklarının görmezden gelinmesi gibi pek çok skandal yaşandı” şeklinde konuştu.
Sayyiğit, Rojin Kabaiş’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA izleri tespit edildiğini, atletinde ise bir kadına ait kan lekesi bulunduğunu hatırlatarak, “Bütün bu bulgular cinayet şüphesini güçlendiriyor. Buna rağmen soruşturmanın bu kadar yavaş ilerlemesini kabul etmek mümkün değil” diye konuştu.
"Gecikmeler delillerin işlevsiz hale gelmesine neden oluyor”
10 Ocak 2026’da Van Barosu, yurt idaresi ve görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine karşı yasal itiraz yoluna gideceğini açıkladı. Söz konusu karar, Valilik İl İdare Kurulu tarafından alındı. Bu kararı eleştiren Sayyiğit, “Bu ret kararı, açıkça ihmalleri örtbas etme girişimidir” dedi. Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun hâlâ İspanya’da şifre çözümü için bekletildiğini belirten Sayyiğit, “Bu gecikme, delillerin zamanla işlevsiz hale getirilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Sayyiğit, Nizamettin Kabaiş’in 16 ay boyunca 23 kez Van’a gidip geldiğini, tehdit mesajları aldığını ancak mücadeleden vazgeçmediğini belirterek, “Bu, bir ailenin nasıl yalnız bırakıldığının acı bir göstergesidir” dedi.
“Kamuoyu dağılınca dosyalar rafa kaldırılıyor”
Kamuoyunun ilgisinin azalmasıyla dosyaların askıya alındığı yönündeki eleştirilere katıldığını söyleyen Sayyiğit, bunun tesadüf olmadığını savundu.“Türkiye’de kadın cinayetleri sistematik bir şiddet sarmalıdır. Kamuoyu baskısı varken dosyalar ilerliyor, baskı azaldığında ise raflara kaldırılıyor” diyen Sayyiğit, özellikle Kürt coğrafyasında soruşturmaların daha yavaş ilerlediğini ifase etti.
“Meclis’te yeniden komisyon kurulmalıdır”
DEM Parti’nin, Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü ve benzer kadın cinayetlerine ilişkin Meclis’te araştırma komisyonu kurulması için daha önce önerge verdiğini hatırlatan Sayyiğit, bu girişimin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini söyledi.“Bu ret, kadın cinayetlerinin münferit olaylar olarak gösterilmek istendiğinin ve cezasızlığın kurumsallaştırıldığının açık kanıtıdır” diyen Sayyiğit, Meclis’te yeniden komisyon kurulması çağrısında bulundu.
“Adalet mücadele edilmeden gelmiyor”
Adaletin ancak ailelerin, gazetecilerin ve kadın örgütlerinin ısrarıyla mümkün olabildiğini belirten Sayyiğit, “Bu ülkede adalet kendiliğinden işlemiyor. Kadınların ve ailelerin inatçı mücadelesiyle kazanılıyor” ifadelerini kullandı. Nizamettin Kabaiş’in mücadelesinin bunun en somut örneklerinden biri olduğunu söyleyen Sayyiğit, “Eğer bu mücadele olmasaydı, Rojin Kabaiş dosyası çoktan kapanmış olurdu” dedi. Kadın cinayetlerinin politik bir mesele olduğunu vurgulayan Sayyiğit, “İstanbul Sözleşmesi’nin feshi politiktir, 6284’ün uygulanmaması politiktir, delillerin bekletilmesi politiktir. Adalet ancak bu politik zincir kırıldığında sağlanabilir” diye konuştu.