Uzun zamandır gözlemlediğim ve yıllar önce kaleme aldığım bir yazıyı bugün sizlerle paylaşmak istedim: Seçimler ve ipotek konulan iradeler.
Bu ülkede Kürtlerin kendini eşit yurttaş gibi hissetmesini sağlayan belki de tek yegâne araç, seçim sandığıydı. İnsanlar seçim günü sabahın erken saatlerinde okulların önünde toplanır, büyük bir heyecanla oylarını kullanır ve sonra da okul kapısının önünde saatlerce bekleyerek oy çuvallarının sağ selamet yola çıktığını gördükten sonra homurdanarak dağılırlardı. Çünkü o oy pusulası, onların varlığının, kimliğinin ve iradesinin en görünür ifadesiydi. Ama yıllardır yaşanan kayyum atamaları, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, milletvekillerinin hapse atılması bu bağı yavaş yavaş aşındırdı.
Birçok insanın gözünde sandığın anlamı, giderek boş bir kutuya dönüştü. “Biz seçiyoruz ama onlar istediği gibi değiştiriyor” cümlesini son zamanlarda sık duymaya başladım.
Bu yalnızca siyasal bir mesele değil, aynı zamanda psikolojik bir yara. İnsan, sözünün karşılık bulmadığını gördükçe içine kapanır. Çaba göstermenin bir anlamı olmadığına inanan toplumlarda ise umutsuzluk ve öfke birikir. Bu durum bana psikolojide sık kullanılan bir kavramı hatırlatıyor “öğrenilmiş çaresizlik”. Yani insan, ne yaparsa yapsın sonucun değişmeyeceğine inandığında, çabalamayı bırakır.
Bugün özellikle gençlerde “Bu ülkeye ait hissetmiyorum” sözünü duymamız, yalnızca ekonomik kaygılardan değil, işte bu kırılmış bağlardan da kaynaklanıyor. Oy vermek bir yurttaşlık görevi olmaktan çıkıp, giderek bir hayal kırıklığı deneyimine dönüşüyor.
Şunu unutmamak gerek: Demokrasi, sadece çoğunluğun değil, azınlığın da kendini temsil edilmiş hissetmesiyle ayakta kalır. Eğer sandığın gölgesinde aidiyet kırılırsa, ülkenin ortak geleceği de zedelenir.
Aidiyet, pasaportta yazan bir kimlik bilgisi değildir. Aidiyet, eşitlik ve güven duygusuyla beslenir. Bugün bu bağlar zayıflıyorsa, yarın hepimiz için daha büyük bir kayıp anlamına gelir.
Son olarak; insanın en temel ihtiyacı, ait olduğunu hissettiği bir yerde değer görmektir!