Psikoloğun Kapısını Kim Daha Çok Çalıyor?

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde Van Bölge Gazetesinde ruh sağlığı üzerine bir röportaj gerçekleştirdim. Röportaj bittikten sonra aklımda çokça veri canlandı adeta şimşekler çaktı ve bildiğim çoğu şey karman çorman oldu. Aslında bu bilgiler yalnızca Van'a değil, hepimize bir şey söylüyordu.

Psikolojik destek almak için başvuranların büyük çoğunluğu kadınlar…!

Şimdi bunu okuyunca bazıları hemen şu sonuca varabilir: "Demek ki kadınlar daha fazla sorun yaşıyor."

İşte tam burada duralım.

Çünkü mesele hiç de bu değil.

Aslında bilimsel araştırmalar yıllardır aynı şeyi söylüyor. Avrupa'da da, Amerika'da da, Türkiye'de de kadınlar psikolojik destek almaya erkeklerden belirgin şekilde daha yatkın. Bu durum kadınların daha "problemli" olduğunu değil, yardım isteme konusunda daha açık olduklarını gösteriyor.

Peki erkekler neden daha az başvuruyor?

Sanırım cevabı hepimiz çocukluğumuzdan biliyoruz.

Bir erkek çocuğu düştüğünde çoğu zaman "Kalk, erkek adam ağlamaz." denilir.

Canı yandığında "Güçlü ol."

Üzüldüğünde "Takma kafana."

Yetişkin olduğunda ise buna yenileri eklenir: "Evin direği sensin.", "Sarsılma.", "Kimseye belli etme."

Farkında olmadan erkeklere görünmez bir zırh giydiriyoruz. Sonra da o zırhın içinde nefes almakta zorlandıklarında neden yardım istemediklerini sorguluyoruz.

Oyza duygular bastırıldığında ortadan kaybolmaz.

Bir yere giderler ama yok olmazlar.

Kimi zaman öfke olarak çıkarlar, kimi zaman uykusuzluk olarak... Bazen mide ağrısı, bazen yüksek tansiyon, bazen de sürekli hissedilen ama adı konulamayan bir yorgunluk olarak karşımıza çıkarlar.

İnsan zihni ilginçtir, konuşamadığını çoğu zaman bedene konuşturur.

Kadınlar ise genel olarak duygularını ifade etme konusunda daha cesur davranabiliyorlar. Arkadaşlarıyla konuşuyorlar, destek arıyorlar, gerektiğinde bir uzmanın kapısını çalıyorlar. Bu yüzden psikoloğa gitmek onlar için çoğu zaman bir yenilgi değil; yaşamla daha sağlıklı baş edebilmenin doğal bir yolu.

Keşke erkekler de bunu aynı rahatlıkla yapabilse...

Çünkü psikoloğa gitmek "Ben zayıfım." demek değildir.

Tam tersine, "Sorunlarımı inkâr etmek yerine çözmeyi seçiyorum." diyebilmektir.

Bence gerçek cesaret de tam burada başlıyor.

Bugün bedenimiz ağrıdığında doktora gitmeyi doğal karşılıyoruz. Peki ruhumuz yorulduğunda neden hâlâ susmayı tercih ediyoruz?

Belki de değiştirmemiz gereken ilk şey tam olarak bu düşünce.

Ruh sağlığı kadınların da erkeklerin de ortak meselesidir. Acının cinsiyeti olmadığı gibi, iyileşmenin de cinsiyeti yoktur.

Eğer uzun zamandır içinizde taşıdığınız, kimseye anlatamadığınız bir yük varsa, onu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.

Bazen insanın hayatındaki en güçlü adım, "Ben artık destek almak istiyorum." diyebildiği andır.

Ve inanıyorum ki, gerçek güç tam da burada başlayacaktır,