VAN HABER

Psikolog Demir: "Çocuğu Boşanma Değil, Ebeveynlerin Tutumu Yaralıyor"

Uzman Psikolojik Danışman Hurşit Demir, boşanma sürecinin çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Demir, çocukların psikolojisini boşanma kararından çok anne ve babanın ayrılık sürecindeki tutumunun etkilediğini belirterek, çatışmalı aile ortamının çocuklar için boşanmanın kendisinden daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Abone Ol

Boşanma sürecinin çocuklar açısından yalnızca hukuki bir ayrılık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uzman Psikolojik Danışman Hurşit Demir, çocukların ruh sağlığını belirleyen en önemli unsurun ebeveynlerin bu süreci nasıl yönettiği olduğunu söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre geçen yıl 193 bin 793 çift boşanırken, kesinleşen davalarda 191 bin 371 çocuk hakkında velayet kararı verildiğini hatırlatan Demir, her yıl yüz binlerce çocuğun ayrılık sürecinden etkilendiğine dikkat çekti.

"Sürekli Çatışma, Boşanmanın Kendisinden Daha Fazla Zarar Verebilir"

Çocukların yaşadığı psikolojik sorunların çoğu zaman boşanma kararından değil, anne ve babanın ayrılık öncesi ve sonrasında sergilediği tutumlardan kaynaklandığını ifade eden Demir, "Çocukların psikolojisini boşanmanın kendisinden çok anne ve babanın tutumu etkiliyor. Sağlıksız ve sürekli çatışmanın yaşandığı bir aile ortamı, bazı durumlarda boşanmanın kendisinden daha yıpratıcı olabiliyor" diyerek çocukların kendilerini güvende hissedebileceği bir ortamın korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Boşanma Kararı Çocuğa Birlikte Anlatılmalı

Ayrılık kararının çocuklara aktarılma biçiminin de sürecin önemli parçalarından biri olduğunu belirten Demir, ebeveynlerin mümkün olduğunca ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Çocuklara yapılacak açıklamanın yaş ve gelişim düzeyine uygun olması gerektiğini kaydeden Demir, "Çocuklara boşanmanın onları terk etmek anlamına gelmediği açıkça anlatılmalı. Anne ve babalarının yaşamlarında olmaya devam edeceği hissettirilmelidir" dedi.

Demir, çocukların yalnızca söylenenleri değil, anne ve babalarının davranışlarını da yakından gözlemlediğini belirterek, güven duygusunun söz kadar davranışlarla da desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

"Çocuklar Kendilerini Suçlayabiliyor"

Boşanma sürecinde çocukların zaman zaman yaşananlardan kendilerini sorumlu tuttuğunu vurgulayan Demir, ebeveynlerin bu konuda dikkatli davranması gerektiğini söyledi.

Çocuğa, ayrılık kararının kendi davranışlarından kaynaklanmadığının açık şekilde anlatılması gerektiğini belirten Demir, bunun suçluluk duygusunun önüne geçilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.

4-10 Yaş Arasındaki Çocuklar Daha Fazla Etkileniyor

Demir, boşanmanın her yaş grubunda farklı sonuçlar doğurduğunu ancak özellikle 4 ile 10 yaş arasındaki çocukların yaşanan değişimleri anlamlandırmakta daha fazla zorlandığını söyleyerek, "Bu yaş grubundaki çocuklar yaşananları anlamlandırmakta zorlanabiliyor. Bu nedenle kaygı, korku ve suçluluk duyguları daha yoğun görülebiliyor" yorumuyla çocukların göstereceği tepkilerin yaş, gelişim düzeyi ve aile içindeki iletişime göre değişebileceğini dile getirdi.

Uzayan Hukuki Süreçler Çocukları Yıpratıyor

Boşanma davalarının uzun sürmesinin çocuklar üzerinde yeni psikolojik yükler oluşturduğunu vurgulayan Demir, "Uzayan boşanma davaları çocuklarda karamsarlık, umutsuzluk ve belirsizlik duygusunu artırabiliyor. Çocuklar hiçbir şeyin çözülemeyeceğini düşünmeye başlayabiliyor" ifadesiyle uzun süren çatışmaların çocukların ruhsal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.

Davranışlardaki Değişimler Göz Ardı Edilmemeli

Demir, boşanma sürecindeki çocuklarda odaklanma güçlüğü, okula gitmek istememe, içe kapanma, öfke davranışları, tırnak yeme, parmak emme, altını ıslatma ve ders başarısında düşüş gibi belirtilerin görülebileceğini söyledi.

Bu belirtilerin her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmayacağını belirten Demir, davranış değişikliklerinin uzun süre devam etmesi halinde uzman desteği alınmasının önem taşıdığını ifade etti.

"Çocuk Ne Anneden Ne Babadan Vazgeçer"

Boşanma sonrasında ebeveynlerin en sık yaptığı yanlışlardan birinin çocukların yanında birbirlerini kötülemek olduğunu hatırlatan Demir, bunun çocuk üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu söyleyerek, "Bir anne çocuğuna babasını, bir baba da çocuğuna annesini kötülediğinde çocuk ne anneden ne de babadan vazgeçer; kendinden vazgeçer" sözleriyle ailelere uyarıda bulunarak çocukların ebeveynler arasındaki çatışmanın tarafı haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

"Çocuklar Üzerinden Hesaplaşmayın"

Anne ve babaların kendi aralarındaki sorunları çocuk aracılığıyla sürdürmesinin çocukların psikolojik gelişimine ciddi zarar vereceğini belirten Demir, "Ebeveynlerin kendi aralarındaki çözülemeyen sorunları çocuklar üzerinden birbirlerine aktarmaya çalışmaları, çocuklara verilebilecek en büyük zararlardan biridir" dedi.

Erken Destek Çağrısı

Boşanma sürecinde çocukta ciddi sorunların ortaya çıkmasını beklemeden profesyonel destek alınmasının daha sağlıklı sonuçlar sağlayacağını ifade eden Demir, "Çocukta herhangi bir problem ortaya çıkmasını beklemeden uzman desteği alınmasını öneriyorum. Bu süreç doğru yönetildiğinde çocukların yaşadığı olumsuz etkiler önemli ölçüde azaltılabilir" şeklinde anlatarak doğru yönetilen ayrılık süreçlerinde çocukların yaşadığı olumsuz etkilerin büyük ölçüde azaltılabileceğini söyledi.

Ayrılık kararının tek başına çocuk için yıkıcı bir sonuç doğurmadığını belirten Demir, ebeveynlerin bilinçli yaklaşımıyla bu sürecin çocukların gelişimine zarar vermeden yönetilebileceğini sözlerine ekledi.