Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, tarım sektöründe yaşanan yapısal sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yaşar, üreticinin hem ekonomik hem de iklimsel riskler altında üretim yaptığını belirterek, mevcut tarım politikalarının çiftçiyi ayakta tutmakta yetersiz kaldığını dile getirdi.
“Destekler Yetersiz Kalıyor”
Tarımda verilen desteklerin üretim maliyetlerine oranla oldukça düşük kaldığını aktaran Prof. Dr. Yaşar, “Devletimiz açıklıyor, ‘Mazot desteği veriyorum, gübre desteği veriyorum’ diyor. Ama verilen destekle siz traktörünüzü ancak tarlanın başına götürürsünüz, geri getiremezsiniz. O kadar bir destek. Destek verilmesi elbette önemli ama mevcut haliyle yeterli değil” diyerek özellikle mazot ve gübre desteklerinin çiftçinin temel giderlerini karşılamadığını söyledi.
Yaşar’a göre artan gübre, mazot, ilaç ve enerji maliyetleri karşısında desteklerin sabit kalması, üreticinin her yıl daha fazla borçlanmasına neden oluyor. Bu durumun özellikle küçük ölçekli çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığı ifade ediliyor.
Çiftçi Örgütleri ve Devletin Rolü
Türkiye’de çiftçi örgütlerinin sayıca var olmasına rağmen etkinlik açısından zayıf kaldığını dile getiren Yaşar, “Çiftçimizin örgütleri var ama çok da faal değiller. Çiftçiye sahip çıkmıyorlar. Devletimizin bizzat sahip çıkması lazım. Çiftçiyi aracıların elinden kurtarması lazım” sözleriyle üreticinin pazarlık gücünün düşük olduğunu vurguladı.
Aracı sisteminin üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkını artırdığına dikkat çeken Yaşar, çiftçinin emeğinin büyük kısmının bu zincirde kaybolduğunu belirtti. Bu nedenle devletin piyasada daha düzenleyici ve koruyucu bir rol üstlenmesi gerektiğini anlattı.
“Tarımsal Kurumlar Yeniden Güçlendirilmeli”
Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan tarım kurumlarının üreticiyi desteklemede önemli bir rol üstlendiğini hatırlatan Yaşar, “Toprak Mahsulleri Ofisi, tarım kredi kooperatifleri ve üretici birlikleri geçmişte çiftçiye ciddi hizmetler sunuyordu. Ürün alımından fiyat istikrarına kadar önemli görevler üstleniyorlardı. Ancak bugün bu kurumların çoğu zayıflamış durumda” ifadesiyle bugün bu yapıların büyük ölçüde işlevsiz hale geldiğini ifade etti.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yeniden aktif hale getirilmesi gerektiğini hatırlatan Yaşar, “Çiftçinin ürününü doğrudan almalı, piyasada fiyatı belirleyen bir mekanizma olmalı. Çiftçiden ürünü alıp depolamalı, zamanı geldiğinde piyasaya sunmalı. Böylece hem üretici korunur hem tüketici korunmuş olur. Ama maalesef bu sistem etkin çalışmıyor.” bilgisini paylaştı.
Çiftçi Borçla Üretiyor
Tarım sektöründe üretimin büyük oranda borçlanmaya dayalı olduğunu ifade eden Yaşar, “Çiftçi zaten borçlu. Gübresini borçla almış, mazotunu borçla almış, ilacını borçla almış” bu nedenle üreticinin hasat dönemini bekleyemediğini ve çiftçinin üretim döngüsüne yüksek maliyetlerle başladığını kaydetti.
Özellikle yaş sebze ve meyve üretiminde ürünün hızlı bozulması nedeniyle çiftçinin satış baskısı altında olduğunu belirten Yaşar, “Ürünü bir an önce satmak zorunda kalıyor. Depolama imkânı olmadığı için fiyatlar düşük olduğunda bile ürünü elden çıkarmak zorunda kalıyor” dedi.
Soğuk Hava Deposu Eksikliği
Tarımsal ürünlerin korunmasında en önemli sorunlardan birinin depolama altyapısı olduğunu aktaran Yaşar, soğuk hava depolarının yetersizliğine dikkat çekti.
Van’da yeni yatırımların başladığını ancak bunun yeterli olmadığını söyleyen Yaşar, “Vatandaşın götürüp ürününü koyabileceği, muhafaza edebileceği ve zamanı geldiğinde satabileceği bir sistem uzun yıllardır yoktu. Bu eksiklik çiftçiyi doğrudan pazara bağımlı hale getiriyor” şeklinde konuştu.
Ayrıca Yaşar, bu durumun üreticiyi maliyetinin altında satışa zorladığını, birçok çiftçinin zarar ettiğini ve bu durumun sürdürülebilir olmadığını yorumladı.
“Çiftçi Üçüncü Yıl Bırakıyor”
Sürekli zarar eden üreticilerin zamanla tarımdan tamamen çekildiğini söyleyen Yaşar, “Bir yıl zarar eder, iki yıl zarar eder ama üçüncü yıl artık bırakır gider” ifadesiyle tarımın sabır ve süreklilik gerektiren bir alan olduğunu vurgulayarak, bu durumun kırsalda ciddi boşluklar oluşturduğunun değerlendirmesini yaptı.
Yaşar, tarımdan kopan gençlerin yeniden geri dönmesinin oldukça zor olduğunu belirterek, “Bir genci, bir kadını tarımdan kopardığınızda ikinci yıl geri döndürmek çok zor oluyor” ifadelerini kullandı.
Yatırım Yapamayan Çiftçi
Gelir yetersizliği nedeniyle üreticilerin tarımsal yatırımlarını sürdüremediğini anlatan Yaşar, bunun uzun vadede üretim kapasitesini zayıflattığını söyleyerek, “Çiftçi sermaye birikimi oluşturamıyor. Traktörü eskidiğinde yenileyemiyor, sulama sistemi bozuluyor yenileyemiyor, ahırı yıkılacak hale geliyor tamir edemiyor” vurgusuyla üreticinin her yıl daha kırılgan hale geldiğini belirtti.
Tarım Doğal Risklere Açık
Tarımsal üretimin doğa koşullarına bağlı olduğunu hatırlatan Yaşar, iklim değişkenliklerinin çiftçiyi doğrudan etkilediği bilgisini verdi.
Sel, don, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi olayların ürün kaybına neden olabildiğini dile getiren Yaşar, “Bir yıl ürün alınamadığında çiftçi ciddi bir geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kalıyor” dedi.
Bu nedenle fiyat politikalarının yalnızca yıllık artışlara göre değil, üreticinin risklerini de kapsayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini yorumladı.
“İnsanlar Toprağını Bırakıyor”
Tarımın cazibesini kaybettiğini söyleyen Yaşar, “İnsanlar toprağını boş bırakıyor, gidip inşaatta amelelik yapıyor. Bunun nedeni tarımdan para kazanamamalarıdır” diyerek gelir yetersizliği nedeniyle kırsalda üretimden uzaklaşmanın hızlandığını aktardı.
Bu durumun tarım arazilerinin boş kalmasına ve üretim kaybına yol açtığını belirtti.
Tarım ve İthalat Eleştirisi
Türkiye’nin birçok temel gıda ürününde ithalata bağımlı hale geldiğini anlatan Yaşar, “Buğday ithal ediyoruz, mercimek ithal ediyoruz, pirinç ithal ediyoruz, nohut ithal ediyoruz” yorumuyla yerli üretimin güçlendirilmesi gerektiğini aksi takdirde bu durumun tarım politikaları açısından önemli bir sorun olduğunu vurguladı.
“Tarıma Destek Sağlığa Yatırımdır”
Tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda toplumsal bir alan olduğunu dile getiren Yaşar, “Sağlıklı ürün üretirsek, insanımızı sağlıklı beslersek sağlık harcamalarını azaltırız” değerlendirmesiyle tarımın desteklenmesinin ülke geleceği açısından kritik önem taşıdığını ve sağlıklı üretimin uzun vadede sağlık harcamalarını azaltacağı uyarısında bulundu.