Dostlarım...
Beştepe hattının cefakâr ve vefakar minibüs yolcuları!
Ayakta duranlar, ezilenler, dirsek yiyenler ve şoförün ısrarıyla, hep arkaya doğru ilerlemek zorunda kalanlar...
Yüreğimizin bir köşesinde saklı duran o kadim "Kum Gibi" şarkısına neler yaptılar öyle, gördünüz mü? "Şehirlere bombalar yağardı her gece, biz durmadan savaşırdık" diyen o asil isyan ve direniş estetiğini bile bir gecede kamulaştırıp çaldılar bizden.
Düşünün bir kere; bir tarafta NATO zirvesi yapılıyor. Sarayın o kristal avizeli dehlizlerinde, vaktiyle anti-emperyalist damarı çatlamış Ahmet Kaya'nın şarkısı yankılanıyor. Tam o esnada, kapitalizmin ve küresel sömürünün başkomutanı Trump kapıdan içeri süzülüyor! Yahu bu nasıl bir ideolojik aşuredir? Koca NATO zirvesini Çorbacı Suat'a çevirdiler.
"Kum Gibi" şarkısının o koridorlarda çınlaması bir övgü mü, yoksa haysiyetin ve dış politikanın kum gibi ezilip gidişinin bir itirafı mı?
Bakınız, altına kaçıran bebekler için yüksek emici bezler var. İnsan düşünmeden edemiyor: Bu üstün teknoloji, "Yüce Devletimiz" için de tedbir amaçlı bir emsal oluşturamaz mı?
Acaba diyorum, devlet aklının altına da şu her şeyi yutan, her ideolojiyi anında içine çekip kurutan o emici taneciklerden mi bağlasak? Milyarlarca dolar bayılıp S-400 füzelerini hangarlara kilitlemek, sonra gidip NATO kapısında ezile büzüle F-35 dilenmek... Bu devasa '...Kaçırmayı' başka hangi emici güç toparlayabilir?
Üstelik konu Kürtçe olunca yerlerinden sıçrayarak “Hayır, bizim beka sorunumuz var!” diye ortalığı ayağa kaldıranlar da aynı kadro. Klavyede X, W ve Q harflerini yan yana görünce vatan bölünüyormuş gibi histeriye kapılanlar...
Ama öte yandan, o aynasız Trump gelince başkent Ankara'nın her yerinde "Welcome" yazıları gırla gidiyor. Trump bunlara yüz defa "W" dese, harf milliyetçilerimiz "Yarabbi çok şükür!" diyecekler...
Muhterem Karslılar, muhterem Digorlular, çok değerli Dağpınarlı dostlarım ve aziz Veysel Karani Türbesi’nin kadim ziyaretçileri!...
Trump'ın gölgesinden aldıkları o geçici rüzgârla gidecekleri o olası erken seçim sandıklarında neyin değişeceğini sanıyorsunuz? Yine aynı döngü.
Ne acıdır ki elin Amerikalı kovboyunun karşısında el pençe divan durup içten içe "Kum Gibi" eziliyorlar. Ama yandaş medyaya bakarsan; " Dünya Liderimiz bir kez daha dünyaya ayar vermiş" gibi anlatıyorlar.
Fazla söze hacet yok; ağzımızdan çıkanı kulağımız duysun, aman bir infial olmasın. Yoksa bu aziz vatan adeta bir karpuz gibi ortadan ikiye ayrılır. O vakit kalkıp istediğiniz kadar “Karpuz kestim sulandı / bak yine zam geldi” adlı Beştepe yöresine ait o meşhur türküyü söyler dururuz...
Ahmet Kaya yaşasaydı herhalde şunu derdi: "Vallahi ayıp, billahi ayıp!Ulan gözüm... Biz bu şarkıları, küresel kovboyların karşısında el pençe divan durun diye mi yazdık ? Biz 'Şehirlere bombalar yağardı her gece' derken emperyalizme karşı barikat örüyorduk"
Sen yine de bizim aklımızı koru yarabbim! Senin rızanla oruç tuttuk, zekât verdik; fonda Ahmet Kaya çaldırıp Trump’a bir tepsi Sütlü Nuriye ikram edenlerin o tuhaf günahına bizi ortak etme. Bize yardım et, rahmetini esirgeme üzerimizden... AMİN!
NATO zirvesi bitti; ama bu ideolojik aşurenin faturasını asıl kimin ödeyeceğini hep birlikte yaşayıp göreceğiz.