İstanbulluların su ihtiyacını karşılayan dev rezervuarlarda nisan ayının son haftasına girilirken hareketli günler yaşanıyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından paylaşılan 23 Nisan 2026 tarihli son veriler, megakentin su depolarındaki ortalama doluluk oranının yüzde 69,34 bandına yerleştiğini gösteriyor.

Geçtiğimiz kış aylarında beklenen kar yağışının tam olarak gerçekleşmemesine rağmen, bahar dönemindeki istikrarlı sağanaklar sayesinde baraj göllerindeki su seviyesi geçtiğimiz yıla oranla daha umut verici bir tablo çiziyor.

Van'da Zor Saatler: 5 Ağustos'ta Elektrik Kesintisi Başlıyor!
Van'da Zor Saatler: 5 Ağustos'ta Elektrik Kesintisi Başlıyor!
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, genel ortalamanın yüzde yetmiş sınırına dayanmasının yaz ayları öncesinde şehre nefes aldırdığını belirtiyor. Ancak bu genel ortalamanın yanıltıcı olabileceği konusunda da uyarılarda bulunuluyor. Şehrin farklı bölgelerine yayılan baraj gölleri arasında ciddi bir uçurum gözlemleniyor.

Kimi bölgelerde su seviyesi taşma noktasına gelerek kapakların açılması ihtimalini doğururken, kimi havzalarda ise kuraklık sinyalleri verilmeye devam ediyor. Bu dengesiz dağılım, su yönetiminin önümüzdeki sıcak aylarda ne kadar stratejik bir öneme sahip olacağını bir kez daha kanıtlıyor.

Anadolu Yakasındaki Barajlar Tam Kapasite Sınırına Geldi

İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan su kaynakları, son yağış dalgasından en verimli şekilde yararlanan bölgeler arasında yer alıyor. Şehrin en büyük su depolarından biri olan Ömerli Barajı, yüzde 93,06 gibi devasa bir doluluk oranına ulaşarak adeta gövde gösterisi yapıyor.

Bu yüksek oran, bölgedeki içme suyu hatlarının güvenliğini sağlarken aynı zamanda çevre ekosistemi için de can suyu niteliği taşıyor. Ömerli’nin bu denli dolması, kentin su transferi kapasitesini de rahatlatan bir etken olarak öne çıkıyor.

Benzer bir durum Darlık ve Elmalı barajlarında da gözlemleniyor. Darlık Barajı yüzde 87,12 seviyesine ulaşırken, Elmalı Barajı yüzde 91,37’lik oranıyla maksimum kapasiteye oldukça yaklaşmış durumda. Yeşil alanların ve ormanlık arazilerin yoğun olduğu bu havzalar, toprağın emilim gücü sayesinde yüzey sularını başarıyla topladı. Anadolu yakasındaki bu yüksek doluluk oranları, olası bir kuraklık döneminde Avrupa yakasına su transferi yapılması ihtimalini de gündemde tutmaya devam ediyor.

Avrupa Yakasındaki Dev Havzalarda Durum Hala Ciddiyetini Koruyor

Şehrin Avrupa yakasına bakıldığında ise Anadolu yakasındaki o rahat tablo yerini daha temkinli bir bekleyişe bırakıyor. İstanbul’un can damarlarından biri olan Terkos Barajı, yüzde 57,33 doluluk oranıyla kentin su ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynamaya devam etse de beklenen yükselişi henüz tam anlamıyla gerçekleştiremedi. Özellikle Büyükçekmece Barajı’nın yüzde 56,83 seviyesinde kalması, bölgedeki su tüketim miktarının ne kadar yüksek olduğunu ve kaynakların korunması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Alibeyköy Barajı’nda ölçülen yüzde 67,28’lik oran ise geçtiğimiz aylara göre bir toparlanma emaresi gösterse de havza genelinde tam bir rahatlamadan söz etmek mümkün görünmüyor. Avrupa yakasındaki bu görece düşük oranlar, nüfus yoğunluğunun bu bölgede toplanmış olması nedeniyle dikkatle takip ediliyor. Yağışların havzaya düşme açısı ve toprak yapısındaki farklılıklar, barajların dolma hızını doğrudan etkileyen faktörler arasında yer alırken, suyun tasarruflu kullanımına yönelik çağrılar da ciddiyetini koruyor.

Sazlıdere Ve Istrancalar Bölgesinde Kuraklık Alarmları Çalıyor

İstanbul’un batı ucuna doğru gidildiğinde ise verilerdeki düşüş eğilimi endişe verici boyutlara ulaşıyor. Sazlıdere Barajı, yüzde 45,87 doluluk oranıyla kentin en zayıf halkalarından biri haline gelmiş durumda. Bölgedeki yapılaşma ve iklimsel değişimler, barajın su toplama kapasitesini olumsuz yönde etkiliyor. Yaz mevsiminin yaklaştığı şu günlerde Sazlıdere’deki bu düşük seviyeler, su yönetim birimlerinin bölge özelinde farklı önlemler almasına neden olabilir.

Daha da kritik bir durum ise Istrancalar Barajı’nda yaşanıyor. Sadece yüzde 39,42 doluluk oranına sahip olan bu tesis, şehrin barajları arasındaki en düşük seviyeyi temsil ediyor. Küçük bir havza olmasına rağmen stratejik öneme sahip olan Istrancalar’daki bu gerileme, kuzey ormanlarındaki yağış rejiminin değiştiğinin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu bölgelerdeki su kaybının önüne geçmek için hem teknik çalışmaların hem de bilinçli tüketim kampanyalarının hızlandırılması bekleniyor.

Su Rezervlerinin Geleceği İçin Tasarruf Ve Verimlilik Vurgusu Yapılıyor

Kazandere ve Pabuçdere gibi diğer önemli barajlar yüzde 60 bandındaki doluluk oranlarıyla orta vadede bir denge sağlasa da uzmanlar 2026 yılının geri kalanı için rehavete kapılmamak gerektiğini ifade ediyor.

Bahar yağışlarının ardından gelecek olan sıcak hava dalgalarının buharlaşma oranlarını artıracağı gerçeği, mevcut suyun her damlasının kıymetini daha da artırıyor. Şehir genelindeki toplam doluluk oranının yüzde 70 seviyesine yaklaşmış olması bir başarı gibi görünse de uzun vadeli projeksiyonlar su güvenliğinin sadece yağışlara bağlı kalmaması gerektiğini gösteriyor.

Gelecek dönemlerde İstanbul’un su arzını korumak adına teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının minimize edilmesi planlanıyor. Vatandaşların günlük hayattaki su kullanım alışkanlıklarını değiştirmesi, barajlardaki suyun daha verimli yönetilmesini sağlayacak en temel unsurlardan biri olarak görülüyor. Her ne kadar barajların bir kısmı dolup taşsa da kentin batı yakasındaki eksikliğin giderilmesi ve suyun tüm şehre dengeli bir şekilde ulaştırılması için yürütülen çalışmalar aralıksız sürdürülüyor.

Muhabir: ELİF YILDIRIM