Cevabı zor bir soru. Neticede aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık.
Değneğin iki ucunda da “kan” var.
Hani bir söz vardır:
“Her kelam yerini bulursa anlamlı olur, yerini bulmazsa rüzgâr olur.”
Şimdi birileri çıkmış, İran’a askerî müdahale için diyor ki:
“Rejim dış müdahaleyle değil, halkın direnişiyle değişmeli.”
İlkesel olarak yanlış mı?
Değil, heval…
Ama insan şunu sorar:
O söz, hangi toprağa basarak söyleniyor?
İran’da kadınlar saçını açtığı için katlediliyor.
Gençler slogan attığı için vinçlere asılıyor.
Gazeteciler yazdığı için darağacına gönderiliyor.
Şiir yazmanın bile ağır bir bedeli var.
Ali Hamaney denilen zat, vaktiyle Kürt lider Doktor Kasımlo’nun katledilmesinin emrini veren aklın başındaydı.
Kasım Süleymani …
Musavi…
Türkiye’de Mahmut Yıldırım (Yeşil) ne ise, İran’da Süleymani oydu.
Türkiye’de Yaşar Büyükanıt ne ise, İran’da Musavi oydu.
Türkiye’de Mehmet Ağar ne ise, bir vakitler İran’da Hamaney oydu.
Orada “halk direnişi” dediğin şey, Talimhane’de bir duvar yazısı kadar romantik değil.
Orada her kelimenin ağır bir bedeli var.
Gelelim bizim memlekete…
Türkiye’de bir kısım “antiemperyalist Türkiyeci” var.
Her lafa “Kahrolsun ABD” diye başlar.
Her tartışmayı “NATO planı” diye bağlar.
“Kahrolsun ABD” demek, İran’daki katliamları aklamamalı.
Yirmi dört yılda kendi ülkende Adalet ve Kalkınma Partisi’yi bile gönderememişsin…
Ondan sonra diyorsun ki:
“İran’da rejimi halk değiştirmeli.”
Hadi canım!
İnşallah İran halkı değiştirir.
Ama insan sormaz mı:?
“Madem halkın değiştirmesi bu kadar kolay, sen 24 yıldır kendi ülkende bunu niye başaramadın?” diye…
Daha 24 yıldır bir grup AKP’liyi iktidardan gönderemeyenlerin, 50 yıllık molla rejimini “halk değiştirsin” demesi ayrıca ironik bir durum teşkil ediyor.
Sonra diyorsun ki:
“Biz ilkesel olarak doğru yerdeyiz.”
Bu topraklarda en konforlu koltuk, “ilkesel doğruluk” koltuğudur.
Söylemen yeterli, bir şey yapmak zorunda değilsin.
Oysa halk dediğin, kendiliğinden sel olmaz.
Önüne yol açan olmazsa dere akmaz.
Eğer halk direnecekse, ona akıl gerekir.
Cesaret kadar örgüt de gerekir.
Söz kadar bedel de gerekir.
İran’da “halk değiştirsin” demek kolaydır.
Ama o cümlenin ağırlığını, darağacına yürüyenler bilir.
Mesele ilkesel olarak haklı olmak değil, heval!
Mesele, o haklılığı hayata geçirecek yüreği ve iradeyi gösterebilmektir.
Haklı olmak, sandıkta kazanmadıkça sadece teselli olur.