HALEPTE DÜŞEN İNSANLIK!

Abone Ol

     İHH'nın organize ettiği "Halep'e yol açın" konvoyuna Van'dan 8 otobüs, 40 özel araç ve 530 gönüllü ile birlikte Suriye sınırına gittik. Amaç özellikle Halep'te yaşanılanları dünya gündemine taşımak, katliamın içinde olan mazlumların kurtarılması için koridor açılmasını sağlamak.


     Suriye sınırında 10 Km.lik oluşturulan kortejle tüm dünyaya şu mesaj verildi. Türkiye'deki halklar sizin oyunlarınıza gelmeyecek hem hükümetlerinin hem de mazlum Suriye halkının yanında olduklarını ilan ettiler.
Sınırda toplanan on binler, diktatör devletlerin, hain devletlerin, batılı emperyalistlerin uygulamalarında insanlık bitmiş olabilir, fakat henüz Türkiye'de yaşayan halklar (Kürtüyle, Türküyle, Lazıyla, vs.) nezdinde insanlığın ölmediğini aksine dimdik ayakta durduğunu bir kez daha göstermiş oldular.


     İnsanlık düşünce, doğal olarak Müslümanların bakışları arasında Halep'te düştü. Öyle bir düşüş ki, kadınların kızların çocukların erkeklerin feryatları arşı alayı inletti fakat Müslümanlar duymadı, duymak istemedi. Duyanlar ise sözlü dualarla feryat ettiler ancak nafile doğal olarak "insanlıkla birlikte Halep'te düştü"


    Tarih, farklı dinlerden de olsa aynı akıbetlerle yıkılanların nasıl yıkıldıklarını bizlere ibret almamız için sunmaktadır. Meselâ Bizans kuşatma altındayken, rahiplerin en önemli tartışma konusu meleklerin cinsiyetiydi: “Melekler erkek mi, dişi mi?”
Çünkü toplumun ahlakı bozulmuş, din her alanda kullanılır olmuştu. Ticarette siyasette kullanılır olmuş içi boşaltılmıştı. Dinin muhtevasıyla değil, merasimsel boyutlarıyla ve menkıbeleriyle ilgileniliyordu.
Tarih yine tekerrür ediyor bu sefer Müslümanlar sahnede. Suriye ve kadim şehir Halep yıkılırken, Müslümanlar özellikle Arapların kendini yeni şartlara göre yapılandıramadığından çağın sorunlarına cevap üretecek şartlar oluşturulmamasından dolayı yıkılmalar zulümler işkenceler ve tecavüzler elzem olmaya başladı.


     Artık Müslümanların gündemlerinde cihad değil bir takım sofistike tartışmalar yer aldı. Mesela, "Kur-an abdestsiz mi ele alınmalı abdestli mi?" "Şeytan cennete nasıl girdi? "Hava annemiz mi soktu" "Yılanın karnında mı girdi?" "Sakal dudak altından mı ölçülmeli, yoksa çene altından mı olmalı?" "Başa bağlanan şalın ucu sağdan mı sarkıtılmalı soldan mı?"
üslüman kadınlar kızlar zalimlerin tecavüzleri altında inim inim inlerlerken onlara sahip çıkmak yerine "İslam'da cariyenin hükmü?" vs.lerle meşgul olan Müslümanlar; Afganistan'da kaybettiler, Irak'ta kaybettiler, Suriye'de kaybettiler, Mısır'da kaybettiler, Somali'de kaybettiler, Maynmar'da kaybettiler kısacası dünyada kaybettiler!..


     Müslümanlar olarak merkeze Kur-an ve sünnet alınmış olsaydı her halde bu ayetin yeniden şimdi nazil olduğunu görmezden gelmezlerdi. "Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa:75)"
Niçin ah vahlarla yetiniyorsunuz, niçin katliam görüntülerini izlerken takındığınız tavrı kanal değiştirirken göstermiyor devam ettirmiyorsunuz. Evet, Halep düştü. Amma insanlık Halep'ten önce düşmüştü zaten.
Gün iç ve dış düşmanlara karşı durmanın, artmakta olan saldırıları püskürtme günüdür. Suriye ve Halep konusunda Van halkının gösterdiği hassasiyet her zaman olduğu gibi yine göğsümüzü kabarttı. Teşekkürler Van, teşekkürler katılım sağlayan STK'lar, teşekkürler emeği geçenler. Türkiye düşmanlığında buluşanlar, başaramayacaksınız!..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.