Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Kırkgeçit Mahallesi’nde, 24 Eylül 2025 tarihinde uğradıkları silahlı saldırı sonucu, aynı aileden üç kişi yaşamını yitirmişti. Bir anne ve iki oğlunun öldürüldüğü silahlı saldırının ardından başlatılan soruşturma sürerken, ailenin fertleri Van Bölge Gazetesine konuştu.
Saldırıda öldürülen 50 yaşındaki Sinan Özcan’ın kızı Duygu Özcan, faillerin dışarıda olduklarını ve halen bir can güvenlikleri olmadığını söyledi.
“BEN VE BABAM KEFENİ BERABER ALMAYA GİTTİK”
Saldırının yaşanmasından yaklaşık bir hafta öncesinden itibaren, babası Sinan Özcan’ın görüşme talebiyle sürekli arandığını belirten Duygu Özcan, “Babama kefenini de al öyle git dediler. Kefen de barışın simgesi olarak kabul ediliyor. Ben ve babam beraber kefeni almaya gittik. Ama ben babamın ölümü için alacağımı bilmiyordum. Sonra babam, ‘Beni aramışlar, saat 19’da gideceğiz’ dedi. Biz babama tuzak olabileceğini söyledik ama babam kendi evlerinde bunu yapamayacaklarını ve sadece dönüşten korktuğunu söyledi” diye konuştu.
“HAYAT GÜVENCEMİZ YOK”
“Kadın ve kefen gittiğinde barış olur” diyerek, yaşananlara tepki gösteren Özcan, “Ama onlar bizi kandırdılar. Kur’an’a el bastılar. Ben babamın cebine bir Kur’an koymuştum. O Kur’an’ı bile paramparça etmiştiler. Biz adalet istiyoruz. Hepsi elini kolunu sallayarak dışarıda geziyor. Halen hayat güvencemiz yok. Bizim abimle amcamız dışında kimsemiz kalmadı. Masum üç canımızı toprağın altına verdik” dedi.
“ARACI OLAN KİŞİ BİR AŞİRETİN AĞASI”
Sinan Özcan’ın öteki kızı Esra Özcan ise babasının sürekli tehdit aldığını ama hiç karakola başvuru yapmadığını söyledi: “Çünkü babam sürekli barış istiyordu. Bir gün bir adam aradı babamı ve ‘aracı’ olacağını söyledi. Gerekirse çaylarını bile içme sadece barış için git dedi. Üçü arabadan indikten sonra hemen saldırıyı gerçekleştiriliyor. Bu ‘aracı’ dediğimiz kişi de bir aşiretin ağası.”
“BİR KURŞUN SESİ BİLE DUYULMADI MI?”
Esra Özcan, olayın faillerinin ve azmettiricilerinin köy üzerinde etkili olduklarını söyleyerek, “Ben o köydeki karakoldan da şikayetçiyim. O gece bir Allah’ın kulu çıkıp da hiçbir şey yapmadı mı? Artık adamın nasıl bir gücü varsa, köyü bile boşaltmış. Nasıl tehdit etmişse, kalanlar sadece pencerelerinden izlemiş. Karakolla saldırının yaşandığı yer çok yakın. Herkesin evleri yapışık. Bir kurşunun bile sesi duyulmadı mı?” diye konuştu.
“BEN BİR AŞİRET DEĞİLİM, SİZİNLE KAVGA EDEYİM”
Öldürülen Sinan Özcan’ın eşi Neriman Özcan’ın sözleri ise bölgede son dönemlerde artan aşiretler arası husumetin ve güç gösterilerinin bir rekabete dönüştüğünü doğrular nitelikte: “Benim kimsem yok. Bir oğlum bir de kaynım var. Benim gücüm bunlara yetmiyor. Benim eşim her zaman ‘Ben bir aşiret değilim sizinle kavga edeyim’ diyordu. Benim eşim, kaynım ve kaynanam suçsuz günahsızdılar. Biz kendimizi güvende hissetmiyoruz.”
“O KORUCULAR NEREDEYDİ”
Ailesinin tuzağa çekildiğini söyleyen Özcan, “Bir kadın barışa giderse orada her şey biter. Ama onlar tuzağa çektiler. O köyün fertleri o gece neredeydiler? Köyü boşaltmışlar. Olayın olduğu gece kimse yoktu köyde. O aileden belki 10 kişi korucudurlar. O gece o korucular neredeydi? Niye köyden çıkartmışlar? Ben adalet istiyorum.” şeklinde konuştu.