Uzun süredir kamuoyunun gündeminden düşmeyen Gülistan Doku’nun şüpheli kaybına ilişkin soruşturma, yeni gelişmelerle birlikte yeniden tartışma konusu oldu. Soruşturma kapsamında aralarında dönemin Tuncay Sonel’in de bulunduğu 12 kişinin tutuklanması, sürecin seyrine dair soru işaretlerini artırırken, TBMM tutanaklarına yansıyan bazı ifadeler siyasi polemiği derinleştirdi.
Tutanaklarda, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu yönünde değerlendirme yaptığı iddiası, özellikle bazı medya organlarında geniş yer buldu. Bu iddialar, soruşturmanın geçmişte nasıl ele alındığına dair eleştirileri de beraberinde getirdi.
Gelen tepkiler üzerine Soylu, X hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla iddialara karşı çıktı. Açıklamasında medyayı hedef alan sert ifadeler kullanan Soylu, haberlerin “gerçeği yansıtmadığını” ve kasıtlı şekilde çarpıtıldığını öne sürdü. Ayrıca yürütülen soruşturma kapsamında yalnızca kendisine yöneltilen somut sorulara, hukuki çerçevede yanıt verdiğini vurguladı.
Soylu’nun açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur ise kullandığı dil oldu. “Devletin dini adalettir” ifadesiyle sürecin hukuk temelinde yürütülmesi gerektiğini belirten Soylu, eleştirilere dini referanslarla yanıt verdi. Bu üslup, tartışmanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir zemine kaydığını gösteren bir işaret olarak yorumlandı.
Öte yandan Soylu, açıklamasına ek olarak bir milletvekilinin yönelttiği sorular ile Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinden verilen resmi yanıtları da kamuoyuyla paylaştı. Bu belgelerle iddiaların temelsiz olduğunu ortaya koyduğunu savunan Soylu’nun çıkışı, tartışmanın kısa vadede dinmeyeceğine işaret ediyor.
Gülistan Doku dosyası, aradan geçen yıllara rağmen hem yargı süreci hem de siyasi boyutuyla Türkiye’nin en hassas başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.