Enseyi kaşımayın, gülümseyin! Az Kaldı…

Abone Ol

Merhaba dostlar, sevgili Romalılar...
Üç tarafı deniz, dört tarafı düşmanlarla çevrili; "şehit" kanlarıyla sulanmış bu humuslu toprakların kahrını çeken aziz ve muhterem yurttaşlarım...

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü…” demiş Arif Nihat Asya. Vay vay vay! İnsan okurken bile ürperiyor; bir de bunu resmî bayramlarda küçücük çocuklara okutuyorlar.

Toplum olarak son 50 yıldır bir türlü gelişemememizin sebebi sanırım okul önlerinde okutulan o İstiklal Marşı ritüelidir. O birkaç saniyelik gergin beklemenin ardından, bandonun veya okul müdürünün işaretiyle hep bir ağızdan çıkan devasa "KORKMA!" sesi, adeta tüyleri diken diken eden bir "korku-heyecan" karması yaşatırdı. E, böyle KORKA KORKA büyüdüğümüz için de büyüyünce her şeyden korkar olduk!

Aziz Nesin’in o meşhur tespitiyle devam edelim: "Bizim insanlarımız mücadele edilmesini sever ama mücadele edenleri ve mücadele etmesini hiç sevmezler."

İşte tam da bu söze yakışır biçimde, "Sana mı kaldı ulan memleketi kurtarmak?" diyeceğinizi biliyorum. Haklısınız, üzerime vazife değil ama dayanamıyorum işte! Köşeme çekilmiş, "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?" sözündeki o "kim"in ben olup olmadığını düşünürken siyasetteki son havadislerle hafızam yeniden devreye girdi.

Bu memlekette zaman akmıyor dostlar! Türkiye aslında devasa bir zaman makinesi; sadece aynı sahneler, farklı oyuncular ve yenilenmiş dekorlarla 10 yılda bir yeniden çekilip önümüze konuyor.

Bakın, koskoca CHP yaklaşık bir asırlık tarihinde defalarca bölünme ve ayrışma yaşadı. 1924'te Kâzım Karabekir, Rauf Orbay ve Ali Fuat Cebesoy'un Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurmasıyla başlayan kopuşlar; sonraki yıllarda farklı isimler ve farklı partilerle tekrar tekrar yaşandı. Yani zaman makinesi siyasette de hiç durmadan çalışıyor.

Aradan bir asır geçmiş... Yıl olmuş 2026; CHP hâlâ bölünüyor!

Özgür Özel partisinin adını "Yeni Parti" olarak açıkladı. Yalnız ufacık bir detay var: Bu parti pek yeni sayılmaz! Zaten 1993’te Yusuf Bozkurt Özal kurmuş, 1997’de kapısına kilit vurulmıştı. Zaman makinesi yine başa sardı! Ben olsam hiç riske girmem ya da durumu özetleyen daha dürüst isimler bulurdum: Acil Parti, Acele Parti, Mecburiyet Partisi gibi!

Zaten bu memleketin zaman arşivleri ne parti isimleri gördü: Ufak Parti, Toprak Emlak ve Serbest Teşebbüs Partisi (TEST), Davul Delen Jaguar Partisi...

Mevcut manzara karşısında Sayın Bahçeli de lütfedip buyurmuşlar: "Yeni partiye hazine yardımı verilsin." Cömertliğin bu kadarı gözlerimi yaşartıyor! Devlet kesesinden ulufe dağıtmak, tebaa-i sadıkayı ihya etme adabına pek bir uygun. DESTUUUR!

Bir kısım CHP’li ise partinin tasfiyesi karşısında destansı bir direnişte: "CHP ölmedi, kalbimizde yaşıyor!" diyerek mevzi koruyorlar. Vallahi tebrik ederim! Parti dediğin zaten parlamentoda biter, kalplerde yaşamaya devam eder. Muhtemelen CHP'yi mumyalayarak bir kenara bırakacaklar; kim bilir, bir ara yine lazım olur...

Zaman makinesi sadece siyaseti değil, mutfaktaki tencereyi de yıllar öncesine götürüyor.

"Milli İktisat" anlayışımız da zaman makinesinden payını almış durumda. Bize "Güzel yaşayacaksınız, tok karınla dolaşacaksınız" dendikçe biz faturayı ödeyebilmek için adeta şekopilo olduk. "Dışarı çıkıp bir hava alalım" dedik, gökten yağmur yağdı; "şılopılo" olduk.

Artık milletçe "Eti gramla, kıymayı fotoğrafla alma" evresindeyiz. Dışarıda bir su böreği veya kelle-paça yemek lüks tüketim vergisine tabi; menüye bakarken gözleri dolmayan vatandaşa "yeterince milliyetçi değil" gözüyle bakıyorlar. Tribünler hazır olsun, yeni sloganımızı açıklıyorum: "Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu gelen sesler Türklerin mide gurultusu!"

E ne de olsa edebiyatı da şartlara göre güncellemek lazım:

Bayrakları bayrak yapanlar fakirlerdir / Toprak, eğer uğrunda ölen fakirler varsa vatandır...

Biz geçmişin sloganlarını bugünün gerçekleriyle yaşamaya çalışırken ortaya da böyle tuhaf manzaralar çıkıyor.

İşte dostlarım; muhaliflerin garnitür yapıldığı, hazinenin cömertçe ulufe dağıttığı, kelle-paça çorbasının hayal olduğu ve akıl sağlığımızın sürekli sınandığı bu aziz coğrafyada, çıldırtan şartlara karşı gülümseyerek tebessüm etmekten başka çaremiz yok.

Sakin ol şampiyon; hayat pahalılığı ekonomik değilmiş, bizim psikolojimiz bozukmuş. En azından bize anlatılan hikâye bu.

Yoldaşlarım... Hepimiz aynı zaman makinesinin içindeyiz. Ne yazık ki bu makinenin yalnızca geri vitesi çalışıyor.

Enseyi kaşımayın, karartmayın!

Hadi gülümseyin, AZ KALDI!