EKONOMİ

Emekli Maaşını Yükseltmenin Sırrı: SGK Uzmanı Açıkladı!

Sosyal güvenlik sisteminde uzun süredir tartışma konusu olan farklı kurumlardaki prim günlerinin birleştirilmesi zorunluluğu, yargının en üst mercilerinden biri tarafından masaya yatırıldı.

Abone Ol

Sosyal güvenlik sisteminde uzun süredir tartışma konusu olan farklı kurumlardaki prim günlerinin birleştirilmesi zorunluluğu, yargının en üst mercilerinden biri tarafından masaya yatırıldı. Birden fazla sigorta statüsünde çalışarak ömür tüketen milyonlarca vatandaşın geleceğini doğrudan etkileyecek olan bu gelişme, emeklilik hakkı kazanma rehberini tamamen değiştirecek bir boyuta ulaştı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından alınan bu son karar, emeklilik başvurusunda bulunan sigortalıların aleyhine işleyen bürokratik bir duvarı yıkarak, vatandaşın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasının önünü açtı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde bulunan 4A, 4B ve 4C statülerinde, yani eski adlarıyla SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında farklı dönemlerde prim ödemiş kişileri kapsayan bu karar, çalışma hayatında yeni bir dönemi başlatıyor. Sektör temsilcileri ve sosyal güvenlik uzmanları, yeni düzenleme niteliğindeki bu yargı hükmünün, özellikle son 7 yıllık hizmet süresi hesaplamalarında dezavantajlı duruma düşen vatandaşlar için büyük bir mali kazanç kapısı araladığını belirtiyor. Sigortalılar artık kendilerini mağdur eden hizmet sürelerini hesaba katmama ve daha yüksek maaş bağlatma hakkına yasal olarak sahip olabilecek.

Son 7 Yıl Kuralına Yargı Engeli

Söz konusu hukuki sürecin fitilini, emeklilik hakkını elde ettiğini düşünerek kuruma başvuran ancak sistemin getirdiği katı kurallar nedeniyle talebi reddedilen bir vatandaşın mücadelesi ateşledi. Toplamda 6730 gün SSK, 450 gün Emekli Sandığı ve 2092 gün Bağ-Kur primi bulunan sigortalı, takvimler 28 Mart 2002 tarihini gösterdiğinde emeklilik dilekçesini ilgili kuruma teslim etti. Ancak SGK, mevcut mevzuatta yer alan ve sigortalının son 7 yıllık fiili hizmet süresinde en fazla hangi kuruma prim ödediyse o kurumun şartlarına tabi olacağını öngören kuralı uyguladı.

Yapılan incelemelerin ardından kurum, vatandaşın son dönemdeki Bağ-Kur günlerinin daha ağırlıklı olduğunu tespit ederek başvuruyu SSK şartlarına göre onaylamayı reddetti. Vatandaşa, hak ettiği maaşın bağlanabilmesi için Bağ-Kur kapsamında aranan 9000 prim gününü tamamlaması gerektiği resmi yollarla bildirildi. Kendisine haksızlık yapıldığını ve mevcut haklarının elinden alındığını düşünen sigortalı, bu kararın ardından Bağ-Kur sürelerinin tamamen devre dışı bırakılması ve diğer hizmetleri üzerinden maaş bağlanması talebiyle konuyu yargıya taşıdı.

İş Mahkemesinin Vatandaşı Haklı Bulan Kararı

Dilekçeyi ve tarafların savunmalarını detaylıca inceleyen ilk derece iş mahkemesi, sosyal güvenlik hukukunda ezber bozan bir yaklaşıma imza atarak sigortalının yanında yer aldı. Mahkeme heyeti, yasaların vatandaşı zorla hizmet birleştirmeye zorlayamayacağını, bireyin kendi haklarını korumak adına hangi hizmet sürelerini kullanıp kullanmayacağını seçme özgürlüğünün bulunması gerektiğini açıkça karara bağladı. Bu doğrultuda davacının 1 Nisan 2002 tarihi itibarıyla emekli aylığı almaya hak kazandığı hükmedilerek, geçen süre zarfında ödenmeyen maaşların faiziyle tahsil edilmesine karar verildi.

Yerel mahkemenin verdiği bu karar, üst mahkeme konumundaki istinaf dairesi tarafından da hukuka uygun bulunarak onandıktan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Yargıtay nezdinde temyiz edildi. Dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ilk aşamada yerel mahkemenin kararını bozsa da, iş mahkemesi ilk kararının arkasında durarak büyük bir direnme kararı aldı. Mahkeme, vatandaşın dava dilekçesindeki asıl amacının sadece kendisini mağdur eden Bağ-Kur günlerinden feragat etmek olduğunu ve bu iradenin korunması gerektiğini ısrarla savundu.

Hukuk Genel Kurulunun Emeklilikte İrade Kararı

Yargı organları arasındaki bu hukuki uyuşmazlığa son noktayı koyan en üst merci ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu oldu. Genel Kurul, iş mahkemesinin gösterdiği direnç gerekçelerini tamamen haklı ve hukuka uygun bularak yerel mahkemenin kararını kesin olarak onayladı. Yüksek mahkeme, davacının Emekli Sandığı hizmetlerinin hesaba katılmasına hiçbir itirazının olmadığını, yalnızca kendisine 9000 gün şartı çıkaran ve emekliliğini engelleyen Bağ-Kur günlerinin sistem dışı bırakılmasını talep ettiğini net bir şekilde tescilledi.

Bu tarihi karar ile birlikte, birden fazla kurumda çalışmış olan kişilerin emeklilik işlemlerinde kurumun dayatmaları değil, doğrudan sigortalının kendi özgür iradesi ve menfaati esas alınacak. Karar, benzer durumda olan ve prim günlerinin birleştirilmesi nedeniyle daha düşük maaş almak ya da yaş beklemek zorunda kalan binlerce sigortalı için resmi bir emsal teşkil ediyor. Vatandaşlar artık mahkeme yolunu açan bu kararı dayanak göstererek, kendileri için en avantajlı olan çalışma dönemlerini seçip daha yüksek oranlarda emekli maaşı bağlatma imkanına kavuşmuş oldu.