Van’ın Başkale ilçesinde bir okulda çekilen video üzerine başlayan tartışmalar, eğitim sendikaları arasında gerilime neden oldu. Eğitim Sen Van Şubesi, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada “Tekçiliğe, ırkçılığa ve tehdit siyasetine boyun eğmeyiz” diyerek sert bir yanıt verdi.
Açıklamada, “Eğitim sendikası olduğunu iddia eden ve pedagojiden, demokratik değerlerden, evrensel insan haklarından uzak bir sendika; Van'ın Başkale ilçesinde bir okulda çekilen video ile ilgili yaptığımız paylaşımı kastederek tehditkâr bir dil kullanmış, ‘had bildirme’ yarışına girmiştir. Açıkça belirtelim: Biz hiçbir eğitim emekçisini hedef almadık; eleştirdiğimiz yalnızca proje ve müfredatın tekçi, dışlayıcı yönleridir.” ifadelerine yer verildi.
Eğitim Sen, açıklamasında hedeflerinin hiçbir zaman bireyler olmadığını, eleştirilerinin eğitim sistemindeki ideolojik dayatmalara yönelik olduğunu vurguladı:
“Bizim karşı çıktığımız anlayış, bu sendikanın ve yürütmelerinin tekçi anlayışı, pedagojiden uzak tutumları ve kendi ideolojik bakışlarını eğitim alanına dayatma çabalarıdır.”
“Haddini Bilmez Söylemler Tekçi İdeolojiyi Meşrulaştırıyor”
Sendika açıklamasında, yapılan eleştiriler karşısında gelen sert ifadelerin kabul edilemez olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Sendikal yapılarını ve söylemlerini eleştirdiğimizde karşılaştığımız bu haddini bilmez söylemler, bu ülkenin çocuklarının kimliğini, dilini ve kültürünü yok sayan bir ideolojiyi meşrulaştırmaya çalışmaktadır.”
Eğitim Sen’e göre, anadilinde eğitim hakkı anayasal düzene yönelik bir tehdit değil, demokratik bir gereklilik:
“Herkes için anadilinde eğitim talebi, anayasal düzeni hedef almak değil; çok kültürlü bir toplumda bireylerin dilsel haklarını gözeten, demokratik ve evrensel bir talep olarak değerlendirilmelidir.”
“Anadilinde Eğitim Bölücülük Değil, Demokratik Bir Hak”
Açıklamada, anadilinde eğitimi savunmanın suç veya bölücülük olarak gösterilmesinin yanlış olduğu vurgulandı:
“Anadilinde eğitim talebi ‘bölücülük’ değil; insan onuruna, pedagojik gerçeklere ve demokratik değerlere dayalı bir haktır. Bunu dile getirenleri, TMK tehdidi ve ‘hukuki sonuçlar’ söylemleriyle korkutmaya çalışanlar, aslında eğitimdeki tekçilik ve ırkçılığı gizlemeye çalışmaktadır. Herhangi bir yasak, tehdit veya sopayla eğitim emekçilerini sindiremezsiniz.”
“Asıl Sorun Müfredatta: Tek Dil, Tek Kimlik, Tek İnanç Dayatması”
Eğitim Sen açıklamasında, Türkiye’deki asıl problemin öğretmenlerin bireysel tercihlerinde değil, müfredatın dayatmacı yapısında olduğu ifade edildi:
“Bu ülkede asıl sorun, mevcut müfredattaki bir etkinliği zorunlu veya isteyerek işlemek değil; tek dil, tek kimlik, tek inanç dayatan eğitim sistemi ve müfredattır. Bu sistem, çocukların kimliğini, dilini ve kültürünü yok saymakta; onları asimilasyoncu bir anlayışla şekillendirmeye çalışmaktadır.”
Sendika, bu yapının eğitimde eşitlik ve adaleti ortadan kaldırdığını, çocukların farklı kimlikleriyle özgürce var olamadığı bir ortam yarattığını belirtti.
“Gerçek Barış, Herkesin Kendi Kimliğiyle Var Olabildiği Düzenle Sağlanır”
Eğitim Sen, açıklamasının devamında toplumsal barışın ancak eşit yurttaşlık temelinde mümkün olabileceğini vurguladı:
“Gerçek barış ve eşit yurttaşlık, ancak herkesin kendi kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle eşit görüldüğü bir düzende mümkündür.”
“Hiçbir Tehdit Demokratik Mücadelemizi Engelleyemez”
Eğitim Sen, son olarak demokratik anayasa, çoğulcu eğitim, barış ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelenin süreceğini belirtti:
“Eğitim Sen olarak demokratik anayasa mücadelesi, çoğulcu eğitim, barış ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Herhangi bir tehdit, TMK sopası veya ideolojik kabadayılık bizi demokratik değerleri ve evrensel insan haklarını savunmaktan alıkoyamaz.”