Bu Bir Kayıp Değil, Bir Sistem Meselesi

Abone Ol

İnanın, bu satırları yazarken bile içimde bir sızı var. İzlediğim haberler, okuduğum yorumlar, kulak verdiğim ağıtlar… Bir annenin feryadı, bir ablanın isyanı. Bir yanda Gülistan Doku’nun yarım kalmış gençliği ve masumiyeti; diğer yanda yıllardır karanlıkta bırakılmış bir dosya.

Kamuoyuna yansıyan iddialar ve tartışmalar, bu dosyanın sadece bir kayıp vakası olmadığını düşündürüyor. Delillerin yeterince korunmadığı, bazı kayıtların silindiği, sürecin şeffaf ilerlemediği yönündeki soru işaretleri hâlâ giderilmiş değil. Hatta delil zincirinin kopmasına neden olabilecek ihmaller ve süreci gölgeleyen uygulamalar uzun süredir tartışma konusu.

Ne yazık ki bu ülkede yalnızca bu dosya değil; benzer şekilde akıbeti belirsiz, yıllarca sonuçlandırılamayan pek çok olay var. Eğer hukuk sistemi etkin, denetlenebilir ve şeffaf bir şekilde işleseydi, belki de bugün hem bu acı hem de geçmişte yaşanan pek çok benzeri çoktan aydınlatılmış olacaktı.

Son günlerde yeniden gündeme gelen gelişmelerle birlikte bazı operasyonlar ve gözaltılar dikkat çekiyor. Soruşturma yeniden hareketlenmiş gibi görünüyor. Ancak kamuoyunun zihnindeki temel soru değişmiyor: Bu süreç neden yıllar önce sonuçlandırılamadı?

5 Ocak 2020’den bu yana bu ülkeyi yöneten kurumlar neredeydi? Valilikten adliyeye, emniyetten savcılığa kadar herkes bu sürecin hangi noktasında durdu?

Artık bu sorular yalnızca bir dosyaya değil, doğrudan bir güven meselesine işaret ediyor. Toplumun devlet kurumlarına olan güveni zedelenirken, şeffaflık ve hesap verebilirlik talebi her geçen gün büyüyor. Ve bu noktada geriye tek bir soru kalıyor: Kim hesap verecek?

Sessiz kalanlara, köşesine çekilip izleyenlere de sormak gerekiyor: Ne zaman farkına varacaksınız? Ne zaman gözünüzü, kulağınızı açacaksınız? Daha kaç insanın acı yaşaması gerekiyor?

Kaç çocuk, kaç kadın, kaç masum can… Daha kaç felaket, daha kaç ihmal?

Devletin en temel görevi vatandaşının can güvenliğini sağlamak değil midir?

Görünen o ki bu dosya, yalnızca bir kayıp vakası değil; aynı zamanda cevapsız soruların, tartışmalı süreçlerin ve gölgede kalan iddiaların merkezinde durmaya devam ediyor.

Ve artık açıkça sormak gerekiyor: Eğer bir ülkede adalet gecikiyor, güçlüden yana eğiliyor, gerçekler karartılıyor ve kimse hesap vermiyorsa, sorun tek bir dosya değildir. Sorun, düzenin kendisidir.

Ve bu düzenin içinde susanlar, görmeyenler, duymayanlar…

Siz bu karanlığın neresindesiniz?