VAN HABER

Boşaltılmış Köylerde, Umut ‘Barışa’ Kaldı

Van Barosu’ndan Av. Hülya Çelik Sönmez ve İHD Van Şube Başkanı Mehmet Salih Coşkun, Barış sürecinin tamamlanmasının ardından köylere dönüş ve toplumsal barış için adımların atılmasının zorunluğu olduğunu belirti.

Abone Ol

1990’lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da uygulanan köy boşaltmaları, binlerce insanın hayatını köklü biçimde değiştirdi. O dönemde yüzlerce insan, yaşadıkları toprakları geride bırakarak farklı kentlere göç etmek zorunda kaldı.


Türkiye’nin 90’lı yıllarda tanık olduğu bu “zorunlu göç” gerçeği, aradan geçen yıllara rağmen toplumsal bir sorun olarak varlığını halen sürdürüyor. Göçe maruz kalan insanların en çok zorlandığı alanlar ise gittikleri yerlerde karşılaştıkları ekonomik güçlükler ve yaşadıkları kültürel uyumsuzluklar oldu. Ancak şimdi ‘barış’ın konuşulduğu bu süreç, boşaltılmış köylere ne olacak sorusunu beraberinde getirdi?


Boşaltılan köylere geri dönüşün önündeki engeller sürerken, Van Barosu avukatlarından Hülya Çelik Sönmez ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Mehmet Salih Coşkun, barış sürecinin bölge halkı üzerindeki etkilerini ve köye dönüşün nasıl sağlanması gerektiğini değerlendirdi.


“BARIŞ SADECE SİLAH BIRAKMAKLA SAĞLANMAZ”


Sürecin yalnızca silahsızlanmayla sınırlı olmaması gerektiğini ve kalıcı barış için köye dönüşlerin önünün açılması gerektiğini söyleyen İHD Van Şubesi Başkanı Mehmet Salih Coşkun, sorunun yalnızca PKK’nin silah bırakmasıyla çözülebilecek bir sorun olmadığını söylüyor. Çoşkun, ‘’1985’ten sonra özellikle 90’lar sürecinde Van başta olmak üzere birçok şehirde, Hakkari’de, Şırnak’ta, Ağrı’da, Bitlis’te, Siirt’te binlerce köy boşaltıldı. Barışın toplumsallaşabilmesi için bu köylere dönüşlerin önünün açılması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın da ifade ettiği gibi, yeni bir toplum sözleşmesi temelinde yeni bir sürecin olması gerekiyor” dedi.


“GEÇMİŞLE YÜZLEŞMELİ VE ADALET SAĞLANMALI”


Coşkun, barış sürecinin yalnızca köye dönüşlerle değil, geçmişte yaşanan hak ihlallerinin açığa çıkarılmasıyla da mümkün olacağını dile getiriyor: “Bu sadece barışın tek bir alanı. Sadece silah bırakmakla ya da köye dönüşlerin sağlanmasıyla olabilecek bir şey değil. Birçok hak ihlali vardı. Yani toplumsal hafızayla yüzleşmek gerekiyor. Bazı ihlallerin tazmin edilmesi, bazı ihlallerin açığa çıkarılması gerekiyor. O köy boşaltma süreçlerinde binlerce faili meçhul cinayet, JİTEM dediğimiz kurum eliyle, kontralar eliyle gerçekleştirildi. Bunların da açığa çıkartılması, tespit edilmesi, geçmişle yüzleşilerek faillerinin cezalandırılması gerekmektedir” diye konuştu.


“KÖYLERE DÖNÜŞÜN YOLU DEVLET TARAFINDAN AÇILMALI”


Halkın köylerine dönmesinin önündeki en büyük engelin “özel güvenlik bölgesi” uygulamaları olduğunu belirten Çoşkun, şunları söyledi: “Birçok insan bırakıp gitmek zorunda kaldığı topraklarına kavuşmak için yıllardan bu yana talepte bulunuyor. Bu sorunun çözüme kavuşturulması için insanların açıkçası taleplerine de ihtiyaç yok. Bunun önü devlet tarafından, kurumlar tarafından açılır. Geri dönmek isteyen geri döner, yerleştiği yerde kalmak isteyen vatandaşlar da yerleştiği yerde hayatını devam ettirir. Bu köylere dönüş yolunun açılması devletin bu aşamada pozitif bir yükümlülüğüdür. Ve bunu yerine getirmesi gerekiyor.”


‘’ASKERİ GÜVENLİK BÖLGELERİNİN SONLANMASI GEREKİYOR’’


Güvenlik güçlerinin varlığına ilişkin de konuşan Coşkun, şu ifadelere yer verdi: “Vatandaşların köylere gidememesinin temel sebebi o köylerin uzunca süreden beridir güvenlik bölgesi olarak ilan edilmesi ve izinsiz bir şekilde girilememesidir. Vatandaşların köylerine rahat bir şekilde gidip gelebilmesi için de oradaki askeri üstlenmelerin, askeri güvenlik bölgelerinin sonlanması, ortadan kaldırılması gerek. Vatandaşlar rahat bir şekilde gidiş gelişi sağlasın. Güvenlikle alakalı bir problem varsa da eğer zaten olağan rutin şekilde vatandaşların güvenliğini sağlayacak bir İçişleri Bakanlığı’nın görevi var zaten.”


“BARIŞ SÜRECİ TAMAMLANIRSA KÖYLERE DÖNÜŞLER BAŞLAYABİLİR”


Barış süreci başlatılmış olsa da bu sürecin bölgede etkileri henüz görülmediğini belirten Van Barosu’ndan Av. Hülya Çelik Sönmez ise barış sürecinin devam edilmesi ve neticelenmesi halinde olumlu etkisinin şüphesiz olacağını belirtti. Sönmez; ‘’Bu süreç tamamlandığında toplumsal barış sağlanmış olacağından boşaltılmış köylere dönüşün de başlayacağını düşünüyorum. Ancak bu dönüş yüksek oranda olmayacaktır. Bunun nedeni ise köylerden kentlere yapılan göçün sonucunda, kent yaşamına entegre olmuş birçok kişinin de bulunmasıdır. Ancak kent yaşamına entegre olmayan kişiler köylerine dönmek isteyeceklerdir.”dedi.


‘’DEVLETİN TEŞVİK EDİCİ BİR PROGRAM HAZIRLAMASI GEREKİYOR’’

Sönmez, köye dönüşlerin başarılı olabilmesi için devletin teşvik edici bir program hazırlaması gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu: “Köye dönüşlerin başarılı olabilmesi için belli bir program ve teşvikle cazip hale getirilerek vatandaşların dönüşlerini kolaylaştıracağı gibi dönenlerin sayısını da artıracaktır. Bu plan ve programlar; tarım ve hayvancılığa yönelik krediler, eğitim ve sağlık için uygun koşulları içermelidir. Özellikle kent yaşamına entegre olmayanlar yapılacak köylere dönüş sağladıklarında köylerde tarım ve hayvancılık artacak, bu durum doğrudan vatandaşların ekonomik yaşamını düzeltecek, dolaylı olarak da ülke ekonomisine katkıda bulunacağı şüphesizdir.”


‘’BARIŞ, REFAH SEVİYESİNİ YÜKSELTECEK’’


Sönmez, toplumsal barışın inşa edildiği ortamlarda refah düzeyinin de artacağını vurguladı: “Özetle barışın inşa edildiği veya sürdürüldüğü toplumda refah düzeyi hep yüksek olacaktır. Çatışmasız bir ortamda güvenlik kaynaklarına ayrılan harcamalar bölgeye ve vatandaşlara ayrılma olanağı bulacağından, bölgenin kendi kendine yetebildiği ve ülkenin tamamı için artı kaynak oluşturacağı da görülecektir. Ayrıca 1990’lı yıllardan beridir yürütülen güvenlik politikalarından kaynaklı bölgede ciddi sosyolojik, psikolojik, ekonomik veya ekolojik sorunlar oluşmuştur. Bu problemlerin çözümü de içten ve samimi bir yaklaşımla mümkün olacaktır.”