Bölgeye Merhaba

Abone Ol

Şu an elinizde tuttuğunuz gazetenin bir köşesinde yepyeni bir isim, tanımadığınız bir yüz ve muhtemelen “kim bu, ne anlatacak acaba?” dedirten bir yazıyla karşı karşıyasınız. Haklısınız. Ben de tam olarak bunu anlatmaya geldim: Kimim, neden buradayım ve bu köşede ne işim var?

Öncelikle şunu söyleyeyim: Gazeteye köşe yazmak biraz mahalleye yeni taşınmak gibi. İlk günlerde insanlar sizi uzaktan şöyle bir süzer, kapının önünden geçerken bakar: “Kim bu acaba, ne iş yapar, çay içer mi, selam verir mi?”

Evet, selam veririm. Çayı da şekersiz içerim. Sohbeti de çok severim.

Bu köşe; gündelik hayatın içinden, bazen derin ama sıkmayan, bazen de mizahi ama düşündüren yazıların durağı olacak. Felsefe diyeceğiz ama kafa karıştırmadan; kişisel gelişim diyeceğiz ama klişeye kaçmadan. Belki bazen “yaşam koçu” gibi konuşacağım-ki yaşam koçuyum aynı zamanda- ama söz veriyorum, size limonlu detoks suyu içirmeyeceğim.

Çünkü derdim bilgi satmak değil, birlikte yürümek.

Sizinle birlikte hayata şöyle bir adım geri çekilip bakmak. “Niye bu kadar acele ediyoruz?”, “Mutluluk gerçekten satın alınabiliyor mu?”, “Kendimizi geliştirmek derken nereye kadar?” gibi sorulara kafa yormak.

Arada bir dertleşeceğiz. Bazen çok da ciddiye almayacağız. Çünkü hayat bazen ciddiye alınmayacak kadar tuhaf.

Neyse... Tanıştığımıza memnun oldum.
Haftaya yine burada buluşalım mı? Çayı da siz demleyin bu sefer.

Sevgilerle,