Yazın gelişiyle birlikte sadece hava değil, insanın iç dünyası da biraz aydınlanıyor. Günler uzuyor, gökyüzü daha çok görünür oluyor, insanlar evlerden çıkıp parklara, bahçelere ve doğaya karışıyor. Bu nedenle birçok kişi yaz aylarında kendini daha enerjik, daha canlı ve daha huzurlu hissettiğini söylüyor.
Psikoloji araştırmaları da bunun tesadüf olmadığını gösteriyor. Güneş ışığı, ruh halimizle ilişkili bazı biyolojik süreçleri destekliyor; açık havada geçirilen zaman ise stres düzeyini azaltabiliyor. Özellikle yeşil alanlarda yapılan yürüyüşlerin zihinsel yorgunluğu hafiflettiği ve dikkatimizi toparlamamıza yardımcı olduğu biliniyor.
Birçok insan terapi odasında rahatladığını anlatır.
İlginç olan şu ki bazen doğa da benzer bir etki yaratabiliyor. Bir ağacın altında oturmak, gökyüzünü izlemek, temiz havada yürümek ya da kuş seslerini dinlemek zihnimizin sürekli çalışan tarafını bir süreliğine yavaşlatabiliyor. Bu nedenle bazı uzmanlar doğayı, ruh sağlığını destekleyen doğal bir iyileşme alanı olarak tanımlıyor.
Yaz aynı zamanda dış dünyaya açılma mevsimi. İnsanlar daha çok hareket ediyor, daha fazla sosyalleşiyor ve yaşamın içinde daha aktif yer alıyor. Bunların her biri psikolojik iyi oluşla yakından ilişkili. Bazen bir dostla yapılan kısa bir yürüyüşün bile moralimizi değiştirebildiğini hepimiz deneyimliyoruz.
Elbette güneşli bir gün bütün sorunları ortadan kaldırmaz. Ancak ruhumuzun da bedenimiz gibi nefese, ışığa ve doğaya ihtiyacı var. Belki de yazın en güzel tarafı, bunu bize yeniden hatırlatmasıdır. Açık bir gökyüzü, hafif bir rüzgâr ve birkaç dakikalık doğa molası... Bazen iyi hissetmenin başlangıcı sandığımızdan çok daha kolay olabliyor...