DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına cezaevlerinde bulunan siyasi tutukluları, Türkiye halklarını ve hayatını kaybeden DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder’i anarak başlayan Bakırhan, Kürt meselesinin uzun yıllar boyunca güvenlik ve çatışma ekseninde ele alındığını belirtti.
“Meseleyi siyaset ve müzakereyle çözme sorumluluğu Meclis’in”
Bakırhan, tartışılan kanun teklifinin Kürt meselesinin ilk kez olağan yasama süreci içerisinde ele alınması açısından önemli olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet tarihi boyunca farklı olağanüstü uygulamalarla yönetildiğini savunduğu sürecin artık hukuk ve siyaset zeminine taşınması gerektiğini belirten Bakırhan, Meclis’in temel sorumluluğunun sorunu müzakere yoluyla çözmek olduğunu söyledi.
Bakırhan, “acı ve inkâr dolu sayfayı kapatma” fırsatından söz ederek, bundan sonraki sürecin Meclis üzerinden yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
“Çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatı var”
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Bakırhan, Türkiye’nin içindeki çatışma ortamının sona ermesinin yalnızca ülke açısından değil, bölge açısından da sonuçlar doğuracağını savundu.
Bakırhan, Türklerin güvenlik kaygıları ile Kürtlerin eşitlik taleplerinin aynı hukuk düzeni içerisinde ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin Irak, Suriye ve İran başta olmak üzere bölgedeki gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
“Bu yasa ayrıcalık üreten bir yasa değil”
Kanun teklifinin herhangi bir kesime ayrıcalık sağlamadığını savunan Bakırhan, düzenlemeyi çatışmanın sona erdirilmesine yönelik ilk adım olarak değerlendirdi.
Sürecin bir “al-ver” pazarlığı şeklinde görülmemesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, Türkiye’nin bütünlüğünün tartışma konusu olmadığını söyledi.
Bakırhan, Türk ve Kürt halklarının ortak bir gelecek içerisinde yaşaması gerektiğini belirterek, çatışmalar nedeniyle farklı kesimlerin yaşadığı acıların birbirleriyle yarıştırılmaması gerektiğini dile getirdi.
Kürtlere de mesaj verdi
Bakırhan, konuşmasının bir bölümünde Kürt yurttaşlara da seslenerek, yürütülen sürecin kimliğin ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini savundu.
Geçmişte yaşanan süreçler nedeniyle toplumda “yeniden kandırılma” kaygısının bulunduğunu belirten Bakırhan, bu endişelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, demokratik haklar konusunda mücadelenin devam edeceğini, ancak öncelikli hedefin çatışma ortamının sona erdirilmesi olduğunu ifade etti.
“Asıl süreç ekimde başlamalı”
Bakırhan, kanun teklifinin mevcut haliyle nihai çözüm olmadığını da söyledi.
Düzenlemede eksiklikler bulunduğunu belirten Bakırhan; anadil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi gibi başlıkların bundan sonraki süreçte ele alınması gerektiğini ifade etti.
Meclis’in ekim ayında yeniden çalışmaya başlamasıyla birlikte demokratikleşme, hukuk, eşitlik ve özgürlükler konusunda yeni yasal düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini savunan Bakırhan, kanun teklifinin yalnızca başlangıç olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Barış bir müsabaka değildir”
Konuşmasında Türkiye’deki siyasi kutuplaşmaya da dikkat çeken Bakırhan, farklı siyasi kimliklerin birbirlerini tehdit olarak görmekten vazgeçmesi gerektiğini belirtti.
Barışın taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bir süreç olarak ele alınamayacağını ifade eden Bakırhan, kalıcı çözüm için demokratik siyasetin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan ayrıca, çatışmalar nedeniyle ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, üretim ve sosyal yatırımlara yönlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Hukukla yazılan bir sayfa var”
Konuşmasının sonunda kanun teklifine yönelik desteklerinin koşulsuz olmadığını belirten Bakırhan, düzenlemenin eksik yönlerinin bulunduğunu ancak buna rağmen sürecin hukuk zeminine taşınması açısından desteklenmesi gerektiğini ifade etti.