SİYASET

Bakırhan: Bugün CHP'ye giden kolluk, yarın AK Parti'ye gider

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı ve yaşanan tartışmalar üzerinden sert mesajlar verdi. Bakırhan, yargı müdahalelerinin siyaseti şekillendirmeye çalıştığını savunarak bunun tüm partiler için risk oluşturduğunu söyledi.

Abone Ol

Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada hem siyasi gelişmelere hem de ekonomik tabloya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına Gadir Hum Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bakırhan, hayatını kaybeden siyasetçi Günay Kubilay’ın babası için taziye mesajı iletti. Ayrıca “Kobanê Kumpas Davası” kapsamında tutuklu bulunan siyasetçilerin yıllardır ailelerinden uzak kaldığını belirterek, bu durumun sona ermesi gerektiğini vurguladı.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde ise Türkiye’de derinleşen yoksulluk ve açlığa dikkat çeken Bakırhan, mevcut düzenin toplumsal sorunları çözmekte yetersiz kaldığını savundu. Açlığın yalnızca dönemsel değil, sürekli bir yaşam gerçeği haline geldiğini ifade etti.

Siyasi gündeme dair en sert çıkışını ise CHP üzerinden yaşanan “mutlak butlan” tartışması oluşturdu. Bakırhan, İstinaf Mahkemesi’nin kararının yalnızca hukuki bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun demokratik siyasete doğrudan müdahale anlamı taşıdığını öne sürdü.

“Bu mesele sadece bir yargı kararı değildir” diyen Bakırhan, siyasi alanın dış müdahalelerle dizayn edilmeye çalışıldığını savunarak, bunun demokrasi açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.

Kolluk güçlerinin bir siyasi parti binasına müdahalesi üzerinden örnek veren Bakırhan, bu tür uygulamaların yaygınlaşması halinde tüm siyasi partilerin etkilenebileceğini söyledi. “Bugün bir yapıya yapılan müdahale, yarın herkesin kapısına dayanabilir” mesajını verdi.

Bakırhan ayrıca, demokratik meşruiyet vurgusu yaparak sandık iradesinin yargı kararlarıyla gölgelenmesine karşı olduklarını dile getirdi.

Konuşmasının sonunda ise siyasi baskıların yalnızca belirli partileri değil, tüm sivil toplumu ve örgütlenme özgürlüğünü tehdit ettiğini savunarak, yargı süreçlerinin siyaseti şekillendirme aracı olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti.