Van Barosu’na bağlı avukat Kadir Kutevi, kayyum uygulamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, uygulamanın hem hukuki hem de toplumsal barış açısından ciddi sorunlar doğurduğunu ifade ederek, “Kayyum uygulamasının kendisi başlı başına hukuka aykırı bir durumdur. Cezaları kesinleşmemiş belediye başkanlarına kayyum atanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır” açıklamasını yaptı.
“Eşitlik ilkesine aykırı ve keyfi bir uygulama”
Kayyum atamalarında siyasi ayrım yapıldığını savunan Kutevi, “Farklı siyasi partilere mensup bazı belediye başkanları hakkında benzer süreçler işletilmezken, özellikle CHP ve DEM Partili belediyelere yönelik olarak kararlar kesinleşmemesine rağmen İçişleri Bakanlığı tarafından uzaklaştırma kararları alınmaktadır. Bu durum, eşitlik ilkesine aykırı ve keyfi bir uygulama olarak değerlendirilmektedir” ifadelerini kullandı.
“Mahkeme kararı var ama iade yok”
Kutevi, Bahçesaray Belediye Başkanı hakkında İdare Mahkemesi tarafından verilmiş bir karar bulunduğunu hatırlatarak, “Bahçesaray Belediye Başkanı hakkında İdare Mahkemesi tarafından verilen bir karar bulunmaktadır. Bu karar çerçevesinde belediye başkanının görevine iade edilmesi gerekmektedir. Ancak buna rağmen, idarenin ve bazı mahkemelerin tutumu nedeniyle belediye başkanlarının görevlerine iade edilmediği ifade edilmektedir.” şeklinde konuştu.
Kutevi, halen birçok DEM Partili ve CHP’li belediye başkanı hakkında kararlar kesinleşmemiş olmasına rağmen görevden uzaklaştırma işlemlerinin sürdüğünü belirterek, “Bu durum açıkça hukuka aykırıdır” dedi.
“Masumiyet karinesi geçerlidir”
Hukuki sürece dikkat çeken Kutevi, bir kamu görevlisinin görevden alınabilmesi için cezasının kesinleşmiş olması gerektiğini vurgulayarak, “Kesinleşmiş bir mahkeme kararı sonucunda kamu haklarından mahrum bırakılan kişilerin belediye başkanlığı yapamayacağı zaten mevzuatta düzenlenmiştir. Ancak dosyası henüz kesinleşmemiş, hakkında soruşturma veya yargılama devam eden kişiler bakımından masumiyet karinesi geçerlidir.” bilgisini verdi.
Masumiyet karinesinin temel bir hukuk ilkesi olduğunu aktaran Kutevi, “Masumiyet karinesi gereği, bir kişi hakkında mahkeme kararı kesinleşmeden suçlu kabul edilemez. Dolayısıyla, yargılama süreci devam ederken kayyum atanması hukuka aykırı olarak değerlendirilmektedir.” yorumunu paylaştı.
“AİHM ve AYM kararları uygulanmıyor”
Kutevi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda çeşitli kararları bulunduğunu belirterek, “Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli kararları bulunmaktadır. Ancak bu kararların yerel mahkemeler ve idare tarafından yeterince uygulanmadığı yönünde eleştiriler vardır. Üst yargı mercilerinin kararlarının uygulanmaması hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir.” diyerek uygulamada sorun yaşandığını söyledi.
“Toplumsal barış açısından olumsuz sonuçlar doğuruyor”
Kayyum atamalarının yalnızca hukuki değil, toplumsal boyutu da olduğunu dile getiren Kutevi, “Kayyum atamalarının, Kürt sorununun çözümü ve toplumsal barışın güçlenmesi açısından da olumsuz sonuçlar doğurduğu dile getirilmektedir.” değerlendirmesini yaptı.
Kürt halkının seçtiği belediye başkanları aracılığıyla temsil edilmesinin demokratik toplumun temel gerekliliği olduğunu vurgulayan Kutevi, “Kürt halkının kendi seçtiği belediye başkanları aracılığıyla temsil edilmesi ve iradesinin tanınması, demokratik bir toplumun temel gerekliliklerindendir. Seçilmiş kişilerin kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan görevden alınması hem seçme hem de seçilme hakkını zedelemektedir.” şeklinde kaydetti.
Toplumsal barış ve kardeşlik hukukuna dikkat çeken Kutevi, “Toplumsal barışın ve kardeşlik hukukunun güçlenebilmesi için Kürt vatandaşların iradesine, kültürel haklarına ve seçilmiş temsilcilerine saygı gösterilmesi gerekmektedir. Seçilmiş belediye başkanlarının keyfi uygulamalarla görevden alınmaması demokratik hukuk düzeninin temel şartlarından biridir.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.