AB içişleri ve adalet bakanlarının onayladığı yeni çerçeve, özellikle sığınma süreçlerinin birlik dışına taşınması ve kontrolün merkezileştirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Göç baskısının 2015’e kıyasla çok daha düşük seviyede olmasına rağmen alınan bu kararlar, aşırı sağın Avrupa siyasetinde yükselen etkisinin bir sonucu olarak öne çıkıyor.
AB Sığınma Sürecini Nasıl Değiştiriyor?
Dönem Başkanı Danimarka’nın güçlü girişimleriyle kabul edilen düzenlemelerin en kritik başlıklarından biri, üçüncü ülkelerde “geri dönüş merkezleri” kurulması. AB ülkelerinde kural dışı bulunan ya da sığınma başvurusu reddedilen kişiler, anlaşma sağlanan ülkelere gönderilecek ve sınır dışı işlemleri tamamlanana kadar bu merkezlerde tutulabilecek.
Danimarka Göç Bakanı Rasmus Stoklund’a göre bu yeni yapı, “sığınma hakkı bulunmayan kişilerin daha hızlı geri gönderilmesini” sağlayacak bir mekanizma sunuyor.
Yeni paket, ayrıca sınır dışı süreçlerinde gözaltı sürelerinin uzatılmasını, giriş yasaklarının uygulanmasını, ev aramalarını ve kişisel eşyalara el konulmasını mümkün kılan düzenlemeleri de içeriyor.
AB dışındaki bir ülkeden sığınma hakkına sahip olduğu değerlendirilen kişilerin başvuruları, birlik ülkeleri tarafından daha baştan reddedilebilecek.
Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’den AB ülkelerine yönelen sığınma başvuruları doğrudan etkilenecek. AB’nin sığınma prosedürlerini birlik dışına taşıması ve başvuruları üçüncü ülkelerde kuracağı merkezlerde değerlendirmeyi planlaması, Türkiye kaynaklı başvuruların süreçlerini daha da zorlaştırabilir.
Türkiye aynı zamanda AB tarafından “güvenli üçüncü ülke” olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türkiye’den yapılan sığınma başvurularının istisnai durumlar dışında hızla reddedilmesi anlamına geliyor.
EUAA’nın 2024 verilerine göre Türkiye’den yapılan başvuruların kabul oranı yalnızca %17.
Uluslararası Af Örgütü ise bu yaklaşımın “acımasız ve uygulanamaz” olduğunu belirterek, insanların hiçbir bağı bulunmayan ülkelere zorla gönderilmelerinin uluslararası hukukla bağdaşmadığını savunuyor. Kurum, Avrupa Parlamentosu’na bu yaklaşımı reddetme çağrısında bulunuyor.
Dayanışma Havuzu ve Mülteci Başına 20 Bin Euro
Yeni sistemde, göç baskısı yaşamayan ülkelerin dayanışma havuzuna katkıda bulunması zorunlu hale geliyor.
Kıbrıs, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi yoğun giriş alan ülkelere destek sağlanacak. Mülteci kabul etmek istemeyen ülkeler ise reddettikleri her mülteci için 20 bin euro ödeme yapmak zorunda kalacak.
AB, 2026 yılı için 21 bin göçmenin yeniden yerleştirilmesini ve 420 milyon euroluk finansman planlıyor.
Geri Dönüş Merkezleri İçin Yasal Zemin Hazır
AB, sığınma başvurularının birlik sınırları dışında işlenmesine de yeşil ışık yaktı. Daha önce İtalya’nın Arnavutluk ile yaptığı benzer girişimler hukuki engellere takılmıştı. Ancak yeni düzenlemeyle üye ülkeler, üçüncü ülkelerle kabul merkezleri kurmak için net bir yasal dayanağa kavuşuyor.
AB Göç Komiseri Magnus Brunner’a göre tüm bu adımlar, AB’nin uzun süredir eksik kalan göç ve iltica politikasını tamamlayan bir “dönüm noktası” oluşturuyor. Kararların yürürlüğe girmesi için gözler şimdi Avrupa Parlamentosu’nda.