VAN HABER

Atabay: ‘Kılık Kıyafet’ Değil, Eğitim Kalitesi Denetlenmeli

MEB’in yeni kılık kıyafet genelgesi yeniden gündem konusu oldu. Van Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Murat Atabay, öğretmenlerin kıyafetiyle değil, eğitim kalitesiyle denetlenmesi gerektiğini vurguladı.

Abone Ol

Türkiye’de öğretmenlerin kılık ve kıyafetlerine dair tartışmalar yeni değil. 1982 yılında yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik, uzun yıllardır yürürlükte. Ancak bazı dönemlerde İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin yönetmeliği hatırlatan yazılar yayımlaması, konuyu yeniden gündeme taşıyor.

2025-2026 eğitim öğretim yılı başında da benzer bir süreç yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin kamu kimliğine uygun şekilde giyinmeleri gerektiğini belirten yeni bir genelge yayımladı. Bu genelge özellikle Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün açıklamasıyla dikkat çekti. Müdürlük, tayt, kot pantolon, tişört, mini etek, şalvar ve uzun sakal gibi “uygun olmayan” kıyafetlerin yasaklanacağını duyurdu.

Bakanlık, düzenlemenin amacını mesleki saygınlığı korumak ve okul disiplinini güçlendirmek olarak açıklasa da, Van Eğitim-Sen Şube Başkanı Murat Atabay, bu adımı ideolojik bir hatırlatma olarak değerlendirdiklerini belirterek, özellikle kadınların giyimi üzerinden yürütülen bir baskı politikasının devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Atabay, iktidarın uzun süredir özellikle kadınların giyimi üzerinden kamusal alanlara müdahale etme eğiliminde olduğunun altını çizerek, “Bakanlığın bu hatırlatmayı yapmasının temel nedenlerinden biri de kadınların kıyafetine müdahale etmektir. Kendi anlayışlarına göre açık ya da uygunsuz diye tabir ettikleri giyim tarzlarını hedef alıyorlar” diye konuştu.

“Eğitimde Tek Tipçi Zihniyet Dayatılıyor”

Kılık kıyafet düzenlemesindeki amacın tek tip öğretmen ve vatandaş modeli oluşturmak olduğuna değinen Atabay, “İktidar, kendi ideolojisini hem bazı sendikalar üzerinden hem de tarikatlar, vakıflar ve cemaatler aracılığıyla okullara taşımaya çalışıyor. Bu zihniyet ne yazık ki yıllardır var olan bir devlet anlayışının devamı niteliğinde. Türk, Müslüman, Sünni, Hanefi ve erkek olmanın esas alındığı bir kalıp var. Bunun dışına çıkan herkes ikinci plana atılıyor” şeklinde konuştu.

“Öğretmenin Disiplini Kıyafetle Ölçülemez”

Atabay, bir öğretmenin mesleki disiplininin kıyafetiyle ölçülemeyeceğini belirterek, öğretmeni kravat takmadığı, saçı uzun olduğu ya da eteği diz üstünde olduğu için disipline etmenin doğru olmadığını vurguladı: “Eğer böyle bir disiplin anlayışı olacaksa önce iktidarın kendi vekillerine, bakanlarına ve bürokratlarına bakması gerekir. Kılık kıyafet üzerinden bir kalıp yaratmak ideolojik bir baskı aracına dönüşüyor.”

“Öğretmenin Kıyafeti Değil, Rahatlığı Önemli”

Eğitimde önemli olanın öğretmenin kendini en rahat hissettiği şekilde mesleğini icra edebilmesi olduğuna dikkat çeken Atabay, “Öğretmen sınıfta çocuklarla sürekli iletişimde olan, hareket halinde bir kişidir. Bir beden eğitimi öğretmeninin, bir okul öncesi öğretmeninin kravatla, topuklu ayakkabıyla rahat ders yapamayacağı ortadadır. Kişinin kendini en verimli nasıl hissediyorsa o şekilde giyinmesi gerekir. Zorlamalar öğretmenlerin motivasyonunu ve verimliliğini düşürür, psikolojik baskı yaratır” cümlelerini kullandı.

“Kamusal Alan İdeolojiye Göre Şekillendirilmemeli”

Bu tür hatırlatmaların, bazı idareciler tarafından baskı aracına dönüştürülebileceğine de dikkat çeken Atabay, özellikle yeni atanmış öğretmenlere karşı bu tür dayatmalarla mobbing oluşturabileceğini söyledi. Atabay, “Eğitim emekçileri açısından önemli olan, mesleklerini özgür ve rahat bir şekilde yapabilmeleridir. AK Parti iktidarı kamusal alanı kendi ideolojisine göre şekillendirmekten vazgeçmelidir. İnsanların ne giyeceğine karışmak yerine, eğitimde kaliteyi artıracak adımlar atılmalıdır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.