2026 Eşiğinde Umut ve Gerçek

Abone Ol

Parlak dileklerin gölgesinde değişmeyen hayatlar.

2025 yılını geride bırakmaya yalnızca bir haftadan az bir zaman kaldı.
Peki, geride kalan bir yılda hayatınızda gözle görülür hangi iyileşmeler oldu?

Karamsarlığa gerek yok. Hepinizin 2026’ya dair umutlu bekleyişlerini görüyorum. Haksız da sayılmazsınız. Zira geçen yıl umutlandığınız işler gerçekleşmedi ama olsun… Bu yıl kesin olacak.

Şöyle ki;

Açıklanması beklenen asgari ücret, nihayet insanca bir yaşama tekabül edecek.
Tüm vatandaşların ev ve araç sahibi olabilmesi için şartlar kolaylaşacak.
Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek.

Sevgili gençler, sizler de artık yarınlara umutla bakabilirsiniz. Beyin göçüne gerek kalmayacak. Gidenler de pişman olup kısa süre içinde geri dönecek.

Kadınlar sokak ortasında vahşice katledilmeyecek. Özgürce, tereddüt etmeden, arkanıza bakmadan yürüyecek; sokaklarda kahkaha atabilecek, güvenle nefes alabileceksiniz.

Emeklilerimiz için de müjdeler var elbette. Maaşlar ve sosyal haklar insanca bir yaşamı mümkün kılacak. İkinci bir işte çalışmak zorunda kalmayacaksınız. Avrupa’daki yaşıtlarınız gibi sizler de turist olarak seyahat edebilecek, gönlünüzce gezip tozabileceksiniz.

İşsizliğin, atanamamanın, mülakatlarda elenmenin, torpil düzeninin sonu gelecek. 2026 yılında rüya gibi dileklerinizin gerçekleştiği bir çağın kapısı aralanacak.

Tabii ki biz yazarlar da unutulmadık. Fon destekleriyle, maddi kaygılardan arınmış biçimde sanat ve kültür alanında üretmeye devam edeceğiz.

Ana haber bültenlerinde artık cinnet haberleri, cinayetler, dolandırıcılıklar, tacizler, tecavüzler, açlık ve sefalet olmayacak. Yasaklar ve otosansür tarihe karışacak. Bunun yerine bitkilerin sesini, kuşların göçünü, balinaların, balıkların, midyelerin serüvenini izleyeceğiz.

Maçlarda şike, esnafta hile, aşklarda çile yaşanmayacak.
Dostluklarda yalan, siyasette talan, medyada plan bitecek.

Süte su katan Hasan, mülteci gelen Afgan, kendini vakur gösteren Bakan, kilosu her gün artan Soğan, hırsızlığa ve yolsuzluğa göz yuman Başkan ve her şeyin suçlusu ilan edilen Şeytan…tarihin çöplüğünde yerlerini alacak.

Yargıyı muhalefetin üzerine salmayan, vatandaşını enflasyona ezdirmeyen, anayasasına ve yeminine bağlı bir lider yönetecek bu ülkeyi.

Ah sevgili okurlarım…
Kulağa ne kadar güzel geliyor, değil mi?

Maalesef böyle bir ütopyaya sahip olamayacağız. Çünkü burası Türkiye.

2026 yılı, geçmiş yıllara nazaran daha zor geçecek gibi görünüyor. Sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar derinleşerek devam edecek. Bunu iliklerimize kadar hissedeceğiz. Ben karamsar değilim; yağacak yağmuru, havadaki kara bulutlardan okuyabiliyorum.

Yine de yeni yıla dair umutlarınızı kaybetmeyin. Beklenen güzel günlere olan inancınızı sıcak tutun. Zira elimizde, kuru bir umuttan başka bir şey kalmadı.
Kaybedecek bir şeyimiz de yok zaten.

Çünkü yoksullaşan yalnızca cebimiz değil; sabrımız, vicdanımız, hafızamız da her geçen yıl biraz daha eksiliyor. Her yeni takvim yaprağı, bir öncekini unutturmak için çevriliyor. Dün konuşulanlar bugün “abartı”, bugün yaşananlar yarın “olağan” sayılıyor.

Biz alışıyoruz.
Ve en kötüsü de alıştıkça kabulleniyoruz.

Adaletsizliğe alışıyoruz, eşitsizliğe alışıyoruz, yoksulluğun kader olduğuna inandırılmaya alışıyoruz. Umut, artık bir talep değil; bir temenniye, hatta bir nezaket cümlesine dönüşüyor: “İnşallah düzelir.”

Her yıl aynı masal, aynı vaat, aynı takvim… Değişen yalnızca rakamlar. Takvim ilerliyor ama hayat yerinde sayıyor.

O yüzden 2026’dan mucizeler beklemeyin. Büyük sözlere, parlak cümlelere, süslü gelecek tasvirlerine de fazla inanmayın. Umudu diri tutun ama aklı uyanık bırakın. Çünkü bu ülkede en hızlı tükenen şey, umut değil; gerçeği söyleyenlerin sabrıdır.

Yeni bir yıla girerken, birbirimize parlak sözler değil; sağduyu, dayanışma ve vicdan dilemeliyiz. Umudu eksiltmeden, gerçeği göz ardı etmeden…

2026 yılı; adaletin, emeğin, insanca yaşam talebinin daha gür sesle dile getirildiği bir yıl olsun. Yeni yılınız kutlu olsun; daha eşit, daha özgür ve daha insanca günlerin ihtimalini diri tutarak…